Ölümsüzlüğün simgesi

Zeytin ağacı ağır ağır büyür, ama buna değecek kadar da uzun ömürlüdür. Asırlarca süren uzun ve verimli bir ömrün sonunda gövdesi kurur, içi boşalır ama köklerinden yeniden doğar. Suya ulaşmak için köklerini toprağın derinliklerine uzatır, yeni sürgünler vererek ağacın yaşamını sürdürmesini sağlar. Bir zeytin ağacının ortalama ömrü 300-400 yıldır denir, ama günümüzde 2 bin yıllık ağaçlara rastlamak mümkün. Üstelik 1500 yıllık olan bile meyve verir.

***

Zeytin ağacı öyle mucizevidir ki, tarih öncesinden bugüne aktarılan pek çok mitolojik hikâyede sıklıkla yer aldığını görürüz. Kimi zaman başarılı bir sporcunun şampiyonluk tacı, kimi zaman iki ülke arasında barış sembolü, kimi zaman da tanrıça Afrodit’in güzelleşmek için yüzüne sürdüğü bir iksir olarak karşımıza çıkar.

***

Eski Ahit’e göre zeytin, refahın ve bolluğun sembol,üdür ve yalnız Eski Ahit değil, tüm kutsal kitaplarda zeytin ağacı kutsallığın, bolluğun, adaletin, sağlığın, gururun, zaferin, refahın, bilgeliğin, aklın, arınmanın ve yeniden doğuşun kısaca insanlık için en önemli erdem ve değerlerin sembolüdür.

Bazı medeniyetlerin yok olup gidişine, yeni medeniyetlerin doğuşuna tanıklık etmiştir.

***

Antik Çağ’da yaşamış İyonyalı ozan Homeros’un İlyada Destanı’nda da zeytin ağacıyla ilgili bir bölüm vardır.

Ege kıyılarını gezerken yorulan Homeros, bir zeytin ağacının gölgesinde oturur. Zeytin ağacı, Homeros’un kulağına eğilerek şöyle fısıldar: Herkese aitim ve kimseye ait değilim. Sen gelmeden önce buradaydım ve sen gittikten sonra da burada olacağım.

Bu hikâye üzerine zeytin ağacının ‘ölümsüz’ olduğu ve köklerinin ‘ölümsüzlüğü’ simgelediği düşünülür.

***

Zeytin ağacı, Antik Yunan Mitolojisi’nde tanrıça  Athena’ya atfedilir. Efsane şöyledir: Zeus, Atina’yı hangi tanrının koruyacağına karar vermek için bir yarışma düzenler. Yarışmayı, şehre en değerli armağanı veren kazanacaktır. Poseidon, denizden bir at yaratır ve rüzgâr gibi koşan bu görkemli atı armağan eder. Akıl, sanat ve barış tanrıçası Athena’nın armağanı ise, bir zeytin fidanıdır. Bu ölümsüz ağaç bin yıllarca yaşayacak, meyvesinden mucizevi bir iksir elde edilecek, bu iksir yaraları iyileştirecek, hastalara şifa olacak, kandillerle geceleri aydınlatacaktır. Zeus, Athena’nın bu ölümsüz armağanını seçer ve zeytin ağacının fidanı Akropolis’e dikilir.

***

Kutsal kitapların birçok bölümünde Hazreti Nuh ve tufandan bahsedilir. İnsanların yeryüzüne kötülük tohumları saçtığını gören Yaradan, onları bir tufanla cezalandırmaya karar verir. Ve Hazreti Nuh’a bir gemi yapmasını, bu gemiye her hayvandan erkek ve dişi yedişer tane almasını söyler. Ardından büyük tufan başlar, günlerce çok şiddetli yağmur yağar. Hazreti Nuh ve gemisindeki canlılar hariç, her şey sulara gömülür. Bir süre sonra tufan durulduğu zaman Hazreti Nuh, suların çekilip çekilmediğini anlamak için geminin penceresinden bir güvercini güneşin battığı yöne doğru salar. Güvercin geri döndüğünde anlar ki sular çekilmemiş. Yedi gün boyunca gönderdiği bu güvercin, yedinci gün bir zeytin dalıyla geri döner ve Nuh Peygamber suların çekildiğini anlar.

Ağzında zeytin yaprağı tutan güvercin, o günden bu güne ümidin, bolluğun ve barışın simgesi olur. Zeytin ağacı ise ölümsüzlüğün...

Zeytinime dokunma

Antik Yunan’da zeytin ağacına verilen önem, kanunlarla bir kez daha vurgulanmıştır. Antik çağın yedi büyük bilgesinden biri olarak kabul edilen Atinalı devlet adamı Solon’un koyduğu kanuna göre, devlet malı veya özel mülkiyet farkı olmaksızın, zeytin ağacı kesenlerin cezası ölümdü.

***

Türkiye Cumhuriyeti de zeytin ağaçlarının korunması meselesine duyarsız kalmamış ve zeytin ağaçlarının varlığını korumak ve geliştirmek için 1939 yılında bir yasa çıkarmış.

Zeytincilik Yasası olarak bilinen bu yasanın 20. maddesinde, “Zeytinlik alanlar ve bu alana 3 kilometre mesafede olanlar zeytinyağı fabrikası hariç tesis yapılamaz” hükmü var. Amma velakin

1 Mart’ta Resmi Gazete’de yayımlanan yeni bir yönetmelikle zeytinliklerin maden projelerine açılması mümkün hale geldi. Maden arama ya da sanayi tesisleri kurmak için zeytinliklerin kurban edilmesine fırsat sağlayan bir düzenlemenin yasalaşması aşamasındayız.

***

Bu yeni düzenleme, maden sahalarına denk gelen zeytinlik alanların madencilik faaliyetinin yapılabilmesi için taşınmasına, taşınacak yer olmaması halinde ise zeytin ağaçlarının kesilmesine izin veriyor. Diyelim ki, tapusu size ait bir zeytinliğiniz var ve yine diyelim ki zeytinliğin altında da kömür madeni var. İşte bu madeni çıkarmak isteyen kişiler/şirketler Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’ndan izin alıp sizin tapulu zeytinliğinize girebilecek.

Durun, hemen telaşlanmayın! İçinizi ferah tutun. Zira yönetmeliğe eklenen fıkrada, “Madencilik faaliyeti yürütecek kişi veya şirketin, faaliyetin bitiminde sahayı rehabilite ederek eski hale getireceğini taahhüt etmesi” şartı da var.

Şart var ama insanların yaşamına, yaşadıkları yere, çevreye ve doğaya saygı duymayan bir madencilik anlayışının bu alanların yeniden zeytinlik olarak rehabilite edileceğine dair verecekleri taahhüde kargalar bile güler.

***

Zeytin ağacı asırlardan beri meyvesi, yağı ve yaprakları ile insanlara, kuşlara ve birçok canlıya besin olarak, hastalıklardan korunmak için ilaç olarak, beden ve ruh güzelliğine katkıda bulunan bir ağaçtır.

Her şeyi tükettiğimiz, çürüttüğümüz gibi zeytin ağacını da dünyadan silmeye çalışıyoruz.

“Son ağaç kesildiğinde, son nehir kuruduğunda, son balık öldüğünde, beyaz adam paranın yenmeyen bir şey olduğunu anlayacak.” (Kızılderili atasözü)