Aydın Doğanın meydan okuması

Başbakan Tayyip Erdoğan dün Kelkitte, Atatürk Üniversitesi Aydın Doğan Meslek Yüksekokulu ve Doğan Organik Ürünler tesisini açtı.40 bin metrekare arazi üzerine kurulan bu tesisler gençlere yükseköğrenim olanağı sağlayabileceği gibi yöre halkına da organik tarım alanında öncü olma fırsatı sunacak.Törende yetkililer bu yatırımın yörede 1500 aileye iş olanağı yaratacağını da belirttiler. Tesis, bilimin yaşamla kaynaştığı, üretime dönüştüğü örnek bir nitelik taşıyor.Yatırımı gerçekleştiren Doğan Holding Yönetim Kurulu Başkanı Aydın Doğanın yaptığı konuşma klasik tören konuşmalarından farklıydı.Doğanın konuşmasının yatırımlara ilişkin bilgilendirici bölümü bir yana bırakılırsa Türkiyede yolsuzluk ve yolsuzlukla mücadele konusunda önemli saptamalar ve bir çeşit meydan okuma içerdiğini söyleyebiliriz.Aydın Doğan, Türkiyeyi 2001 krizine yolsuzlukların, hırsızlıkların sürüklediğini belirtti. Ülkeyi bu krize sürükleyenlerin topu topu 10 aileden ibaret olduğunu ve bunların yarısının elinde de medya olduğunu vurguladı.Türkiyeyi soyan bu ailelerin hala İstanbul Boğazının iki yakasında yatlarında, yalılarında, uçaklarında, helikopterlerinde, kumarhanelerinde zevk ve sefa içinde yaşadıklarını vurguladı.Bu hırsızlık, yolsuzluk ve soygun nedeniyle Türkiye bütçesine 43 milyar dolar ek yük bindiğini de belirtti.Aydın Doğan bu saptamaları yaparken, 45 yıllık iş hayatında hakkında tek bir usulsüzlük davası dahi açılmadığını belirterek, Başbakanın huzurunda herkesi yolsuzlukla mücadeleye çağırdı. Türkiyeyi soyanları, hırsızları, yolsuzları, bir gecede ismini değiştirerek firmaları, bankaları boşaltanları bağışlayacak mıyız diye sordu.Bu konuşma yolsuzlukla mücadele açısından kamu görevlileri kadar Türk basını için de üzerinde durulması gereken nitelikte ve önemdedir.Doğanın konuşmasında zikrettiği 10 ailenin yarısının medya sahibi olması tesadüfi değildir. Aydın Doğanın verdiği bilgiler, BDDK resmi kayıtlarında da mevcuttur.Basın, yolsuzluklarla mücadelede görevli kamu kurumları kadar hatta onlardan daha fazla işlev ve sorumluluk sahibi olması gereken kurumdur. Ancak Aydın Doğanın konuşmasında verdiği rakamlar basının yolsuzlukla mücadele bir yana, aksine yolsuzluklar, hırsızlıklar için bir araç olarak kullanıldığını kanıtlamaktadır. Medya sahibi olmak hem baskı yoluyla hırsızlık ve yolsuzluğu kolaylaştırmakta hem de ortaya çıkması halinde şantaj ve tehditle kapatılmasına yardımcı olabilmektedir.Türkiyeyi son yıllarda banka bataklığı haline getiren, ihaleleri mafya cennetine çeviren işte bu siyaset - ticaret - medya - mafya zinciridir.Bu zinciri kıracak olanların başında yine basının gelmesi gerekmektedir.Önce basın bu zincirden kendini kurtarmalı ve temizlenmelidir. Hırsızların, yolsuzların, banka hortumcularının basın adına kullanmalarına, bu kurumu araç haline getirmelerine izin verilmemelidir. Kendileriyle birlikte basın gibi kutsal bir kurumu da bataklığa çekenlerin bu sektörden temizlenmesi ancak yolsuzlukla topyekün mücadele edilmesi ile sağlanabilir.Bu mücadeleyi kendisine güvenmeyen, temiz olmayan, sicili bozuk basın organları ve gazeteciler yapamazlar. Aynı şekilde bu düzene göz yummuş, hatta bu düzenin bir parçası haline gelmiş ve ondan beslenmiş olan siyaset ve diğer kamu güçleri de yapamazlar. Önce o kurumların da temizlenmesi, sağlıklı bir yapıya kavuşturulması gerekir.Türkiyenin en önemli sorunlarından biri olan yolsuzlukla mücadelede samimi bir gayret gösterilmedikçe temiz devlete, temiz siyasete, temiz medyaya ulaşmak mümkün olmayacaktır.Aydın Doğanın dünkü Kelkit konuşması bu açıdan değerlendirilmelidir.Türk basınında her kurum ve kişi bu meydan okumayı yapabilecek hale gelmeden yetimin hakkını korumak da mümkün olmayacaktır. fbila@milliyet.com.tr