Büyük gün...

Neredeyse bir asırlık olmaya yüz tutmuş, gölgesinde güven bulduğum ulu çınarım, babam, son bir haftadır telaş ve heyecanın doruklarında. Babam, devletin ekonomik, sosyal ve kültürel amaçlarının belirlenmesinde hükûmete danışmanlık hizmeti vermek üzere, 5 Ekim 1960 tarihinde kurulan Devlet Planlama Teşkilatı’nda (DPT) çalışmaya başladığı dönemde tanıdığı dostlarıyla bir araya gelmesine sayılı günler kala, şiddetli bir duygu kasırgasına teslim oldu. Daha güzel, daha refah, daha medeni, daha adil, daha verimli bir Türkiye kurgusu için birlikte dirsek çürüttüğü çalışma arkadaşlarının bir kısmıyla da olsa, tekrar bir araya gelip eski günleri yâd etme fırsatı bulmanın heyecanını dolu dolu yaşadı.

Bu büyük günün tarihi belli olduğu andan itibaren sabah akşam, oturma düzeninden tutun ne ikram edileceğine, o gün ne giyeceğinden tutun, kaçta yatıp kaçta kalkacağına dair tüm detayları derin derin düşündü durdu. Defalarca, “Babacım, sen bu detaylarla kafanı meşgul etme, biz hallederiz” dememe rağmen hop oturdu hop kalktı.

Senede bir gün gerçekleşen bu büyük buluşmanın başmimarı, yıllardır abi-kardeş ilişkisi yaşadıkları Murat Karayalçın. Murat Abi, yaz tatilini geçirmek için her Eylül Bodrum’a gelir ve her geldiğinde de bu ziyaret organizasyonunu için mesai harcar. Bu yıl, katılımcı sayısı önceki yıllara göre daha fazlaydı. DPT’de başladıkları hizmetlerini daha sonraki yıllarda yine devletin önemli diğer kademelerinde de devam ettiren İskender Alpar, Zeynep Arat, Emel Pamir Danışoğlu, Şükrü Barut ve Cihan Altınöz, geleneksel Necati Mutlu ziyaretinin konuklarıydı. Bu sefer tek eksiğimiz, babamın kadim dostu Timur Erkman’dı. Kendisi yoktu ama eminim kulakları bol bol çınlamıştır. İnşallah seneye yine hep beraber oluruz.

Bu ziyaretlere tanık olmak, onlarla vakit geçirmek, günümüzde pek de mümkün olmayan/olamayan değerlerin farkındalığına yeniden uyanmaktan farksız!

Uzun yıllar süren gerçek dostlukların paha biçilmez olduğu...

Dostluklardaki sevgi ve saygının gerçek anlamı...

Hemfikir olunmayan konularda bile, saygıdan ödün verilmeden yapılan tartışmaların tadı...

Kişinin kalibresini belli eden hitabetin önemi...

Güzel beyinlerin yansıttığı ışığın aydınlığı...

Kask hayat kurtarır!

Motosiklet kaskı takmak, tüm sürücü ve yolcular için zorunludur. Kask takma konusunda değerlendirme yapılırken hız, motor gücü gibi durumlar konusunda bir ayrım yapılmıyor.

Kasksız motosiklet kullanmanın cezası 2021 yılı için 144 lira olarak belirlenmiş. Cezayla birlikte ceza puanı da alınıyor. Evet, trafik polisine kasksız yakalanırsanız cezadan kurtuluşunuz yok. Ama bu ceza olayı öyle Trafik Ceza Maddesi’nde yazdığı gibi işlemiyor. Şöyle bir etrafınıza bakın bakalım, şoför dışındaki yolcuların kaçında kask görürsünüz. Hani sanki şöförün hayatı önemli ama arkadaki yolcuyu boşver misali. Bodrum’da, özellikle yaz aylarında meydana gelen trafik yoğunluğundan teğet geçmenin en kolay yolu motosikletli ulaşım.

Öyle ki, zaman zaman aile boyu ulaşım sahnelerinde dahi motorsiklet başrolde olabiliyor. Ve yine bu sahnelerde şöförün dışındaki herkes kasksız! Çoluk çocuk, tehlikeli bir yolculuk filminin endişe dolu sahnelerini yaşatıyor insana. Amerikan Ulaştırma Bakanlığı verilerine göre, bir motosiklet sürücüsü bir otomobil sürücüsünden tam 30 kat daha fazla ölüm tehlikesi altında. Motosiklet kaskı kullanmak ise, sürücünün hayatını kurtarma ihtimalini yüzde 37 oranında artırıyor ve kafa yaralanmalarını yüzde 69 oranında azaltıyor.

Elbette kask motosiklette her derde deva bir şey değildir, ancak bir kaza anında beyninizi, yüzünüzü ve hayatınızı korur.

Fikir:

Bodrum genelinde müsait olan cadde ve yollara motosikletlere özel şerit ayırılsa, yaşanan trafik karmaşasına nefes aldıracağını düşünüyorum.

Bize farklı BioNTech mi?

Türkiye’de yaptırılan BioNTech aşısı, AB ülkelerindekinden farklı bir aşı mı?

“İngiltere, Türkiye’yi seyahat sonrası zorunlu otel karantinası gerektiren kırmızı listeden çıkardı” haberini almamızı takiben, Türkiye’nin Londra Büyükelçiliği tarafından açıklanan sınırlama kriterleri kafaları karıştırdı. İngiltere, ülkeye gidecek olanlardan, “Her iki doz aşısını BK, ABD, AB ve EFTA üyesi ülkelerde yaptıran ve bunu belgeleyen yolcuların varışlarını takip eden 2 gün içerisinde test yaptırmalarının” yeterli olacağını açıkladı. Ancak her iki doz aşısını bu ülkeler haricinde yaptıranlara, kalacakları adreste 10 gün süreyle karantinaya girmeleri şartı getirdi. Yani şimdi biz, adı geçen ülkelerde yapılan BioNTech aşısından farklı bir BioNTech alışına mı kurban gittik. Bu kafa karışıklığını gidermek için üretici firma Pfizer bir açıklama yapar diye umuyorum.