Sütlü çay ve diş renklenmeleri

2 Temmuz 2021

Kahveye süt ekleyerek diş lekelenmesini azaltabileceğiniz gibi çay için de aynı işlemi uygulayarak dişlerinizin daha beyaz kalmasını sağlayabilirsiniz.

Çaya Konulan Süt, Diş Renklenmelerini Nasıl Azaltır?

Çayın içindeki flavinler, dişlerimize yapışmaya eğilimli ve dişlerimizi renklendiren moleküller barındırırlar. Kazein adı verilen aynı zamanda hayvan sütünde bulunan proteinlere güçlü bir yapışma özelliği vardır. Kazeinler, leke yapan molekülleri çevreleyerek dişinize yapışmalarını engeller. Süt proteinleri ve bu tarz moleküller arasındaki bağ, süt yağları tarafından geliştirilir. Bir başka deyişle, sütün içindeki yağ oranı ne kadar yüksekse dişlerdeki renklenme o kadar az olur.

Ne yazık ki renklenme üzerindeki bu etki; soya, pirinç, badem ya da hayvansal olmayan diğer türlerde geçerli değildir. Hatta bu türler daha fazla lekelenmeye sebep olabilir ama yağ oranı yüksek olan inek sütü ya da diğer hayvan sütlerinin lekelenmeyi büyük oranda azaltacağını aklınızın bir köşesinde bulundurun. Yağsız süt aynı özelliklerde değildir.

Süt, Çayın Sağlık Açısından Faydalarını Azaltıyor mu?

Çoğu insan, flavinler ve sağlığa pek çok faydası dokunan diğer polifenolleri birleştirdiği için sütün çaya eklenince, çayın yararlarını azaltacağını düşünür. Ancak yapılan araştırmalar, sütün çayda bulunan sağlıklı karışımların emme ve plazma konsantrasyonları üzerinde olumsuz bir etkisinin olmadığını gösteriyor. Çay midenizin yolunu bir kez tuttuktan sonra, sütü çayın sağlıklı bileşenlerinden ayırma konusunda vücudunuz mükemmel bir iş çıkarıyor ve onları emebiliyorsunuz.

Eğer süt içebiliyorsanız ve çayınızda bıraktığı tattan hoşlanıyorsanız bu, dişlerinizi çay lekesinden korumanın en doğru yoludur.

instagram; https://www.instagram.com/dronurozturk/?hl=tr

Yazının devamı...

Hassas dişler için 4 öneri

28 Mayıs 2021

Bir bardak buzlu su içtiğinizde, şekerli bir şeyler yediğinizde ya da sıcak çorba içtiğinizde bir veya birden fazla dişinizin, sinirleriniz aracılığıyla ilettiği his sizi yerinizden oynatıyor değil mi? Bu, hassas dişlere sahip olduğunuz anlamına geliyor.

Peki, bu neden oluyor? Dişiniz niye sıcağa, soğuğa, tatlıya ya da ekşiye, hatta kimi zaman baskıya tepki gösteriyor? Diş hekimleri de hastanın neden hassas dişlere sahip olduğunu bulmak için dedektiflik oynamak zorunda kalıyor. Çünkü dişlerin hassas olmasına yol açan, diş yapılarını zedeleyebilen ve acıyı dindirmek için kanal tedavisi gerektiren -travmadan diş hastalıklarına kadar- pek çok farklı neden bulunuyor. Bir ya da birden fazla diş en ufak bir baskıya karşı hassaslaşabiliyor. Örneğin sert bir mısır tanesini yanlışlıkla ısırdıysanız ve bunun sonucunda dişiniz kırıldı veya zarar gördüyse bu diş genelde diş hekimleri tarafından temizlendikten, doldurulduktan ya da başka şekillerde üzerinde çalışıldıktan sonra hassasiyet kazanabiliyor.

Bazen bu tür bir hassasiyetin geçmesi haftalar, hatta aylar alabiliyor. Diğer durumlarda da insanlar, dişlerini gıcırdatarak ya da ağızlarını sıkı sıkı kenetleyerek diş hassasiyetine sebep olabiliyor. Baskıya karşı gelişen bu tarz bir hassasiyet, endişe duyulacak bir durum değil. Tabii eğer bir ya da iki defa olduysa ve bir – iki gün içinde geçtiyse. Burada bunu bir uyarıcı gibi kabul etmek gerekir eğer diş sıkma veya gıcırdatma durumunuz varsa hassasiyetle birleştiği zaman çözümü için diş hekiminizi ziyaret etmeniz gerekir.

Dişlerin travmayı atlatması için zaman gerekir. Baskı hassasiyeti kalıcı bir durum haline geldiği zaman kırılmadan, çatlamadan ya da çürümeden şüphelenebilir ve diş doktorunuzu ziyaret edebilirsiniz. Isıya karşı hassasiyet, genellikle dişlerin bakımı ihlal edildiği, kimi zaman da bir veya daha fazla dişin çok kısa aralıklarla ya da çok sert travma geldiği anlamına gelebilir. Çünkü ufak da olsa yerinden kayma olabilir, böylece yüzeyinin ısırığınızı şekillendirdiği noktayı değiştirmiştir. Bu tür kaymalar, parmak emme gibi alışkanlıklar ya da bir veya daha fazla dişinizin travma görmesinden kaynaklanabilir.

Isıya, tatlıya ya da ekşi yemeklere karşı gelişen diş duyarlılığının en yaygın sebebi korunmasız dentin dokusudur. Diş minelerinin hemen altında bulunan ve mikroskobik tünelleri (tübül) barındıran sert dokular olan dentinler, diş çürümesi, diş eti çekilmesi, yemek ya da diş fırçası aşındırması yüzünden korunmasız bir hale gelebilir. Sebebi ne olursa olsun, korunmasız bölgeler diş hassasiyetine yol açarlar.

Bir veya daha fazla dişinizde duyarlılık geliştiyse öncelikle neyin sebep olduğunu öğrenmek için diş doktorunuza görünün. Duyarlılığınız basit bir diş minesi aşınması ya da diş eti çekilmesi sonucu oluşmuşsa aşağıda detaylarını bulabileceğiniz 4 altın kuralı mutlaka uygulayın:

1. Hassasiyeti azaltan diş macunlarını kullanın

Diş minesi aşınması veya diş eti çekilmesi yüzünden oluşmuş diş duyarlılığı, ne yazık ki dişlerinizde doğrudan bir sorun yoksa dolgu yaptırmakla geçmez. Bunun yerine hassasiyeti azaltan diş macunu ile dişlerinizi fırçalayın. Marketlerden satın alabileceğiniz bu tür diş macunlarının içinde, dentindeki kanalları (tübülleri) doldurarak duyarlılığı azaltan maddeler bulunur.

Yazının devamı...

Dişler beyazlatma sonrası şeffaflaşır mı?

24 Aralık 2020

Diş beyazlatma işlemi sonrasında bazı hastalar birkaç yıl sonrasında ön dişlerinde şeffaflık artışı olmasından şikayetçi olduğu durum gözlemledikten sonra bu soruyu cevaplamak istedim. Peki gerçekten dişleri beyazlatmak onları şeffaflaştırır mı?

Bu sorunun beyazlatmadan kaynaklandığını düşünmüyoruz. Diş beyazlatma sonrasında dişlerde şeffaflaşma olmaz. Olur ise de bu kalıcı değildir. Dişlerinizi belli bazı hareketlerle uç uca getirerek gıcırdatmanız bu renk farkını hissetmeniz için daha yüksek bir olasılıktır. Bu durumda dişlerin kesici kenarları köşelerine kadar aşınmaya uğrar ve bu etki prizmatik bir şekilde devam eder. Aşınan kenarlar zayıfladığından o bölgelerde şeffaflaşmış gibi bir görünüm ortaya çıkar.

Bu durumu diş beyazlatma uygularken fark etmiş olmanızın sebebi, diş beyazlatma işleminin dişlerinizi beyazlatarak kontrastını yükseltmesidir. Diş hekiminizin muayenesi ile dişlerinizi sıkıp sıkmadığınız daha net bir şekilde belli olacaktır.

Diş gıcırdatmanızı engellemek ve onları korumak için çözüm gece plağı kullanmak veya diş sıkma için botoks yaptırmaktır. Ayrıca diş gıcırdatma probleminizin kökenine de inmek gerekir. Daha kalıcı bir çözüm için diş hekiminizle beraber planlamanız gerekir.

Diğer yazılarım için; https://www.onurozturk.com/blog/

instagram: https://www.instagram.com/dronurozturk/

Yazının devamı...

Aft ve uçuklar

6 Kasım 2020

Uçuk Nedir ve Nasıl Bulaşır?

Dudakta uçuk, herpes simplex virüsünden kaynaklanır. (HSV-1). Bu virüs insandan insana tükürük veya dokunma yoluyla geçer. Çoğu insan HSV-1’e ilk defa 10 yaşından önce yakalanır.

İlk enfeksiyondan sonra virüs, yüz sinirleri içinde kalır. Bazı insanlarda tekrar aktif olabilir. Bu olduğunda dudak üstünde minik kabartılar olarak ortaya çıkar. HSV-1 bazen soğuk veya yüksek ateş yüzünden aktif olabilir. Aynı zamanda stres de uçuğun yayılmasını sağlar. Bu sebeplere duygusal stresi, diş bakımlarını, hastalık, travma ve güneşe maruz kalmayı da ekleyebiliriz. HSV-1 göz, parmak ve genital bölgelere de bulaşabilir. Fakat çoğu genital herpesin kaynağı herpes simplex tip 2 (HSV-2) dir.

HSV-1 başka sağlık sorunu olan insanlarda ciddi hastalıklara yol açabilir. Virüs aynı zamanda kullandıkları ilaçlar yüzünden bağışıklık sistemi zayıflamış insanlarda da ciddi hastalıklara yol açabilir.

Uçuk Belirtileri Nelerdir?

HSV-1 ile enfekte olmuş insanlarda ateş, baş ağrısı, bulantı ve kusma görülebilir. Ağızda ağrılı şişmeler ve açık yaralar oluşabilir. Bu belirtiler genelde HSV-1 aktif olduktan bir hafta sonra görülmeye başlanır.

Uçuk ileriki yaşlarda HSV-1 tekrar aktif olduğunda görülür. Hastalık ve stres sonrası görülebildikleri gibi, beslenme eksikliklerinde veya güneşle temasta da görülebilirler. Dudağı geren diş işlemleri nadiren de olsa virüsü tetikleyebilir. Dudak sınırları bu yaraların en çok görüldüğü yerlerdir. Nadiren de olsa ağız içinde çıkabilirler. En çok bağışıklık sistemi zayıflamış ve başka sağlık sorunları olan insanlarda görülür.

Uçuğun ilk belirtileri yanma, kaşınma ve karıncalanmadır. Bunu kızarma ve şişme izler. 24-48 saat içinde küçük kabarıklıklar çıkar. Bu kabarıklıklar patlayarak acı verici yaralara dönüşürler. Sonunda yara iyileşirken kabuk bağlar.

Yazının devamı...

Diş çürükleri ve sebepleri

15 Ekim 2020

İnsan Ağzının Dinamikleri?

Dişleriniz çürürken neler olduğunu anlamak için doğal olarak ağzınızda nelerin var olduğuna bir bakalım. Aşağıda bazı öğeleri sıralayalım.

Tükürük: Ağzınız ve dişleriniz sürekli olarak tükürük ile yıkanmaktadır. Salyamıza çok önem vermememize rağmen bu basit sıvı ağız dokularının sağlığı açısından oldukça önem taşımaktadır. Tükürük, dişlerimizi ve diğer ağız dokularını nemli ve kaygan tutar, yemekten sonra ağızda kalan yemek artıklarını uzaklaştırır, ağızdaki asit seviyesini düşük tutar, virüs ve bakterilere karşı koruma sağlar.

Mikrobiyal Dental Plak: Mikrobiyal dental plak dişlere, reçelin kaşığa yapışması gibi, yapışan yapışkan yumuşak bir yapı olarak görülür. Aslında plak bakteri kolonileri, protozoalar, mikoplasmalar, küfler ve virüslerin kümelendiği jel benzeri organik bir taşıyıcıdan meydana gelir.Bu karışımda ayrıca bakteri artıkları, beyaz kan hücreleri, yemek artıkları ve vücut dokuları da bulunur. Mikrobiyal dental plak bakterilerin dişlere yapışması ve çoğalması ile büyümeye başlar. Mikrobiyal dental plak dişlerin fırçalanmasından hemen sonra oluşmaya başlar, bir saat içinde plak ölçülebilir boyutlara ulaşır. Zamanla değişik mikroorganizma çeşitleri görülür ve plak kalınlaşmaya başlar.

Diş Taşı: Eğer yeterli zaman geçerse, plak tükürükten kalsiyum, fosfor ve diğer mineralleri emerek diş taşı veya tartara dönüşerek mineralize olur. Bu mineraller kristaller oluşturarak plak yapısını sertleştirirler. Yeni plak bu oluşan taşın en üst tabakasını oluşturur ve bu tabakada ileride taşlaşacaktır.

Bakteriler: Hepimizin ağzında değişik türlerden bir sürü bakteri hali hazırda bulunmaktadır. Bazı bakteriler iyidir. Bunlar kötü bakterilerin kontrolünde iş görürler. Sıra çürük oluşumuna gelince Streptokokus mutans en çok zarar veren bakteri türüdür. Kolayca dişe yapışır ve asit üretir.??

Diş Çürükleri Nasıl Oluşur?

Çürük için yemek gereklidir, özellikle yumuşak ve yapışkan besinler bakterilerin asit üreterek dişin minesinde (dişin dış yüzü) saldırıya geçerler. Şekerler, özellikle sükroz bakterilerle reaksiyona girerek asit oluştururlar. Bakterilerin oluşturduğu asitler dişlerinizi çürütürler. Söz konusu olan sadece şekerlemeler ve dondurma değildir. Bütün karbonhidratlı yiyecekler sindirildiklerinde glikoz ve früktoz gibi basit şekerlere parçalanırlar. Sindirimin bir kısmı ağızda başlar. Ağızda basit şekerlerle parçalanan besinler fermente olabilen karbonhidratlar olarak adlandırılır. Bu grupta, kurabiyeler, kekler, hafif içecekler, şekerlemeler, ayrıca çubuk krakerler, krakerler, muz, patates cipsi ve kahvaltılık yulaf ezmeleri örnek olarak verilebilir. Bu besinlerdeki şekerler ağızda bulunan bakterilerle birleşerek asit üretirler. Bu asitler dişlerde bulunan mineral kristallerinin çözünmesine neden olurlar. Diş çürükleri bu asitlerin dişin dış yüzünü örten minenin çözünmeye başlaması ile ortaya çıkarlar. Diş çürüğü dişin minesinden alttaki dişin iç tabakalarına doğru ilerlemesi ile başlar. Başlangıç çürük lezyonları vücudumuzun kendisini tamir etme mekanizmasıyla geri dönüştürülebilirler, bununla ilgili bir çok yardımcı ürün vardır, aralarına en etkili olanı flordur. Ev kullanımı için olan florlu gargaralar, çok yaygın olarak kullanılan florlu diş macunları bu ürünlere örnek gösterilebilir. Yemek yediğiniz her zaman ağzınızda bulunan bakteriler asit üretirler. Böylece ne kadar sık yemek yerseniz dişleriniz o kadar sık asit saldırısına uğrayacaktır.

Yazının devamı...