Sıradan bir Bodrum günü

Kumbahçe sahilde yürüyorum; önümde de bir adam sigarasını tüttüre tüttüre yürüyor. Ateş filtreye dayanmış. Son bir nefes çekip pat diye yere atıverdi izmariti.Dayanamadım! “Ama oldu mu şimdi; niye yere attınız? Üstelik yanar bir vaziyette” dedim. “Toprağa attım, yanmaz” dedi. Sustum! Yürümeye devam ettim.

***

Tatlı mı tatlı bembeyaz bir köpek; traşını da olmuş; yaza hazır. Burnu yere yapışık koklaya koklaya yürüyor. Kendine uygun yeri bulunca pat diye bırakıverdi kakasını. “Sizin minnoş rahatladı” dedim sahibine. Önden yürüdüğü için durumu göremediğinden, amacım köpeğinin kaka yaptığından kadını haberdar etmek. Aman ne saçmalıyorsun bakışı attı; yürümeye devam etti. Dayanamadım! “Köpeğinizin kakasını toplamayacak mısınız?” dedim. “Almıycam. Burası doğal ortam” dedi. Sustum! Yürümeye devam ettim.

***

İki delikanlı bankta oturmuş bira içiyorlar. Şişelerin tabanı göğe bakıyor. Belliki son yudumlar. Ayakladılar; istikamet belirsiz. Şişelerden biri bankın sağında, diğeri solunda lobut gibi duruyor. Dayanamadım, “Gençler boş şişeleri almayacak mısınız?” dedim. Bir tanesi “Çöpçüler alır” dedi. Sustum! Yürümeye devam ettim.

***

Yaya kaldırımında yürüyorum, ters istikametten bir motorsiklet geliyor; üstelik o da yaya kaldırımında. Dayanamadım “Burası yayalar için” dedim. “ Biliyorum ama yol çok kötü, motorum perişan oluyor” dedi. Sustum! Yürümeye devam ettim.

***

Barlar sokağından geçiyorum. Kimi esnaf dükkanının önünde müşteri bekliyor. Bu bekleyişe yarenlik eden sigaralara izmaritleri yerlerde. Önümden bir izmarit beni teğet geçerek hedef olarak belirlenen su tahliye ızgarasının içine giriyor. Arkadaş oldukça idmanlı. Her gün saatlerce aynı şeyi yaptığı için hedefi 12’den vuruyor. Dayanamadım! “Hedefi tutturdunuz ama orası çöp değil; kanallar dolunca etrafı su basıyor” dedim. “Kendi dükkanımın önündeki ızgaraya atıyorum” dedi. Sustum!

***

Atatürk Caddesi’nde yürüyorum. Harca harca bitmez marketinin önünden geçerken, kenarda dağ gibi biriken karton koliler her gün beni her gün sinir ediyor. Baktım bu dağın oluşması içi emek harcayan arkadaş yine iş başında. Dayanamadım! “Kolileri niye buraya yığıyorsunuz. Gözümüzü kanatıyor” dedim. “Bize buraya at dediler, zaten atacak başka yer yok” dedi. Sustum!

***

Şimdi diyeceksiniz ki “Başlamışken niye sustun?”

Suskunluğumun da bir dili var ama onu anlayacak adam lazım!

Suskunluğun dili!

Susmak da bir ifade biçimidir çoğu zaman. Eylemsiz bir tepkidir susmak; susulur… Dinlemek yeter bazen insana; susulur… Doğru algılanmak için bir şans vermektir karşı tarafa; susulur… Mutluluğun tarifsiz ortamında kelimeler anlamını kaybeder, tüm sözcükler yetersiz kalır; susulur... İlgisizliğini göstermenin en iyi yolunun susmak olduğu düşünür; susulur… Kendisine güvenmez, söyleyecek bir şey bulamazsa susulur…

Bazen susmak, söylenen bir sürü sözden çok daha fazlasını vermektir. Bazen de çok daha fazlasını almak… O an konuşmak anlamsız ve gereksiz bulunur; susulur…

Cemal Süreya şöyle söylemiş; “Verecek bir cevabım olmadığı için sustuğumu sananlara; susuyorum. Çünkü konuşursam, yüzüme bakacak yüzünüz kalmaz hayatta.”

Bu hayatta sahip olunabilecek binbir türlü sıfat varken bazıları arsızlık ve hayasızlığı mesken edinmişler kendine.

DİĞER YENİ YAZILAR