İnsanın SSM’de yatıya kalası geliyor!

Geçtiğimiz hafta performans sanatını ana hatlarıyla anlatıp Sakıp Sabancı Müzesi’nde (SSM) açılan Marina Abromoviç sergisinin Akbank Sanat’taki bölümüyle ilgili izlenimlerimi yazmıştım. Sergiyi gezmeye bu hafta Sabancı Müzesi’yle devam ettim.

Serginin ilk katında Marina Abramoviç’in performans videoları yer alıyor. Daha önce  bir bölümünü Youtube videolarında izlediğim bu performansları büyük ekranlarda görmek etkileyiciydi. Benim kadar, izleyicide de benzer duygular sezdim. Ne güzel ki çoğu gençlerden oluşuyordu ve büyük bir dikkatle videoları seyrediyorlardı. Kalabalık sergi mekânlarının gürültüsü çok olur. Ama Sabancı Müzesi’ndeki kalabalık, videolar karşısında pürdikkat kesilmiş, sessizce izliyordu görüntüleri. Müzeye huzurlu bir sessizlik hakimdi.

Beni en çok etkileyen iki videoyu sıraya koymuştum. Peş peşe izledim onları. Önce “The Lovers, The Great Wall Walk”ı (Âşıklar, Çin Seddi’nde Yürüyüş). 1988 tarihli bu videoda Marina Abromoviç ve 12 yıl birlikte çalıştığı, hayatını paylaştığı sanat partneri Ulay’ın Çin Seddi üzerinde gerçekleştirdikleri performans gösteriliyor. Aslında başlangıçta hedef ortada buluşmak ve orada evlenmek. Ama gerekli izinleri almak uzun zaman sürüyor. Bu süreçte Ulay, Marina’yı aldatıyor ve ayrılmaya karar veriyorlar. O sırada izin çıkıyor. Ayrılmalarına rağmen performansı gerçekleştiriyorlar. Abramoviç Çin Seddi’nin doğu ucundaki Shanhai Geçidi’nden, Ulay Gobi Çölü yakınlarındaki batı ucundan birbirlerine doğru yürümeye başlıyorlar. Tam 90 gün sonra buluşuyorlar. Evlenmeyi planladıkları noktada 12 yıllık ilişkilerini bitirip vedalaşıyorlar. O buluşma anındaki bakışlarına dikkat etmenizi isterim. Özellikle Marina’nınkilere. Şaşkın, üzgün, kararlı.

Ardından, 2010 tarihli “The Artist is Present (Sanatçı Burada)”yı izlemeye koyuldum. New York Modern Sanatlar Müzesi’ndeki (MoMA) performansta Abrovomiç kırmızı elbisesiyle bir masanın ucunda oturuyor. Omzundan sarkan saç örgüsü, başı önünde, elleri dizlerinin üstünde. İzleyicilerden biri karşısına oturuyor, Marina başını kaldırıyor; göz göze bakmaya başlıyorlar. Sonra diğer izleyiciyle aynı şey tekrarlanıyor. Tam 736 saat sürüyor performans. 1675 kişiyle göz teması kuruyor sanatçı. Bunlardan biri de 20 yıldır hiç görüşmediği Ulay oluyor. Marina hafifçe başını kaldırıyor, karşısında Ulay’ı görünce tatlı bir gülümseme yayılıyor yüzüne. Bakışları birbirine değerken kim bilir neler geçiyor akıllarından? Ulay’ın gözlerinde, yüzünde “N’apalım, hayat...” dercesine bir ifade. Marina az sonra usul usul ağlamaya başlıyor, ellerini uzatıp Ulay’ın ellerini tutuyor. İki insanın birbirlerine bakışındaki özlem, sevgi, dostluk, keder, sevinç... Yazsan yazılmaz. Marina Abromoviç bunu gözleriyle yapıyor. Ulay da.

Bu iki performans videosunun ardından alt kata indim. O gün canlı performansları olan sanatçıları izledim. Marina Metodu’nun deneyimlendiği 3. katı da gezdikten sonra çıktım müzeden.

Ama bir ‘yarım bırakmışlık’ duygusuyla.

Çünkü tüm videoları izlemek istiyor insan. Metodu anlatan çalışmaların hepsine katılmak, sergi boyunca değişen sanatçıların tamamını izlemek. Yani aslında insanın SSM’de yatıya kalası geliyor.