Meslek liseleri

Meslek liseleri


     Türkiye'nin yıllardır aşamadığı temel sorunlarından biri de eğitim. Buluğ çağına yeni girmiş 600 bin çocuk dün liselere giriş sınavı için ter döktüler. İki saatlik sınav geleceklerini büyük ölçüde etkileyecek.
     Fen, Anadolu ve bazı meslek liselerine girmek için bu sınavı geçmek gerekiyor.
     Haftaya pazar günü de 1 milyon 600 bin genç üniversite sınavına girecekler. Geleceklerini belirleyecek iki saatlik sınav olacak.
     Her iki sınav da bir yandan eğitimdeki tıkanmanın diğer yandan fırsat eşitsizliğinin en çarpıcı kanıtı.
     İster lise ister üniversite giriş sınavı olsun, eğer, iyi bir dershaneden kurs almamışsanız veya özel öğretmenlerden ders almamışsanız şansınız hemen hemen sıfır.
     Sonucu okullarımız değil dershanelerimiz belirliyor. Okullar değil dershaneler yarışıyor. Liseler neredeyse işlevsiz hale gelmiş durumda. Bu giderek ilkokullara da yayılacak gibi görünüyor.
     Üniversiteye girmek için 11 yaşından itibaren hem okula hem de dershaneye gitmek neredeyse artık bir zorunluluk.
     Tabii bu olanağı çocuğuna sağlayacak ailenin belirli bir gelir düzeyine sahip olması gerekiyor. Bütün aileler tüm olanaklarını bu sınavlar için seferber ediyorlar ama gelir dağılımındaki uçurum malum.
     Peki bu zorlu maratonun sonucunda ne oluyor?
     Milyonlarca lise mezunu genç üniversiteye giremiyor ve niteliksiz işsiz olarak kalıyorlar. 11 yıllık eğitim sonucunda, mesleksiz, niteliksiz işsizler ordusuna katılıyorlar.
     Kaç iktidar geldi geçti, hiçbiri bu soruna köklü bir çözüm getiremedi. Hepsi büyük vaatlerle geldiler, sorunun altında dağılıp gittiler. Şimdi yeni Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik de bu sorunu çözmek için hamle etmiş durumda. Üniversite sınavı yerine lisenin her sınıfında sınav yapmayı planlıyor. Sorunun kaynağını ne kadar çözer, kestirmek zor.
     Ancak, mevcut sistemin aksayan yönleri çok net saptanabiliyor. Örneğin, çocuklarımızın liseden önce yönlendirilmesi. Avrupa'da çocukların yetenek ve ilgilerine göre meslek liseleriyle normal liselere yönlendirilmesiyle bu sorun büyük ölçüde çözülmüş durumda. Oysa bizde her çocuk normal liselere yönlendiriliyor. Çünkü, üniversite açısından yolu en çok olanlar liseler. Oysa girişin ne kadar zor ve tesadüfi olduğu da ortada.
     Gelişmekte olan ülkeler için en önemli gereksinim olan meslek liselerinin ise üniversiteye giriş yolları tıkalı. Meslek lisesi öğrencilerine sadece meslek yüksek okulları için bir kolaylık gösteriliyor. Ama mühendislik fakülteleri için bir özendirme yok. Aksine normal lise mezunlarına göre puanlama sistemi aleyhlerine. Bu durum da meslek liselerine yönelmeyi olumsuz yönde etkiliyor. Oysa meslekleri itibariyle üniversiteye girişleri özendirilse belki liselere yönelme de artacak. Bu iki yönlü fayda sağlayacak. Hem kendi alanlarında altyapı öğrenimi görmüş gençler alanlarında mühendislik öğrenimi alabilecekler, hem de üniversiteye giremeyenler mesleksiz ve niteliksiz işsiz olmayacaklar.
     Türkiye ilk öğrenim sürecinde bu seçmeyi ve yönlendirmeyi yapabilse, sorunu büyük ölçüde hafifletebilecek.
     Bunu söyleyen çok ama yapan yok.