Emir demiri döver

Ortada pandemi gerçeği var. Hem de aylardır! Gerçeğin acı tablosu da cabası. Vaka ve ölüm sayılarındaki artış her gün anons ediliyor. Bir yandan açıklanan rakamlardaki gerçeklik payını tartışırken, öbür yandan umursamazlığın, vurdumduymazlığın, dikkatsizliğin ve anlamsız inadın da dibine vurduk. Düğünler, doğum günleri, partiler... Gezdik tozduk, koronoya kafa tuttuk. Kiminle dans ettiğimizi anlamadık, anlamak istemedik. Bilim adamları bile hâlâ başa çıkmak için var güçleriyle çalışıyorlar ama biz onlardan daha iyi bilir olduk. Biz her şeyi iyi biliriz. Kafa tutma içgüdüsü, damarlarımızdaki kanda hayli mevcut.

İyi bakalım, bunların hepsini yaptık da ne oldu? Yine en başa döndük. Üstelik film yeni başlıyor. Bugüne kadar olanlar fragmanmış. Koronavirüs şimdi daha hızlı yayılıyor. Çember de daraldı. Sağım, solum, önüm, arkam sobeee... Üstüne bir de kafa karıştıran yeni önlemler açıklandı. Herkes ebe! Kafalar allak bullak oldu! Herkes birbirinden kopya isteyerek denklemi çözmeye çalışıyor hâlâ... Bugün yasak var mi abi? Kimlere var abi? Saat kaçla kaç arası abi? Ne zamana kadarmış abi? Basit bir denklem ancak bu kadar karmaşık anlatılırdı. 14 gün herkes evine kapanacak dense, hem biz hem de ekonomi daha az yara alırdı sanki. Çevreme bakıyorum da herkes aynı şeyi konuşuyor. Valla, böyle bir karar alınsa kimse itiraz etmeyecek. Net, anlaşılır ve daha işlevsel olur. Dur kalk, dur kalk daha fazla yakıt harcanıyor. Bilgi kirliliği öbek öbek... Ama ne demişler,      “Emir, demiri döver!”

Rehavet treni

Heyo aşı bulundu. Heyoooo! Hem de Almanya’da yaşayan Türk Prof. Dr. Uğur Şahin ve eşi Prof. Dr. Özlem Türeci’nin de bulundukları ekip tarafından. Prof. Şahin, İskenderun doğumlu. 4 yaşından beri Almanya’da yaşıyor. Prof. Türeci, Lastrup Almanya doğumlu. Aslına bakarsanız, onlar bir anlamda artık Almanlar, ama Türk kanı taşıyorlar. Gururlanmak için bize yeter. Uğur Şahin, İngiliz televizyonu BBC’ye verdiği demeç sırasında kendisine yöneltilen, “Aşıyı bulunca nasıl kutladınız?” sorusuna, “Eşimle çay içerek kutladık” yanıtını veriyor. Bunun üzerine BBC muhabiri, “İngilizler buna çok sevinecek” diyor. Uğur Şahin’den gelen, “Çay âdeti sadece İngilizlerin değil, Türklerindir de...” yorumu, gerçek aidiyetlerinin yansıması değil de ne? Nerede yaşarsan yaşa, önemli olan hissettiğin aidiyet...

Müjde üstüne müjde geliyor. BionTech firmasının yanı sıra 4 diğer firma da çalışmaların onay bekleme aşamasına geldiğini duyurdu. Aşı bulundu müjdesi, sizi rehavet trenine bindirmesin sakın. Zira, önümüzde uzun bir yolculuk süreci var. Bunu ben demiyorum. Prof. Şahin’in konuya yönelik ek açıklaması aynen şöyle: “Aşının vaka sayılarına çok büyük bir etkisi olmaması nedeniyle bu kış ayları da yine zor geçecek. Hayat, gelecek kış itibarıyla normale dönebilir.” Yani bu ne demek? Önümüzde koca bir yıl daha var. Aman dikkat! Rehavet treni, düz duvara toslayabilir.

Emir demiri döver

Sevgi dolu gözler

Yazılarımı okuyanlar hatırlayacaktır. Bundan 6 ay kadar önce, dünyalar güzeli kırma bir köpek aldık. Geldiğinde, henüz 2 ay 10 günlüktü. Beraberliğimizin başladığı günden beri ona kucak dolusu sevgi sunduk. Bu sevgi sonunda sanki evimize sihirli bir değnek dokundu. Bu sevginin betimlemesi zor ama yaşanması haz veren, harika bir duygu. Hayvan besleyenler, onları “evlatlarından” ayırmazlar. Hiçbir farkları yoktur. Ve inanın bana hayvan beslemek, terapiyle eşdeğer sayılabilir. Öte yandan, otokontrülü geliştirdiğini, anlayışlı olma katsayınızı yükselttiğini, gerginliğinizi azalttığını, daha huzurlu hissetmenizi sağladığını söyleyebilirim.

Gününüz bir hayli stresli geçmiş olsa bile, eve geldiğinizde size doğru sevgi dolu gözlerle koşan dostunuzun vereceği huzuru tatmanızı isterim. Stres savar bu dostlar, sizi sevmekten asla vazgeçmezler. Köpekler bir anlamda insanlara insanca yaşamayı öğretiyor. Onların dünyasında; fesatlık, riyakârlık, kalleşlik, dedikodu yapmak, aldatmak, dolandırmak, eziyet, işkence yok. Sadece gerçek, samimi, ölünceye kadar süren eşsiz sevgi ve sadakat var. Köpek sahibi olmanın hayatınıza katabileceği diğer bir pozitif katkı da, yeni arkadaşlıklar. Benim, minik dostum Pitta sayesinde edindiğim yeni arkadaşlarım oldu. Önce köpeklerimiz arkadaş oldu, sonra bizler. Şimdi bir What’s Up grubumuz var. Kayıtlar, bizim ve köpeklerimizin isimlerinden oluşuyor. Mika Defne, Daisy Tuncer, Lokum Nalan, Zeytin Nuri, Zippo Merve. Sabahları tatlı günaydınlarla başlayan mesaj akışımız, buluşma saati konfirmasyonuyla devam ediyor. Her sabah erkenden Kumbahçe’de, eski Giritli Teyze restoranın bulunduğu koyda buluşuyoruz. Defne, İngilizce öğretmeni; Tuncer Abi, eski futbolcu. Nalan, eski binicilerden. Nuri Abi, emekli... Merve, bizim kuşağın en ünlü mankenlerinden... Köpeklerimiz (onlara eşlik eden sokak köpekleri de var) çılgınca oynarken, biz şahane sohbet ediyoruz. Güne pozitif başlıyoruz.

Not: Nuri Abi, inşallah eski sağlığına hemen kavuşursun. Bak, bekliyoruz seni!