Çocukların dişleri beyazlatılabilir mi? Kaç yaşında bu işlem güvenlidir?

9 Temmuz 2020

Diş beyazlatma işleminin kimyasal bir işlem olduğu ve estetik beklentileri karşılayan kozmetik bir işlem olduğu hatırlanmalıdır. Yetişkinler için uygun olduğunu düşündüğümüz diş beyazlatma işlemi, çocuklar için çok özel ve sıkıntılı renkleşme yaşanan durumlarda, özel şartlar altında uygulanabilir. Çocukların dişlerinin geçirgenliği daha fazla ve diş özü bu işlemden daha çok etkilenebilir. Çocuklarınızın dişini beyazlattırmadan önce aşağıdaki kriterlere uyduklarından emin olun.

Tüm ana dişleri sürmüş olmalı, sürme işlemi tamamlanmış olmalı ve kalan süt dişi olmaması gerekir.

Tüm ortodontik tedavileri bitmiş olmalı.

(Beyazlatma işlemi, diş minesini güçlendiren kalsiyum içeren özel jellerle beraber uygulanmalı)

Eğer çocuğunuz bu kriterlere uyuyor ise diş beyazlatma işlemi, özel beyazlatma plakları yapılarak diş hekimi kontrolünde dikkatli bir şekilde uygulanabilir. Çok gerekli olmadıkça, canlı dokuya zarar verme riskini de düşünerek agresif tedavilerden uzak durulması gerekir çünkü çocukların dişleri yetişkinlerinkinden daha fazla hassasiyet gösteriyor.

Ebeveynlere sorulması gereken temel soru; diş beyazlatma işlemini çocuğun mu, yoksa ebeveynlerin mi istediğidir? Eğer çocuk istiyorsa, neden böyle bir isteği olduğu üzerinde durulmalıdır. Çünkü bunun sebebi bazen ciddi bir kişilik problemi olabilir. Bu, hafife alınmaması gereken karmaşık bir durum olabilir. Güzel bir gülüş, özgüven sahibi olmada her yaşta önemli bir etkendir.

web sitesi: www.onurozturk.com

instagram:

Yazının devamı...

Dişlerimiz neden aşınır?

10 Mart 2020

Dengeli bir beslenme sadece vücudunuzun sağlığı için önemli değil, aynı zamanda ağzınızın sağlığı üzerinde de önemli bir etkiye sahiptir. Dişleriniz, diş etleriniz ve diliniz, yediğiniz ve içtiğiniz şeylerden etkilenebilir.

Ağız sağlığınızı sağlıklı bir şekilde sürdürmek için, hangi yiyeceklerin ve içeceklerin zararlı olabileceğini ve hangilerini tercih etmeniz gerektiğini öğrenmeniz gerekir. Şekerin dişleriniz üzerindeki etkileri iyi bilinmektedir – diş kaybına neden olabilecek diş çürümelerine katkıda bulunur. Ek olarak, asit de dişleriniz üzerindeki etkisi çok yıkıcıdır.

Tüm bu sebeplerle, diş aşınması problemiyle alakalı bilmeniz gerekenleri anlatacağımız bir yazı hazırlamak istedim. Diş aşınmasının etkileri ve nasıl tespit edilip yönetileceği hakkında daha fazla şey öğrenerek, daha sağlıklı seçimler yapmak için daha iyi bir bilgiye olmanızı hedefliyorum. Bu sonuçta sağlığınıza fayda sağlayacak ve aynı zamanda yaşam kalitenizi artıracaktır.

Dişler neden kendini onaramaz?

Dişlerinizdeki mine vücudumuzun en sert ve en mineralli kısmıdır. Her dişin dış tabakasını kaplar, altındaki hassas diş kemiğini korur ve diş çürümesini önler.

Diş aşınması, diş minesinin kaybıdır ve asit saldırısından kaynaklanır. Mine aşındığında, dentin yani diş kemiği açığa çıkar; ağrıya ve hassasiyete neden olur.

Vücudumuzun diğer bölümlerinden (kemik veya kas gibi) farklı olarak, diş minesinde yaşayan hücreler bulunmaz. Bu, diş minesi bir kez yok edildiğinde, vücudumuzun onu yeniden oluşturamayacağı anlamına gelir. Bu nedenle, diş minemizin aşınmasını önlemek önemlidir. Diş minesi remineralize olabilir yani tekrar tamamlanabilir ama bu çok kısıtlı aşınmalar için asit ve mineral dengesi geri kazanılabildiğinde geçerli olan bir durumdur. Kısacası vücudumuzun diğer organları gibi direkt olarak kendini tamir etmesi çok zordur.

Diş aşınmasının teşhisi

Yazının devamı...

Ne Kadar Şeker Tüketmeliyiz?

27 Şubat 2019

Fazla şeker tüketmenin kilo almadan kansere, kronik hastalıklardan dişlerin zarar görmesine kadar birçok hastalığa neden olduğu herkes tarafından biliniyor. Bu durumda hepimizin sorması gereken şey ne kadar şeker tüketmemiz gerektiği ve bu yeter miktardan fazla şekeri nasıl azaltabileceğimiz olmalıdır.

Şeker tüketimi vücut sağlığımızı en başta ağız sağlığımızı etkileyerek bozuyor. Modern ve rafine diet ile insanoğlu 20. Yüzyılda daha önceden karşılaşmadığın şekilde şeker sebebiyle ciddi bir diş çürüğü ve birlikte gelen sorunlarıyla karşı karşıya kaldı. Bugün tükettiğimiz miktarlarda şeker insanların binlerce yıldır ulaşmaya alışık olmadığı kadar ciddi bir oranda vücudumuza yük bindirmektedir.

Amerikan Kalp Derneği (AHA) tarafından, yetişkinlerin tükettiği şekerin makul miktarlara düşürülmesi veya o miktarlarda tutulması öneriliyor. Bu kadınların için yaklaşık 6 çay kaşığı kadar şekerken erkekler için 9 çay kaşığı şeker demek. Bu miktarı hesaplarken süt ve meyve başta olmak üzere birçok gıda maddesinin şeker ihtiva ettiği, bununla beraber sık tükettiğimiz işlenmiş gıdalarda oldukça fazla miktarlarda şeker olduğu akıldan çıkarılmamalıdır.

Sağlıksız beslenme tarzında tüketilen şekerin büyük bir miktarı meyveli ya da asitli içeceklerden, kek, kurabiye gibi hamur işlerinden, dondurma gibi sütlü tatlılardan geliyor. Oldukça fazla miktarlarda şeker içeren bu gıdalara karşı tetikte olmak için satın alınan hazır gıdaların etiketlerini dikkatlice okumak gerekiyor. Bazı tahıl ürünlerine eklenen şeker o kadar fazla ki çubuk şeker kadar tatlı olabiliyor.

Şekerli gıdalar yendikten sonra ağızda tükürükle beraber diş minelerini aşındırmak için gerekli olan asitler için ideal bir ortam oluşturmaktadır. Şekerli gıda tüketimini azaltmakla beraber şekerli gıdalar tüketildikten sonra su içerek veya xylitollu (ksilitollü) sakız çiğneyerek ağız asiditesini düşürmeyi öneriyoruz. Sonrasında ise günlük bakım ve diş temizliğimizi ise aksatmadan yapmamız gerekiyor ki şekerli gıda artıklarının ağzımızda uzaklaştığına emin olalım.

Bu türde bir beslenme alışkanlığını değiştirmenin çözümü, basit ve pratik dokunuşlardan geçiyor. Yulaf ezmenizi hazırlarken bal ya da mevsiminde meyve ile tatlandırabilirsiniz. Benzer şekilde fazla şeker içerikli fırınlanmış ürünlere alternatif olarak meyvenizi dondurup tatlı olarak tüketebilirsiniz. Asitli içecekler, sporcu içecekleri, meyve suları ve fazla tatlandırılmış içecekleri bırakıp mineralli su tüketin. Dengeli ve yeterli bir beslenme alışkanlığı edinin. Sağlıklı karbonhidrat, yağ ve protein tüketmek, bunlara gerekli mineral ve vitamin kaynaklarını eklemek şeker arzunuzu dizginleyecek, sağlıklı bir yaşamın kapısını açacaktır.

instagram : https://www.instagram.com/dronurozturk/
web site : https://www.onurozturk.com/

Yazının devamı...

Gündelik Yaşamda Uygulayabileceğiniz Diş Beyazlatma Yöntemleri

2 Ekim 2018

Beyazlatma herkesle aynı şekilde uyum gösteren bir işlem değildir. Kimileri lise arkadaşlarıyla yapacağı bir buluşmada en iyi şekilde görünmek isterken, kiminin ise son dakikada beliren buluşmalarda güzel ve parlak gülüş elde etmek için 24 saatten az vakti vardır.

Sahip olduğunuz zaman aralığına göre dişlerini beyazlatmak için en iyi sonucu veren yöntemler mevcuttur.

5 dakika, 7 gün veya 1 ayınız olabilir. İşte benim en iyi diş beyazlatma yöntemlerimi içeren liste:

5 dakikanız varsa:

Dudaklarınıza ruj sürün. Dudaklarınızın rengi, kontrast sayesinde dişlerimizin daha beyaz görünmesini sağlar. Eğer dişleriniz sarı görünüyorsa, kiraz veya çiklet pembesi renkleri tercih etmelisiniz. Bu renklerin içerdiği mavi alt tonlar dişlerinizdeki beyazlığı açığa çıkaracaktır. Dişleriniz grimsi görünüyorsa bakır veya bronz tonlarını deneyin; bu renkler gri dişlerdeki beyazlığı ortaya çıkarır.

Diş hekiminizle görüşün. Diş temizliği sırasında hekim dişleriniz üzerinde doğal yollarla oluşan bir film tabakasını temizler ve biriken plak varsa bunları da çıkarır. Temizlendikten sonra dişler daha temiz ve parlak görünür, ışığı farklı yansıtır.

Hastalarım evlenirken, küçük bir evlilik hediyesi olarak onları düğünden bir gün önce çağırıyor, dişlerini temizliyor ve hızlı bir cila yapıyorum. Bu sayede fotoğraflar için daha parlak gülüşlere sahip oluyorlar. Bu, önemli etkinliklerden bir gün önce yapabileceğiniz bir şey. Endişelenmeyin, diş temizleme işlemi tamamen doğal bir işlemdir.

Sabah kahvesinden sonra su ile çalkalamak. Kahve ve çay dişlerdeki renklenmenin çok büyük sebeplerindendir ve su ile ağız çalkalayarak bu renklenme minimuma indirilebilir. Daha da etkilisi, çantanızda her zaman diş fırçası ve diş ipi taşımaktır. Böylece, her kahveden veya çaydan ortalama 30 dakika sonra dişlerinizi fırçalayıp ara yüz temizliği yapabilirsiniz. Aksi takdirde kahvenin içindeki partiküller bir sonraki yemeğe kadar biofilme yapışır ve diş yüzeyinde renklenmeye sebep olur, ayrıca dentin içerisine de penetre olabilir.

Yazının devamı...

Ramazan Ayı ve Ağız Sağlığı

23 Mayıs 2018

Ramazan ayı; biz diş hekimleri için ağız, diş ve diş eti sağlığı bozulan bir çok hastaya sık rastlamaya başladığımız bir ay. Sahur ve iftar arasında dişlerin fırçalanmadığı sürede ağızda kolayca üreyen bakteriler; diş çürüklerini, diş eti sorunlarını ve ağız kokusunu arttırıyor. Bu dönemde ağız ve diş sağlığınının normalden daha fazla dikkate alınması gerekiyor.

Bakteriler, yemeklerden sonraki 20-30 dakika içinde dişlerde asit oluşumuna yol açarak diş çürüğü yapmaya başladığından sahurda mutlaka dişlerin fırçalanması gerekiyor. Atlanırsa bu eylem gün içinde yapılmalı. Oruçluyken diş macunu yutmamak kaydıyla diş fırçalamanın orucu bozmadığı konusunda din adamlarının da mutabık olduğunu artık biliyoruz.

Özellikle iftar ve sahurlarda yemek yendikten sonra dişlerin daha özenli fırçalanması gerekiyor. Oruçlu iken yeme, içme fonksiyonlarımız azaldığından ağızdaki tükrük akış hızı oranı düşer. Tükürük bezlerinin ürettiği salgı ve tükürüğün yıkama kapasitesi azalır. Bu nedenle, bakteri varlığı açısından vücudun en zengin bölgesi olan ağzımız, temizlenemediği için sürekli kirli kalır. Bu da, zaten var olan ağız kokusunun şiddetini artırır ve onun çevreyi rahatsız edecek boyutlara ulaşmasına neden olur. Daha çok açken ortaya çıkıyor gibi görünen ağız kokusunun asıl nedeni budur.

Diğer taraftan bronşlar ve mideyle ilgili kokular da ağız kokusu ile karıştırılabilmektedir. Özellikle daha önce yediğimiz gıdalar ve midenin boş olması koku olasılığını artırabilir. Soğuk algınlıklarına bağlı enfeksiyonlar ve geniz akıntıları da koku yapabilir. Ayrıca ağız kokusunun bir diğer nedeni diş eti iltihabı ve protezler olabilir. Dişlerin fırçalanmaması sebebiyle dişlerin aralarında veya protez altlarında biriken yemek atıklarına bağlı olarak ağız kokusu olabilir. Oruçluyken ağzımızın bakımı çok iyi yapılmazsa bu koku daha da artabilir.

İftarda ve sahurda yediğimiz yemeklerden sonra ağızdaki dengeler tamamen bozulur, asit oranı artar, bakteri çoğalması için uygun ortam oluşur. Sahurda yemek yenildikten sonra hemen yatıldığı için ağız içinde temizlenmeyen plaklar daha çok bakteri üremesine neden olabilir. Bu dönemde dikkat edilmezse, diş çürükleri de ağız kokusu ile birlikte artabilir. Gece yatmadan önce ağız ve diş temizliği çok iyi bir şekilde yapılmalıdır. Diş araları, kuron ve köprüler varsa altları diş ipiyle temizlenmelidir. Ağızda hareketli protezler varsa ağızdan çıkartılıp içleri fırçayla temizlenmelidir.

Ayrıca bu özen yediğimiz besinlerde de devam etmeli. Sebze ve meyve gibi lif yönünden zengin besinlerin tüketilmesi önemli. Yanlış beslenme alışkanlığının bir yandan dişte yarattığı hasarları arttırdığı, diğer yandan tükürüğün kalitesini ve savunma gücünü düşürerek ağız hijyenini bozduğu unutulmamalı.

Diğer blog yazılarım : https://www.onurozturk.com/blog/

İnstagram :

Yazının devamı...