“I can’t breath” (Nefes alamıyorum)

Düşünen ve düşün-düğünü de konuşarak aktarabilen insan ırkı, bu ayrıcalığın farkına vardığı andan itibaren kendini diğer tüm varlıklardan daha özel hissetmeyi ve daha özel tanımlamayı kendine hak edinmiş. Özel hissetmek ve hele ki özel olduğumuzun hissettirilmesi ne kadar güzel, ne kadar besleyici, moral verici, coşturucu ve bir o kadar da mutlu eden bir duygudur öyle değil mi?
Yalnız! Bu hissi en çıplak, en yalın ve en doğru biçimde okumak, içselleştirmek ve hatta koşulsuzca sindirebilmek maharet ister. Her babayiğidin harcı değildir. Zira insanoğlu egemen olmayı, yani özel ve tek olmayı da oldukça sever. Sadece sevmekle yetinmez! Öyle bir benimseyiverir ki, bir bakarsın vazgeçilmezi oluvermiş. “Benmerkezci ego” bir nevi hastalık gibidir. Ve bu hastalığa yakalananlar, “evrendeki diğer tüm canlılar gibi bir yıldız tozu olduğumuz” gerçeğinin verdiği huzuru yaşamanın keyfine varamazlar. Bu “egoizm maskesi”ni takanlar, “her canlıya aynı yaşam” hakkını sunan bir dünyada yaşadığımız gerçeğini göremezler. Göremezler, çünkü egoları gözlerini kör ve kalplerini taş eder. Kimileri kendilerini bu ayrıcalığa öyle kaptırmış ki, işte onlar için ya siyah var ya beyaz, ya evet var ya hayır. Oysa ki hayat ya hep, ya hiç değildir. Hayat siyah ve beyazdan ibaret değildir. Ara renkler, tonlar, gölgeler, ışıklar vardır... Asla yapmam dediğiniz şeyi, çok sevdiğiniz biri ile yapmaktan delicesine zevk almaktır hayat. Hele hele kardeşliği, dostluğu yaşamak ve o duygularla bezenmiş yürek atışlarını paylaşmaktır yaşamak. Nefesi kesilmek üzere olana nefes olmaktır yaşamak. I can’t breath (nefes alamıyorum) diye haykıran birinin ölümüne sebep olmak değildir yaşamak! İnsan olmak bu değildir!

“İki Şey” öğretisi

GIordano Bruno, enteresan bir İtalyan. 16. yüzyılda Papalık tarafından aforoz edilip Roma’da Campo De’Fiori Meydanı’nda diri diri yakılarak katledilen bir filozof ve bilim adamı. Hayatı hakkında anlatılacak çok şey var ama onu özel yapan şeylerden belki de en bilineni “İki Şey” hakkındaki sözleri.
“İki Şey” öğretisi
İki şey, kalitesiz insanın özelliğidir:
- Şikâyetçilik
- Dedikodu
İki şey çözümsüz görünen problemleri bile çözer:
- Bakış açısını değiştirmek
- Karşısındakinin yerine kendini koyabilmek
İki şey yanlış yapmanı engeller:
- Şahıs ve olayları akıl ve kalp süzgecinden geçirmek
- Hak yememek
İki şey gözden düşürür:
- Demagoji
- Kendini vazgeçilmez göstermek
İki şey insanı nitelikli insan yapar:
- İradeye hâkim olmak
- Uyumlu olmak
İki şey ekstra değer katar:
- Hitabet ve diksiyon eğitimi almak
- Anlayarak hızlı okumayı öğrenmek
İki şey geri bırakır:
- Kararsızlık
- Cesaretsizlik
İki şey kâşif yapar:
- Nitelikli çevre
- Biraz delilik
İki şey ömür boyu boşuna kürek çekmemeni sağlar:
- Baskın yeteneği bulmak
- Sevdiğin işi yapmak
İki şey başarının sırrıdır:
- Ustalardan ustalığı öğrenmek
- Kendini güncellemek
İki şey başarıyı mutlulukla yakalamanın sırrıdır:
- Niyetin iyi olması
- Ruhsal farkındalık
İki şey milyonlarca insandan ayırır:
- Sorunun değil, çözümün parçası olmak
- Hayata ve her şeye farklı bakış açısıyla yaklaşabilmek
İki şey gelişmeyi engeller:
- Aşırılık
- Felakete odaklanmış olmak
İki şey çözüm getirir:
- Tebessüm
- Sükût
İki şeyin değeri kaybedilince anlaşılır:
- Anne
- Baba
İki şey ulaşmaya değerdir:
- Sevgi
- Bilgi
İki şey hayatta önemli olan her şey içindir:
- Nefes alabilmek
- Nefes verebilmek