Güven...

Güven...


       Başbakan Bülent Ecevit, dün kısa ve hükümetin geleceği açısından önemli bir yazılı açıklama yaptı.
       Açıklamanın özü "güven."
       Ecevit, 57. Hükümetin başarılı çalışmalar yaptığını belirttikten sonra şu vurgulamayı yapıyor, açıklamasında:
     "Bunun başta gelen nedeni, koalisyon ortakları arasındaki güven ortamı ve dayanışmadır. Koalisyon ortakları arasındaki güven ve dayanışma ortamının, yalnız hükümet düzeyinde değil, TBMM'de de devamı gerekir.
       Koalisyon ortaklarının hükümetteki ve TBMM'deki karşılıklı güveni gölgelenirse, Türkiye bundan ağır zarar görür.
       Böyle bir durumla karşılaşılmayacağını umarım."
       Ecevit'in özenle seçilmiş bu cümleleri MHP lideri Bahçeli'ye dönük mesajlar taşıyor. Başbakan Ecevit'in Bahçeli'nin, Yılmaz'ın "Yüce Divana sevk" kararının MHP'li komisyon üyelerinin oylarıyla alınmasından sonra, "hükümet başka, Meclis başka" anlamındaki sözlerine yanıt verdiği açık. Başbakan'ın açıklaması "güven"in hem hükümette, hem Meclis'te olması gerektiğini ve birbirinden ayrılmaz nitelik taşıdığını vurguluyor.
       Bu açıklamasında, Ecevit'in hükümetteki güvenin, Meclis'te güvensizliğe dönüşmesi halinde hükümetin ağır yara alacağı ve koalisyonun dağılabileceği mesajını da satır aralarında verdiğini söylemek mümkün.
       Koalisyonun kuruluş aşamasından bu yana hemen her açıklamasında "güven" unsurunun özenle altını çizen MHP lideri Bahçeli, bu mesajı önemseyecektir.
       Ecevit'in bu çıkışıyla ANAP lideri Yılmaz'a da sahip çıktığı söylenebilir.
       * * *
       SEKA arazisi dosyasına gelince...
       Arazinin tahsisi hem Yüksek Planlama Kurulu, hem de Bakanlar Kurulu kararlarına dayanıyor.
       Yüksek Planlama Kurulu Kararı'nın altında dönemin Başbakanı olarak ANAP lideri Mesut Yılmaz'la birlikte, Başbakan Yardımcısı sıfatıyla Bülent Ecevit'in, aynı sıfatla İsmet Sezgin'in ve diğer bakanlar Hüsamettin Özkan'ın, Zekeriya Temizel'in, Güneş Taner'in, Yaşar Topçu'nun, Yalım Erez'in, Mustafa Taşar'ın, Cumhur Ersümer'in ve dönemin DPT Müsteşarı Orhan Güvenen'in de imzaları bulunuyor.
       Dolayısıyla MHP'nin gösterdiği "güvensizliğin" sadece Yılmaz'ı değil, Ecevit ve diğer adı geçenleri de kapsadığı yorumu yapılıyor ki, bu da MHP'nin kararı değil, Yılmaz'ı hedef alan bir "siyasi manevra" içinde olduğu yorumuna yol açıyor.
       Arazinin tahsisine ilişkin Bakanlar Kurulu kararında ise tahsis dört koşula bağlanıyor:
       1- 55 milyon dolarlık yatırım yapılması,
       2- Yıllık 700 - 800 milyon dolarlık ihracat yapılması,
       3- 2000 kişilik istihdam yaratılması,
       4- Bölge üniversitelerinin biri için eğitim tesisi yapılması.
       Bu koşullar araziyi devralanlar tarafından yerine getiriliyor.
       Bu çerçeve içinde ANAP lideri Mesut Yılmaz'ın Yüce Divan'a sevk kararının "siyasi" olduğu yargısı yaygınlaşıyor.
       Bu koşullarda MHP'nin Genel Kurul aşamasında Yılmaz'la ilgili tutumunu gözden geçirmesi gerekiyor.
       Eğer MHP, Meclis Genel Kurulu'nda Yüce Divan'a gerek olmadığı yönünde oy kullanırsa, koalisyonun özünü oluşturan "güven" yeniden güçlenir, aksi yönde oy kullanıp, komisyondaki tutumu sürdürürse, o zaman koalisyon yol ayırımına gelir...




Yazara E-Posta: fbila@milliyet.com.tr