Bodrum’da şölen mevsimi

Şükürler olsun, sonunda Bodrum’da yağmur sezonu başladı. Çiçekler, böcekler, ağaçlar, dereler, barajlar ve elbette biz insanlar çok özledik kendisini. Deli deli yağıp su taşkınlarına, sellere sebep olmadığı sürece, hepimiz mutlu mesut yaşar gideriz. Yeter ki özlemi çileye çevirmesin. Aslında şimdi tam şov zamanı. Gökyüzü, bulutlar kim bilir ne valsler yapıp ne muhteşem sahneler sergileyecek... Gökyüzü balesi misali... Bu görsel şölene zaman zaman eşlik eden yağmur kokusunu unutmamak lazım. Çisil çisil yağan yağmur kokusu... Kendisinin bir kokusu olmamasına rağmen toprağı uyaran o romantik pastoral koku.

Yağmur yağdıktan sonra oluşan koku kokteylinin başkahramanı Petrikor olarak adlandırılıyor. Yunanca kökenli bir kelime. Petras taş, kaya; ichor ise tanrıların damarlarında akan esans anlamına geliyor. Bu nasıl iddialı, nasıl uçuk bir tanımlama di mi? Yunan mitolojisi, her alanda mücevher gibi parlıyor.

***

Mis gibi kokan bu kokteylin hammaddesi Geosmin adı verilen, rayihalı bir alkol. Bileşenleri sadece uzun kuraklık dönemlerinde bitki ve bakteriler tarafından üretilerek toprağa salındığı için, yazın ortasında veya sonbaharın başında yağan yağmurlardan sonra güçlü şekilde algılanabiliyor.

***

Öyle kokular var ki hissettirdikleriyle mutlu eden, hatıralarımızı anımsatan, ummadığımız bir zamanda bizi yolculuğa çıkarıp onlara götüren ve asla unutulmayan... Annesinin kokusunu unutabilir mi insan. Peki ya evlat kokusunu unutmak mümkün mü? İnsan burnunda bin civarında değişik koku reseptörü bulunuyor. Çevremizdeki kokuları yabancılık çekmeden tanımamızın nedeni, kuvvetli bir koku hafızasına sahip olmamız. Koku alma duyusu ile hafıza, etle tırnak gibi birbirine sıkı sıkıya bağlı. Algılanan her türlü koku, özel bir kodlamayla beynimizdeki ‘koku belleğinde’ arşivleniyor. Kokunun bu denli etkileyici olmasının bilimsel nedeni ise, beyne emri iletirken en kısa yolu kullanıyor olması. Diğer duyular beyne ulaşmak için uzun bir mesafe kat ederken koku, anında gerçekleşen tepkimelerle kendini belli ediyor.

***

Kokuların gücü bununla sınırlı değil; öğrenme, hatıra, bilinçaltı ve deneyimler üzerinde de önemli etkilere sahip. Duygusal hatıralara son derece bağlı olan kokular, insan psikolojisi üzerinde iyi ya da kötü birçok his oluşturabiliyor.

Bodrum’da şölen mevsimi

Ruhunuzda problem mi var?

İngiliz doktor, bakteriyolog Edward Bach’ın geliştirdiği ve kökeni 1930’lara uzanan Bach çiçekleri terapisinin temeli, çiçek özlerindan hazırlanan karışımlara dayanıyor. Dr. Bach, bedensel rahatsızlıkların temelinde ruhsal denge bozukluklarının yattığını fark etmiş. Son yıllarda üzerinde önemle durulan bir tez konusu var. Artık gerçeğe çok yakın olan bir tezden bahsediyorum. “Ruhumuzda bir problem varsa, bunu çözemiyorsak; bu, bedenimizi etkilemeye başlıyor ve hastalanıyoruz.”

Dr. Bach, yaptığı araştırmalar sırasında doğadaki bazı çiçekler ile bazı duygusal durumların bağlantısını keşfetmiştir. İddiaya göre, bu çiçeklerin homeopatik özleriyle bazı duygusal durumları değiştirmeyi başarmış.         Dr. Bach, insanda toplam 38 adet negatif duygu durumu ve davranış özelliği bulunduğunu ve bu duygu hallerine yönelik uygun çiçekleri belirlemiştir.

Ve 38 çiçek özünün şifalı enerjilerini kullanarak, hastalıklara neden olan negatif duyguların çözümlendiği bir terapi sistemi geliştirmiş. Amaç, kişinin enerjisinde değişim yaratmak.

***

Çiçek özlerinden oluşan ve kişilerin ihtiyaçlarına göre hazırlanan karışımlar dört hafta boyunca, günde dört defa, her seferinde dilin üzerine dörder damla damlatılarak kullanılıyor. Alınan sonuçlar ise, kişiye ve soruna bağlı olarak değişiyor. Yeni oluşmuş bir sorun daha hızlı çözülürken kaynağı çocukluğa giden problemlerin çözümü daha uzun sürüyor. Yine iddiaya göre, rescue (hayat kurtarıcı) formülü uygulandığında dakikalar hatta saniyeler içinde sonuç alınabilirken diğer karışımlarda terapi aylar sürebiliyor.

Hangi çiçek özü hangi duygu için kullanılıyor?

Misk otu: Çekingenseniz, bir durum ya da olaydan korkuyorsanız (diş doktoruna gitmekten, topluluk önünde konuşmaktan).

Dere menekşesi: Ruhsal anlamda kendinizi dışarıya kapattıysanız, kimseyle temas kurmak istemiyor, insanlardan kaçıyorsanız.

Hindiba: Mülkiyete çok fazla önem veriyor ve herkesin sizin değer yargılarınıza uygun davranmasını bekliyorsanız.

Kantaron: Başkalarına iyi görünmek için “hayır” diyemiyorsanız.

Kiraz eriği: Kendinizi kontrol edememekten korkuyorsanız.

Melez çam: Başkalarıyla karşılaştığınızda kendinizi değersiz hissediyorsanız, özgüven eksikliği yaşıyor, hata yapmaktan korkuyorsanız.

Kasık otu: Mutluymuş gibi davranarak sorunlarınızı bastırıyorsanız.

Hanımeli: Geçmişi unutamıyor, özlem duyarak hüzünleniyor, acı çekiyorsanız.

Kızıl kestane: Sevdiğiniz insanlar için gereğinden fazla kaygılanıyor, başlarına kötü şeyler geleceğinden korkuyorsanız.

Çam: Suçluluk duygusu yaşıyor, başkalarının hatalarından bile kendinizi sorumlu tutuyorsanız.

Ceviz: Bir geçiş dönemi yaşıyorsanız, yeni karşılaştığınız durum veya ortamlara alışmak için yardıma ihtiyacınız varsa, değişimden ve olumsuz dış etkilerden korunmak istiyorsanız.

Ak kestane: Gece gündüz kafanızı kurcalayan şeyler varsa, bir an olsun bunlardan kurtulamıyor, iç sesinizi susturamıyorsanız.

Not: Beni “Bach çiçekleri”yle tanıştıran Dr. Narin Çakar’a teşekkür ederim.