Gırtlaklanmaya devam!



Başbakan, Ak Parti Kongresi’nde 2,5 saat konuştu. Şiirler, anılar, hayaller falan hepsi iyi de; asıl kongreden önce yaptığı bir konuşmada söylediği bazı şeyler vardı ki...
O dediği meselenin hakkından gelmeden, bırakın 2023’ü veya 2071’i; insan burnun ucunu görüp, sağlam bir adım atamaz ileri!
Başbakan demişti ki:
“Türkiye’de en çok parayı finans sektörü kazanıyor. Hiçbir sektörde bu kadar kâr yok. Yatırım filan hak getire... Geçen gün birisine ‘Hiç yatırımda yoksun, parayı alıp mezara götüremeyeceksin. Yatırım yap hayır duası al. Finans dünyasına yatırım yaparsan, dua değil beddua gelir’ dedim.”
Bitmedi.
Söz bazı inşaat şirketlerinin balon gibi patladığına geldiğinde ise yine demişti ki:
“Bazı firmalar finansman yönetimini bilmiyor. Bakkal defteri gibi defter tutuyor. Büyük bir hırsla her yere saldırırsanız boğulursunuz. Bankalarla farklı ilişkilere giriyorlar. Bankalar sizi gırtlaklar. Sözleşmelerde ne yazıyorlar bilinmiyor.”

İşte bu sözler ortada dururken, kusura bakmayın, başka lafa hacet yok.
İyi de, bizi gırtlanmaktan kim koruyacak; kim kurtaracak?
Her şeye gücü yeten bir iktidar, nasıl olur da finans sektörü karşısında aciz kalır?
Hayret.
Yargıyı hizaya sok.
Medyayı zaptı rapta al.
Askeri esas duruşa geçir.
Ağzını açanı, doğduğuna pişman et.
Ama sıra finans sektörüne gelince...
Sus.
Pus!

Ak Parti Kongresi’nde 63 maddelik “yol haritası”dağıtılmış bir de.
63 maddeyi de okudum.
İçinde ne ararsan var.
Örnekse...
“Mahkum ve tutukluların eşleriyle bir araya gelmeleri” bile unutulmamış!.
Fakat finans sektörüne ilişkin tek satır yok.
Yani.
Durmak yok, “gırtlaklanmaya” devam!

Bu durumda merak ediyor insan.
İktidar bir yandan “finans sektöründen şikayetçi”gibi görünüp, aslında kod adı “derin gırtlak” olan bir operasyon mu yürütüyor?
Yoksa...
Uçan kuştan dahi hesap sormaya muktedir olmasına karşın, her nasılsa, finans sektörüne söz geçirmeye gücü mü yetmiyor?

Gırtlaklanmaya devam

Tek karelik kongre!

Garp cephesi aynı

Ak Parti yönetimi gerçekten “cerrahi” bir yöntemle yenilendi.
Öyle ki, yeni yönetimde yer almayanlara bakan “Vay anasını, şu kişi neden yok?” demez.
Yönetime yeni girenlere bakanların da “Vay anasını, bu da nereden çıktı?” diyeceğini, sanmıyorum.
Transferler zaten malum.
Belki tek şaşırtıcı olan “Has Parti kontenjanından” Ak Parti yönetimine alınanların Şeref Malkoç gibi, Teoman Rıza Güneri gibi adı fazla bilindik olmamasıydı.
Misal...
Abdülhamit Gül, Has Parti’de Ankara İl Başkanı’ydı.
Ak Parti’nin “garp cephesine” bakarsanız ise değişen bir şey yok.
Hani şöyle iddialı bir çıkışla, İzmir’den iki eski il başkanı Ali Aşlık ile Aydın ™engül’ü listeye alıp; birini genel başkan yardımcısı yapmak gibi bir açılıma yönelme ihtiyacı duyulmadı.
Bence mahsuru yok.
Keyifleri bilir...