Fikret Bila

Fikret Bila

fbila@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları
Haberin Devamı

Bugün 10 Kasım. Atatürk’ün aramızdan ayrılışının 72. yıldönümü. Ağlamak, yakınmak yersiz ve yararsız. Büyük Atatürk’ü anmanın en anlamlı yolu, O’nu anlamak ve anlatmak olmalı.
Son yıllarda Atatürk’e yüklenmek moda oldu. 1920’lerin koşulları ve O büyük liderin ileri görüşlülüğü bir yana bırakılarak, rüzgârgülü gibi esintiye göre dönüp durmak geçerli akçe oldu.
Bütün fenalıkların başı olarak Atatürk ve Atatürkçülük gösteriliyor. Oysa, sömürgeciliğe, emperyalizme karşı mazlum uluslara örnek olacak bir ulusal kurtuluş mücadelesi sonunda, bağımsız Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran ve bizlere emanet edenin Atatürk olduğu unutuluyor, unutturulmaya çalışılıyor.
Atatürk, zamanının ruhunu ve geleceği doğru okumuş, hiçbir dogmayı esas almamış; bizlere ilim ve aklı rehber alın, öğüdüyle doğru yolu göstermiş 20. yüzyılın en büyük lideridir. Türkiye Cumhuriyeti 21. yüzyıla bir iç savaş yaşamadan ve yıkılmadan ulaşabildiyse, bu onun ileri görüşlülüğü ve Türkiye Cumhuriyeti’ni sağlam temellere oturtmuş olmasındandır.

Cumhuriyet ve demokrasi
Atatürk devriminin en büyük eseri, yıkılan imparatorluktan yarattığı Cumhuriyet’tir. İleri görüşlülüğü ise bu Cumhuriyet’i demokrasiyle taçlandırmak istemesidir. Çağdaşlarıyla kıyaslandığında, Atatürk’ün bu paha biçilmez farkı daha iyi görülür.

Çağdaş medeniyet
Büyük Atatürk’ün gösterdiği çağdaş medeniyete ulaşma ve hatta onu aşma hedefi, bu topraklarda yaşayan herkesin hedefi olmalıdır. Atatürk, bu hedefe ulaşmanın ilmin ve aklın yolundan geçtiğini çok iyi kavramış ve “size bırakacağım miras budur” diyerek, Türkiye’nin yürümesi gereken yolu göstermiştir.
Atatürk, yaşadığı dönemde Türkiye’yi hep bu yolda tutmaya özen göstermiştir. Eğitime, yatırıma, serbest ticarete, milli sanayiye, kadın-erkek eşitliğine, sanata, kültüre verdiği önemin ortak hedefi çağdaş medeniyettir.

İlim yerine din
Atatürk’ün gösterdiği ilim ve akıl yolundan sapmak; yerine dini referansları alarak yürümeye çalışmak, bizi o hedeften uzaklaştıracaktır. İnancı ve ibadeti Allah’la kul arasına bırakmak; dini siyasete alet etmemek, ancak inançlara da saygılı olmak yine Atatürk’ün izlediği yoldur. Din siyasete alet edilmemelidir. Atatürk’ü doğru anlamak bunu gerektirir.

Irkçılık haksızlığı
Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Anadolu halkına Türk milleti denir, demiştir. Bu tarifte ırkçılık yoktur. Böyle olduğu halde Atatürk’ü ırkçılıkla suçlamak, soy esaslı bir devlet kurmakla eleştirmek gerçeklerle bağdaşmaz. O’nun yapmaya çalıştığı çok etnikli, çok dinli bir imparatorluk kalıntısından, ortak kültür ve ülküyü esas alan bir millet yaratmaktır. Bu yoktan var edilmiş bir millet de değildir. Farklı etnik grupları içinde barından Türk milleti olgusunu bir üst kimlik olarak tanımlamış ve öyle görmüştür.

Ayrışma çabaları
Türkiye, yıllardır ciddi bir terör ve ayrışma sorunu yaşıyor. Ortak kültür, ortam yönler ön plana çıkarılacağına aksine farklılıklar ön plana çıkarılarak, ayrışma süreci körükleniyor ve terörle hızlandırılmaya çalışılıyor. Bu yolda mesafe alındığı da bir gerçek.
Cumhuriyet ve demokrasi içinde farklı kültürlerin yaşanmasına bir engel yok. Ancak, anadili ve kültürü yaşayıp yaşatmaktan öte, bunu ulusal ve toplumsal ayrışma ve ayrı siyasal yapılaşma aracı olarak kullanmak ve dayatmak çok farklı. Okulları, bakkalları, diğer esnafı, camileri, giderek mahalleleri hatta kentleri etnik farklılıklara göre ayırarak, yaşadığımız çatışma sürecini toplum dokusuna, günlük yaşama taşımak; ortak hedef ve ortak çıkarlara uygun bir yol değil.
Barış içinde bir arada çağdaş medeniyet hedefine doğru ilerlemek, Atatürk düşmanlığıyla değil, aksine O’nun uyguladığı ve öğütlediği, ilmin ve aklın sunduğu ileriye doğru yenileşmeyle mümkün olabilir.