Kavimler göçü!

Kavimler Göçü neymiş diye merak eder ve araştırmaya başlarsanız, “350-800 yılları arasında Avrupa’ya yapılan şiddetli insan göçüdür. İlk dönem ve ikinci dönem olarak ikiye ayrılmaktadır...” diye başlayan, birçok siteye rastlarsınız. ‘Şiddetli insan göçü’nün bir üçüncüsü geçen Kurban Bayramı’nda yaşandı. Koronavirüs sebebiyle uzun süredir mecburi zapturapt altına alınan ahali, yasakların askıya alınmasının hemen ardından ‘İlk hedefiniz Ege’dir talimatı almışçasına, kendini Ege’nin bir köşesine attı. Haklılar tabii, hepimiz haklıyız... Evlere tıkıldık kaldık. Gerçekten çok sıkıldık, çok bunaldık. İşte bu bayram ilaç gibi geldi. 9 günlük fırsatı bulunca, korona tam anlamıyla bitmiş, herkesler aşısını olmuş gibi düşünerek ‘Hadi yürüyün arkaşlar tatile’ havasına giriverdik. Girmemek elde değil. Çok çektik çokkk.

***

Hurraaa... Arabaya, uçağa, otobüse, kısaca bulduğu araca atlayan büyük bir çoğunluk soluğu Datça, Marmaris, Kuşadası, Didim, Urla, Çeşme ve Bodrum gibi tatil yerlerinde aldı.

3. kavimler göçü başarıyla tamamlanmıştı. Ve çok şükür, tatil başlıyordu!..

***

Haaa, ama o iş pek öyle göründüğü gibi değil. Yani tatile gelmeyi umup tatili bulmak biraz zor.

Mesela, Bodrum bayram tatili enstantaneleri şöyleydi.

- Araç kalabalığı (1 haftada yüz binlerce araç giriş yaptı. Gerisini siz düşünüverin gari.)

- İnsan kalabalığı

- Dolu otoparklar

- Dolu restoranlar

- Dolu plajlar

- Dolu yollar

- Dolu kaldırımlar (araç+insan)

- Resmi nüfus 181.000

- Pandemi süreci kış nüfusu 400 bin

- 17 günlük kapanma dönemi 550 bin

- Temmuz başından itibaren nüfus 900 bin

- Bayram nüfusu 1.5 milyon

***

Denizin içi bile doluydu. Her yer üst üsteydi.

Tatile gelip günün yarısından çoğunu trafikte geçirmeye, 20 dakikada gidilecek mesafeyi 1 buçuk saatte gitmeye razı olmak, plajda havluyu serecek yer bulamamayı göze almak enteresan bir tatil seçimi. Tatilde şurdaydım burdaydım demek amaçlı gelinmediyse ve herkes mutlu ayrıldıysa ne âlâ...

Kavimler göçü

Eller havaya

Hepimizin psikolojisi darbe aldı. Bazen şuursuzca yaptığımız şeyler bazenden ziyade sıklıkla yapılan şeyler olmaya başladı. İnsan her şeye alışıyor belki, ama sevdiklerinden uzak kalmak, sevdiklerine sarılamamak hatta dokunamamak, alışılması pek de mümkün olmayan temel ihtiyaçlar. Su gibi…

Geçenlerde pazarda gördüm; sarımsak tezgâhının üstüne bir pazarcı, “Her derde deva olan sarımsak mıydı? Sarılmak mıydı?” diye yazmış.

Bayram tatilinin bedeli umarım çok ağır olmaz. Zira! Tarihe karışan sosyal mesafe; maske; iç içe burun buruna insanlar; aşıya karşı olanlar; yaptırmam diyenler. Milyonlar ve milyonlar. Tırmanan vaka sayıları... Ama boş ver gitsin, haydi eller havaya!..

Kavimler göçü

Korona rengi

Bodrum’dan verilecek en güzel haber, korona haritasındaki rengi. Masmavi... İnsanı iyi hissettiren mavi.

Mavi renk, derin ruh dünyasını ve sonsuzluğu ifade ederken sakinliği, güven ve sadakat duygusunu sembolize eder. Yeteneğin, güzelliğin, barışın, sevginin, şifanın ve görev bilincinin rengidir. Mavi, tedavi edicidir. Onur ve gurur yükler.

Bodrum’un aşı karnesi

 

Yüzde 84... Cumartesi, Pazar... Bayram... Fark etmiyor... İsteyen herkese aşı yapılıyor... Halk, koşa koşa geliyor.