Neler oluyor işime?

17 Ekim 2020

Bu soruyu gerek firmada görev yapan gerekse kendi işini yapan her dünya vatandaşı kuruyor şu aralar. İşimiz ve iş yapış şeklimiz dünyanın içinde bulunduğu muğlak durum gereği bambaşka bir hal aldı. Şartlar tamamen bizden bağımsız belirsizlik içinde rotasız bir şekilde devam ediyor. Planlar günlük, aksiyonlar plansız seyrediyor. Aslında daha öncesinde bildiğimiz ancak şirket ve sektör bazında seyreden Vuca dünyasının tam ortasına düştük. Vuca ne demek peki?

Soğuk Savaş’ın bitmesi ve tehditlerin ortaya çıkması neticesinde yeni güvenlik ortamını tanımlamak için ABD ordusu tarafından ortaya atılan VUCA kavramı, bulunduğumuz dönemin şartlarını anlamak için giderek daha fazla kullanılmaya başlandı. Değişken (volatile), belirsiz (uncertain), karmaşık (complex) ve muğlak (ambigious) olarak açıklanan VUCA kavramı, 2000’li yıllarda ortaya iyice belirginleşen gelişmeler iş dünyasında da sıkça konuşulur oldu. Değişkenlik, değişimin hızının ve boyutlarının gittikçe artmasına; belirsizlik öngörülemezliğin en belirleyici kural olmasına, karmaşıklık parçalar arasındaki ilişkilerin kurulmasının zorlaşmasına ve muğlaklık da çevremizdeki olguları anlamlandırmakta zorlanmamıza işaret ediyor.

Gördüğünüz gibi tüm gezegen VUCA DÜNYASI oldu çıktı.

VUCA’nın açılımını yapmak gerekirse:

Değişkenlik (Volatility): Çevredeki değişikliklerin sıklığı olarak tanımlanabilir. Değişkenlik eğilimi, önceden bilgilendirilmiş ve hazırlanan öngörü mekanizmalarının yokluğuyla hızlı bir uyum sağlamayı gerektirir. Değişken atmosferler, daha iyi beklenti sağlayacak makroekonomik perspektifleri olan dönüştürücü liderleri gerekli kılar.

Belirsizlik (Uncertainty): Geleceği iş açısından görememe olarak tanımlanabilir. Belirsizlik, karar verme yeteneklerini bulanıklaştırarak projelerde ve stratejik planlamalarda gecikmelere neden olur. Risklerin ve fırsatların açıkça tanımlanması ve kontrol edilebilir çözüm yolları, belirsizlikteki ilk önceliklerdir.

Karmaşıklık (Complexity): Şu anda verilerdeki veya durumlardaki nedensellik analizinde güçlük çekiyoruz. İş dünyası liderleri şimdi birbirine bağlı bir sisteme maruz kalıyorlar; hangi faktörün diğerini tetiklediği tahmin etmekte zorluk çekmektedir.

Yazının devamı...

Çocuk Temelli Okul Fikrinin Kurucusu Güzel Yürekli Kalbi Kendinden Güzel Adam Evrensel Kamil

30 Temmuz 2018

ÇOCUK TEMELLİ OKUL dediğimde çok anlaşılır değil ama hikayenin tamamı çok umut verici ve heyecanlı…

Yeni Bir Eğitim Sistemi…

Güzel Yürekli Kalbi Kendinden Güzel Adam

EVRENSEL KAMİL bu başarı hikayesinin kahramanı o…

O çok normal değil yani sıradan değil. Mesela Balat’ta oturma hayali varmış şu an Balat’ta oturuyor. Şimdinin gençleri yüksek yüksek binalarda oturup lüksü yaşamayı tercih ederken o yaşanmışlıktan besleniyor. Balat’taki yani ÇUKUR’daki ara sokak esnafla eş dost olmuş. Balat’taki her insanın hikayesi var diyor Emre bu beni çok etkiliyor diyor. Çok insanlı hayatı çok lüks hayata tercih eder yargısı oluşturdu bende mesela. Çok rahat hissediyorsunuz onun yanında kendinizi çünkü sizi dinleyen bakışları var. Çocuklarda bunu keşfettiği için onunla aynı yolda yürüyor galiba. Ben devlet memuruyum hiçbir şeyi değiştiremem deyip köşesine çekilen milyonlarca insanlardan değil o. Çok kez hayır cevabı almıştır eminim ama o vezgeçmemiş... Bence çok normal insanlar yaratıcı insanlar olamıyorlar zaten. Benim hayallerim arasında yer alan bir gün Türkiye’de eğitim sistemini değiştirenler arasında yer alacağımdı. Bu güzel yürekli kalbi kendinden güzel adam umutlarımı tekrar yeşertti.

Hadi biraz onunla sohbetimizi okuyalım. Haaa bu arada ancak bir kısmını paylaşıyorum çünkü sistem bir derya deniz ...

Bir yer düşünün ki çocukların ilgi ve ihtiyaçlarına göre tasarlanmış. Düşünün ki çocuklar birlikte keşfedip, üretim yapıyorlar. Hayal Gücü Merkezi’ne Hoşgeldiniz!

Eğitime farklı bakan bir öğretmen Emre Alettin Keskin. Gelenekselleşmiş eğitim uygulamalarının çocuklar üzerindeki hayal gücünü kısıtlayıcı etkisini en aza indirmek için çıkmış bu yola.’’ Daha üretken, mutlu, kendi ihtiyaçlarının farkında olan bir toplum ve dünya hayal ediyorum.Böyle bir toplum ve dünyanın soran, keşfeden, üreten çocuklar sayesinde olacağına inanıyorum.’’ diyor.

Yazının devamı...

Etlere Dans Ettiren!!! Mavi Gözlü Adam…

25 Aralık 2017

Eveeet sevgili okurlar yine bir başarı hikayesi ile satırlarınızdayım.

Bu mavi gözlü Jön kıvamındaki bu yakışıklı kasap ta kim derseniz hemen soruyum, hadi onu tanıyalım biraz;

Sevgili Murat Pala, sen kimsin? Nesin, kimin fesisin?

VEEEE Bu hikaye nasıl başladı ?

1977 doğumluyum. Selanik kökenli bir ailenin en ufak çocuğuyum. Babam biz çocukken Almanya’ya çalışmaya gittiği için 4 kardeş olarak birbirine bağlanarak hayata karşı gardımızı aldık yıllarca. Babam Almanya’dayken babam ve amcamla çok uzun yıllar beraber kasap dükkanı işlettiler. Ben askere gidene kadar da kasap dükkanında çalıştım. Yıllarca etlerin içinde büyüdüm diyebilirim. Ama biliyorsunuz akraba içinde iş yapmak çok zor olur. Aynı zorluğu biz de yaşadık ve işimizi amcamlarla ayırmak durumunda kaldık. Sonrasında eniştemle birlikte İzmit merkezde züccaciye dünkanı açtık. İnsan ilişkileri benim için çok kıymetli ve çok sevdiğim bir detay olduğu için züccaciyeliği de çok sevdim. Ancak ekonominin durumu gereği BABA Mesleğine dönemeye karar verdim.

ŞOK ŞOK ŞOK, Dur bir dakika Hikayenin en havalı kısmına ‘’ BABA MESLEĞİNE DÖNMEYE KARAR VERDİM’’ diyerek usulca haksızlık edemezsin… O zamanları anlatsana neler yaptın da bu etler bu kadar lezzetli oluyor. Çünkü senin etler dile geliyor arkadaş…

Efendim teşekkür ederim. Şunu söyleyebilirim içimdeki et aşkı ortaya çıktı diyebilirim. Ben bu işletmeyi 2013‘ün Mayıs’ında açtım. Gençliğimde etlerin içinde büyüsem de sıradan olan şeyler beni mutlu etmedi hiçbir zaman. Bu işe başlarken yarım kilo kıyma ya da 1 kilo pirzola tartmak için ya da ızgarada köfte pişirmek için başlamadım. Bu işe eğitimini alarak kendimi akademik olarak geliştirerek başladım. Mutfak Sanatları Akademi’sinde eğitimler aldım. Günaydın Restaurant’ta staj yaptım. Bu işi Türkiye’de iyi yapanların (Murat Türkoğlu) yanına gittim onlarla çalıştım. Kendimi geliştirmek için sürekli araştırdım hala da araştırıyorum. Mesela Afyon’da bir ustanın yaptığı et yemeğinin ününü duydum ve atladım gittim adamın yanına. Orada onunla bu yemeğin tüm inceliklerini öğrendim. Haaa şu da var, yemek konusunda biliyorsun komşu kadınlar birbirlerine poğaça tariflerini vermezken değil ki şahane bir yemek tarifini asla vermez bir usta amaaa ben aldım. İşte orada insan ilişkileri kabiliyetimle övünebilirim.

Ben insanları mutlu etmeyi seviyorum. Veeeee lezzetli etler yemek insanları çok mutlu ediyor. Daha ne isteyeyim?

Yazının devamı...