Ekonomiye dikkat!

Ekonomiye dikkat!


       Koalisyon son birkaç aydır siyasi dalgalanmalar nedeniyle sıkıntılı dönemler geçirdi.
       Cumhurbaşkanlığı seçiminin, tartışmalara rağmen sorunsuz aşılmasının ardından birbiri ardına gelen soruşturma komisyonu raporları, koalisyonun iki ortağı MHP ve ANAP'ı karşı karşıya getirdi. Ancak Genel Kurul'daki oylamalar liderlerin Yüce Divan'a gönderilmesine gerek olmadığı yönünde çıkınca gerginlik göreceli olarak yumuşadı.
       Şimdi gündemde, ANAP lideri Yılmaz'ın koalisyona katılması ve hükümetin üç liderle daha da güçlü ve işlevsel hale gelmesi beklentisi var.
       Hükümetin siyasi nitelikteki sorunları aşmasından sonra ele alması gereken önemli çalışma alanının ekonomi olduğu söylenebilir.
       Siyasi istikrarın sıkıntıya girdiği günlerde, ekonomi de ister istemez bu dalgalanmadan etkileniyor.
       Hükümetin ortaya koyduğu en önemli hedef enflasyonun düşürülmesidir. Enflasyon hedeflerinden uzaklaşılması, Türkiye için en önemli riski oluşturuyor. Bu nedenle hükümetin öncelikle ekonomik program üzerine eğilmesi gerekiyor. Yıl sonu rakamlarında hedeften uzağa düşülmesi riski olmakla beraber, yılın üçüncü ayından bu yana yaşanan gelişmeler hala umut verici. Enflasyon ilk 5 ayda yüzde 16 - 17 düzeyinde seyretmesi ikinci 6 aylık dönemde, hükümetin çok dikkatli olmasını gerektiriyor. Kamuoyuna açıklanan yüzde 25 hedefi tam olarak tutturulamasa bile enflasyonun yüzde 25 - 30 aralığında çıkması programın başarısı olacaktır. Faiz oranlarının 35 - 40 bandında tutulabilmesi bu sonucun sağlanmasında umut vermektedir.
       Hükümet ekonomi programını bu rakamların rotasında tutabilirse, 2001 yılı için yatırımlar açısından da uygun bir zemin oluşacaktır.
       Tabii en önemli sorun da bu hedeflere varılmasının sosyal maliyetinin yüksek olmamasıdır. Enflasyonu kamçılayacak, verim artışı üzerinde toplu iş sözleşmesi zam politikası izlenmemelidir. Ancak emek kesiminin geçmiş yıllar yıpranmaları da dikkate alınırsa, enflasyonun altında bir ücret politikasıyla gelirleri eritilmemelidir.
       Özellikle kamu kesiminde işçi memur arasındaki farklar ile nitelikli personelin kendi arasındaki farklar da adaletsizlik ölçüsünden çıkarılmalıdır.
       Hükümet bir yandan ekonomi programını gözetirken, bir yandan da faturanın sadece çalışan kesime çıkarılması yoluna gitmemelidir. Bu amaçla sosyal politikada da duyarlı olmalıdır. Aksi halde programın sosyal ve siyasal maliyeti yüksek olur.


Yazara E-Posta: fbila@milliyet.com.tr