Akıl almıyor!

Hatırlarsınız bir dönem mutasyonlu virüs tehlikesi olan ülkelerden Türkiye’ye gelen yolcular tedbir amacıyla Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Genel Müdürlüğü’ne ait bazı yurtlarda karantinaya tabi tutulmuşlardı. Ve yok temizdi pisti, şöyleydi böyleydi diye bir sürü şikayeti de beraberinde getirmişti. Bazı televizyon kanallarında, özellikle temizlik konusuna yönelik şikayetlerini bizzat kendi kulaklarımla duymuşluğum var. Temizlik göreceli bir şey. Bana temiz gelir, sana pis. Çözümü kolay; neticede su ve sabunla çözersin problemi. Aklarsın, paklarsın mis gibi yaparsın. Ama ahlak ve vicdan kirliliği su ve sabunla akıp gitmez. Şimdi, “Bu konuyla ne alakası var?” diyeceksiniz. Buyurun işte şöyle bir alakası var:

Anlatacağım olay güller diyarı Isparta’da bulunan Murat Hüdavendigar KYK Erkek Yurdu’nda meydana geliyor. Malumunuz geçtiğimiz dönem öğrenciler uzaktan eğitim sebebiyle okula gidemediler. Başka şehirlerden gelip yurtlarda kalanlar odalarına dönemedi. Eğitim ve öğretim yılı tamamlandığında “Nasıl olsa geri dönücem” diyip bazı şahsi eşyalarını odalarındaki kilitli dolaplarında bıraktılar. Haklılar! Getir götürle uğraşmanın anlamı yok. Arkadaşımın oğlu da böyle düşünenlerden biri. Bu yıl karşılıklı eğitim başladı diye çok sevindi delikanlı. Ağzı kulaklarında gitti Isparta’ya. Ama daha ayağının tozuyla ilk şokunu yaşadı. Yurdun tahsis ettiği dolabın kilidi kırılmış ve içindeki kışlık montu, botu, saç kurutma makinesi alınmış. Üstelik sadece onun değil birçok arkadaşının daha başına aynı şey gelmiş. Kim aldı, ne zaman aldı? Bunların hepsi muamma. Yurt yönetimi “Yapacak bir şey yok” diyerek geçiştirivermiş işi.

Bu yurtlarda kalan çocuklar genelde dar gelirli ailelerin çocukları. Günümüz koşullarında ailelerin yaptığı büyük fedakarlıklar sayesinde okumaya çalışıyorlar. Bu çocukların mallarına zarar verenler, zarar görmesine göz yumanlar bunun vebalini nasıl ödeyecekler bilinmez.  Dolaylı olarak herkes töhmet altında. Bu ahlak ve vicdan kirliliği ne suyla ne de sabunla temizlenebilir. Tabi onlarda varsa!

Bodrum’da alternatif sanat mekanı

Bodrum Marina’da yıllardır hizmet veren Marina Yat Club’ın içinde yeni bir sanat galerisi hizmete girdi. Kentte alternatif sanat mekanı olarak düşünülüp tasarlanan meRQez Art, disiplinler arası birçok sanatçı ile “sanatı ve günceli” yarımadanın merkezinde toplayıp izleyiciye interaktif deneyimler sunmayı amaçlıyor.

MeRQez Art‘ın kurucusu Şenkar Öztüzün, uzun yıllardır süregelen “Bodrum&Sanat” ilişkisini, Bodrum Marina Yacht Club bünyesine dahil ederek “mekan içinde mekan” anlayışını benimsiyor. MeRQez Art sanatı, sanatçı odaklı yaklaşımı ile daha ulaşılabilir kılmak amacı ile “alternatif sanat mekanında” buluşturuyor.

MeRQez Art, 2021 haziran ayında Barış Sarıbaş Rebirth-Yeniden Doğuş adlı solo resim sergisi ile başlayan sanat yolculuğuna sırasıyla ‘Derin Tesirler Sessizdir’ adlı karma resim sergisinde sanatçılar; Duygu Aydoğan, Merve Çetin, Metin Kalkızoğlu, Özgür Soğancı, Yiğit Can Alper ve Tao Ulusoy’u ağırlayarak devam etti. Ardından Azerbaycanlı sanatçı Behruz Kuul’un Post Heaven-Cennetten Sonra adlı solo resim sergisine ev sahipliği yaptı. Sanatçı Güven Kıraç’ın Distopya adlı solo resim sergisi ve Doğu Çankaya’nın Home, Tenten ve Bazı Güzel Sözcükler adlı solo resim sergileri ile devam eden yolculuk 2 Kasım’a kadar sürecek olan Sonsuzbahar adlı ikinci karma sergiyi sanat severlerle buluşturuyor.

Bu sergide usta sanatçılar Ali Atmaca, Ayşen Karakaya, Banu Tarhan, Ender Güzey, Kadir Akorak, Mustafa Altıntaş, Muzaffer Akyol ve Setenay Özbek’in eserlerinden seçkilere yer veriliyor. Sergilerin yanı sıra Serdar Taşçı’nın Felsefe ve Sanat Patikalarında Aradığım Bir Şey/ler Var adlı söyleşi ve Halikarnas Balıkçısı Cevat Şakir Kabaağaçlı’yı anlatan Akdenizin Ebedi Genci adlı kitabın tanıtım etkinliği ve anma etkinliklerinin de yapıldığı alternatif sanat mekanı meRQezart, yıl boyunca fotoğraf, resim, heykel, söyleşi etkinliklerine devam edecek. Sanat Danışmanlığını Tahsin (Tao) Ulusoy, Sanat Direktörlüğünü ise Süreyya Çingigiray’ın yaptığı meRQEz Art’a mutlaka uğrayın derim.