AB ve Kıbrıs

Türkiye de Başbakan düzeyinde üyelik törenine katıldı. Tören için İrlandaya hareketinden önce Başbakan Erdoğan, Güney Kıbrısın, Türkiye tarafından da tanınacağını açıkladı. Gerekçe olarak özetle, "Bütün dünya tanımış, siz tanımasanız ne olur, dünya gerçekleriyle ters düşmek yanlış olur" dedi.Rumlar, ABnin ısrarla savunduğu Annan Planına hayır demiş olmalarına karşın ABye girdiler, Türkler ise evet demelerine karşın giremediler. Sonuç bu...Bu sonuç, AB tarafından aylar önce zaten ilan edilmişti. Hata veya tercih başından yapılmıştı.Şimdi, Türkiye, üyelik törenine de katılarak, sonucu kabullenmiş oldu.Sadece Rum kesiminin üyeliğini kabul etmek değil, ayrıca, Türkiye ve Yunanistanın üye olmadığı uluslararası kuruluşlara Kıbrıs üye olamaz hükmünü taşıyan 1960 anlaşmalarındaki hakkını da savunmaktan vazgeçti. ABnin bir uluslararası hukuk ihlali yaptığını dile bile getiremedi. Bundan böyle bu tür bir itiraz yapması mümkün değil.Zaten böyle bir niyeti de yok.Bunun nedeni kuşkusuz Türkiyenin Aralık 2004te ABden müzakere tarihi alma umudu. Bu umutladır ki, AB ne derse kabul ediyor.Ankara bu tutumuyla Aralık 2004 tarihine kadar AB veya Rum tarafından gelecek bütün öneri ve talepleri de kabul etmek zorundadır. Başbakan Erdoğanın hareketinden önce yaptığı konuşma bunun ilk işaretlerini de verdi.Tarih almaya kilitlenmiş hükümet, bu yönde talep edilecek ödünlere direnme irade ve gücüne sahip değil. Hedef tarih almak ve 15 - 20 yıl sonra da olsa AB üyesi olmaktır. Bu hedefi gözetmenin maliyeti ne olursa olsun ödemeye hazırdır.Bunu bilen AB, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetiminin taleplerini içine sinsin veya sinmesin yerine getirmeye çalışacaktır. Bu iktidarın siyasi tercihidir.Annan Planına ABye rağmen hayır deme özgüveni ve cesaretini gösteren Rum yönetimi, bundan böyle Kıbrıs Türklerini, bir azınlık olarak yönetimi altına almaya çalışacaktır. Belki Annan Planında daha fazla Rumlar lehine düzenleme yapılarak yeni bir referanduma da yönelmeleri mümkündür. Ama buna bile gerek görmeden bütün Kıbrısın yönetimi, hükümeti oldukları tezinden hareketle, Kıbrıslı Türklere "Yönetimimiz altında yaşayın", diyeceklerdir. Türklerin, Rum yönetiminin belirleyeceği konum ve koşullarda, azınlık olarak eklenmelerini yeğleyeceklerdir.Kıbrıs Türkü, bu yaklaşıma ne tepki verir? Yüzde 65 oranındaki evet oyuna bakılırsa, bir tepki beklemek zordur. Aksine, Rum yönetimin bu yaklaşımına evet diyerek uyum göstermeleri daha yüksek bir olasılıktır. Yüzde 65lik tercih, bu anlamda Türkiye değil, Rum yönetimi ve onun üzerinden AB tercihi olduğuna göre, karşıya koşarak gideceklerini söylemek abartı olmaz. Bu bağlamda, Kıbrıs Türkü için bir "ulusal dava"dan söz etmek de bundan sonra çok zordur.Eğer ABde "buluşmak" mümkün olmazsa, bu Türkiye için de geçerli olacaktır.Rumlar açısından tek sorun kalmıştır; o da adadaki Türk askeridir. Aralık 2004e kadar Türkiyeye her şeyi yaptırabileceklerini bilen Rum yönetimi, Yunanistan ve AB, askerin çıkarılması için bir yol bulmaya çalışacaktır.Tarih alabilme uğruna hükümetin ve askerin buna da evet demesi mümkündür. Bugüne kadar yapılanlar yapılacakların kanıtı olduğuna göre... fbila@milliyet.com.tr Güney Kıbrıs Rum Yönetimi dün AB üyesi oldu.