Kadın, müzede sahnedeydi

Kadına şiddet gibi kapanmasına bir türlü fırsat verilmeyen yaraya sanat yoluyla şifalı bir dokunuş da Sakıp Sabancı Müzesi’nden geldi. 7-15 Ağustos tarihleri arasında Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi’nin (SSM) ve Sabancı Vakfı’nın katkılarıyla düzenlenen Müzede Sahne etkinliğinin dördüncüsü “Adı Sanı, İsmi Cismi” başlığıyla topyekûn kadın temasını işliyordu. 

2016’dan bu yana Emre Koyuncuoğlu’nun sanat yönetmenliğini üstlendiği Müzede Sahne tematik bir gösteri sanatları festivali. Bu yılki temanın kadın olarak belirlenmesinde amaç pandemi döneminde, evlere kapanılmasıyla birlikte artan şiddete maruz kalan, zorlanan, tehdit altında yaşayan ve hayatını kaybeden kadınların sesi olmaktı. Öte yandan etkinlik bununla kalmadı, mesleki alanda özel tiyatroları temsilen tiyatro sektöründeki üretim ve uygulama süreçlerinin iyileştirilmesi ile profesyonelleşmesini hedefleyen Tiyatro Kooperatifi’ni destekledi. Pandemide ağır darbe alan sahne sanatlarına anlamlı bir katkı sundu.

SSM’in bahçesinde gerçekleştirilen Müzede Sahne’nin programında toplam 14 yapım yer aldı. Ayrıca; Sabancı Üniversitesi Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Çalışmaları Mükemmeliyet Merkezi (Su-Gender) iş birliğinde paneller ve söyleşiler gerçekleştirildi. Boğaziçi Üniversitesi Cinsel Tacizi Önleme Komisyonu, Okan Üniversitesi Cinsel Tacizi Önleme ve Destek Çalışmaları Komisyonu, Susma Bitsin, Mor Çatı ve Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun yer aldığı paneller de ücretsiz olarak düzenlendi. Söyleşilerde özellikle kadına şiddet, taciz ve hak arama konuları, kadının sahnedeki temsiliyeti değerlendirildi.

Gösterilerin tümü, Sağlık Bakanlığı’nın Covid-19 önlemleri doğrultusunda sosyal mesafe kurallarına uyularak gerçekleştirildi.

Sakıp Sabancı Müzesi Müdürü Dr. Nazan Ölçer, etkinliği şu sözlerle değerlendirdi: “Sanat yönetmenimiz Emre Koyuncuoğu ile birlikte bu yıl Müzede Sahne’de kadınları odağına alan bir program oluşturduk. Bir hafta boyunca oyunlarla, panellerle, etkinliklerle kadını konuştuk. Umuyorum ki bu derin toplumsal yaramıza tiyatro aracılığıyla bir nebze de olsa dikkat çekmeyi başarabildik. Kültür ve sanat, global ölçekte hayatı durma noktasına getiren dönemlerden çıkmak için her zaman iyi bir ilaç olmuştur. Oluşan kasvetli havanın sanatın ışığıyla aydınlanmasını dilerim.”  

Müzede Sahne’nin Sanat Yönetmeni Emre Koyuncuoğlu ise şu yorumu yaptı: “Kadın kuruluşlarının, örgütlerinin aktif  çabalarına rağmen artmakta olan kadına yönelik şiddet, tecavüz, taciz vakaları, kadının kendi bedenine sahip çıkma mücadeleleri ve halen geçerli olan İstanbul Sözleşmesi gibi haklarının yeniden sorgulanmaya başladığı bu dönemde biz de Müzede Sahne’yi kadın oyunlarına, kadın oyun yazarlarına ve bu alanda farkındalık üreten sivil toplum platformlarına ayırarak bir başka alanda daha dayanışma örneği göstermeyi amaçladık.”

Tiyatronun, Ölçer’in de dediği gibi kadın şiddetine dikkat çektiği muazzam bir etkinlikti. Aynı zamanda çok özel bir dayanışma örneği. Gerçek ve anlamlı meydan okuma böyle olur. Kadın, müzede sahnedeydi ve çok güçlüydü. Emeği geçen herkesi tebrik ederim.