Virüse karşı inat niye?

Dünya çapında koronavirüs vaka sayısı 7 milyonu geçti. Ölüm sayısı ise 500 bine yaklaştı. Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Bilim Dalı ve Enfeksiyon Hastalıkları Derneği Başkanı Prof. Dr. Mehmet Ceyhan, koronavirüs salgınına dair alınan tedbirlerin birden kaldırılması nedeniyle vaka sayılarındaki artışın beklenen bir şey olduğunu dile getirmişti. Dediği gibi de oldu. 1 Haziran’da 827 olan vaka sayısı, 17 Haziran itibariyle 1562 oldu. Hastalıkla başarılı mücadele için örnek gösterilen Güney Kore’de bile yeni tespit edilen vaka sayısının 9 Nisan’dan beri en yüksek seviyeye ulaşarak 34 olduğu açıklandı. Öte yandan, Çin bir aydan fazla bir aradan sonra 14 yeni vaka tespit edildiğini duyurdu. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, twitter paylaşımlarında “Virüsten uzak durmanın yolu, maske ve sosyal mesafedir. Ev dışında mutlaka maske takın ve sosyal mesafeyi koruyun. Kimin virüs taşıdığını bilemezsiniz” uyarılarında bulunuyor ama bizde hâlâ maskeyi aksesuar olarak boynuna, uyku bandı olarak gözüne takanlar var. Neyin inadı anlamadım.

Virüs hakkında resmi açıklama

Önümüzdeki uzun süreçte, nelerin doğru nelerin yanlış olduğunu bilmemiz gerekiyor. Aslına bakarsanız, konu sadece maske ve mesafeden ibaret değil!
Amerika Birleşik Devletleri Hastalık Kontrol Merkezi, koronavirüsün insanlara bulaşmasına ilişkin yeni bilimsel kanıtları resmi olarak açıkladı.
Bu resmi açıklamaya göre:
- Virüsün yüzeylerden bulaşma riski çok düşük. Yüzeylerden bulaştığına ilişkin paniğin aşılması, ancak yeniden ofislere dönmek için çok istekli olunmaması gerekiyor.
- Açık havada yapılan faaliyetlerden bulaşma riski çok düşük.
- Ofis, dini mekânlar, sinema veya tiyatro salonları gibi kapalı alanlarda bir araya gelinmesi halinde bulaşma riski çok yüksek.
Virüs nasıl bulaşır?
Virüsün sizi hasta edecek şekilde bulaşması için yaklaşık olarak 1000 adet virüs içeren zerreciğe gerek var (Virütik Zerrecik-vz)
Olağan faaliyetlerde virüsün çevreye yayılma miktarları şu şekildedir:
- Nefes alıp verme: ~20 vz/dakika
- Konuşma: 200 vz/dakika
- Öksürme: 200 milyon vz (iyi havalandırılmayan ortamlarda bunların sizi hasta etmeye yetecek kadarı saatlerce havada kalabilir)
- Hapşırma: 200 milyon vz

FORMÜL

Virüsün bulaşma olasılığı= Virüse maruz kalmak x süre.

SENARYOLAR

- Virüs taşıyan kişinin yaklaşık 2 metre yakınında bulunulması halinde: Bu süre 45 dakikadan azsa düşük risk
- Böyle bir kişiyle yüz yüze sohbet edilmesi (maskeli olarak): Bu süre 4 dakikadan azsa düşük risk
- Böyle bir kişinin yürüyerek/koşarak/bisikletle yanınızdan geçmesi: Düşük risk
- Me-safenin korunduğu iyi havalandırılan yerler: Düşük risk (sürenin uzun olmaması halinde)
- Market alışverişi: Orta risk (süre uzamazsa ve hijyen kurallarına uyulursa düşük risk)
- Kapalı alanlar: Yüksek risk
- Herkese açık hamam, sauna vb/Ortak kullanım alanları: Yüksek oranda eşyadan/yüzeyden bulaşma riski
- Restoranlar: Yüksek risk (açık havada mesafenin korunarak oturulması ve yüzeylere çok fazla dokunulmaması halinde orta risk)
- İşyerleri/Okullar (sosyal mesafeye dikkat edilse bile): Çok yüksek risk (eşyadan bulaşma riski dahil)
- Partiler/Düğünler: Çok yüksek risk
- İş toplantıları/konferanslar: Çok yüksek risk
- Spor salonları/Konserler/Sinemalar: Çok yüksek risk

Bodrum’da yeniden hortladı!

Nisan sonu itibariyle virüs vakası kalmamıştı Bodrum’da. Ama korkulan oldu! Seyahat yasağının kaldırılmasıyla birlikte, ha geldi ha gelecek endişesi gerçek oldu ve Bodrum dışından gelen iki ailenin hastalık belirtisi gösteren 6 ferdi, evlerinde izolasyona alındı. Ailelerin birinin yaşadığı İstanbul’dan, diğer ailenin ise Güneydoğu’daki illerin birinden geldikleri ve ilçeye geldikten birkaç gün sonra hastalık belirtileri göstermeleri üzerine yapılan testlerin pozitif çıktığı öğrenildi.

Köpekli yaşam!

Uzun zamandır bir köpek alalım diyorduk ama bir türlü cesaret edemedik. Dışarıdan bakıldığında hayvan bakmak basit, zahmetsiz bir şey olarak görülür. Fakat gerçek bunun tam tersidir. Hayvan bakmak sorumluluk ister, sabır ister. Hayvana bakmak ona yalnızca yemeğini, suyunu vermek değildir. Onlarla zaman geçirmek, onlara emek vermek, onları sevmek gerekir. Yeri geldiğinde yorgun da olsanız, hasta da olsanız onlarla oyun oynamak, onlarla ilgilenmeniz gerekir. Geçmiş yıllarda köpek beslediğimiz için biz zaten bu gerekliliklerin bilincindeyiz. Tabii bu bilinçte olmak da karar vermeyi biraz zorlaştırıyor. Ama öyle bir gün geliyor ki, sizi zora koşan bu bilinç bir anda köpek sahibi olmanıza da neden olabiliyor. Biz 15 gün önce bir köpek sahibi olduk. Hikâye şöyle gelişti: Hafta sonu ziyaretine gittiğimiz sevgili Başak ve Kaan Çakır çiftinin evlerinde gerçekten kendi çocuğummuş gibi sevdiğim oğulları Ali’nin arkadaşı Göksu da vardı. Göksu’nun kucağında da, anne ve babasının işyerlerinde besledikleri, Paris ve Tintin’in 6 yavrusundan biri olan Karamel! Baba “Paris” Alman kurt köpeği, hem de K9! Anne “Tintin” ise pırtık bir terrier. Göksu 12 yaşında. Tam bir hayvansever. Karamel’in diğer kardeşlerini yuvalandırma çabalarını görmeniz lazımdı. Ne yaptı ne etti, diğer yavruları görmemiz için ikna etti bizi. Sözümüzü tuttuk ve iki gün sonra kardeşleri görmeye gittik. Bahçede viyk viyk gezen ve hepsi birbirinden şeker 5 bebek. Ama içlerinden biri, patilerinde yay varmışçasına hoplaya hoplaya geldi yanımıza. Aman Allah’ım nasıl sempatik, nasıl güzel bir can. Tam yemelik! Hani dedim ya “Bazen bilinç sizi hayvan sahibi yapabilir” diye. İşte sonunda o bilinç bizi köpek sahibi yaptı. Ailemizin yeni üyesinin adını Pitta (Ayurveda’ya göre var oluşun temelindeki 5 elementten ateş ve suyun beraberce bedendeki hali) koyduk. Pitta, hayatımıza yeni bir renk ve uğraş kattı. Şimdi bu miniğin eğitimiyle uğraşıyoruz. Bize verdiği iyi enerji tarif edilemez, sadece yaşanır. Herkese tavsiye ederim, evinizde mutlaka bir hayvan besleyin.

Stres savar

Son 30 yılda yapılan araştırmalar, özellikle kalp ve damar hastalığı için riskli kişilerin evcil hayvan sahibi olmaya özendirilmesinin yepyeni bir koruyucu hekimlik stratejisi olabileceğini düşündürüyor. Evinde hayvan besleyen bireylerde stres azalıyor, tansiyon düşük seyrediyor ve kalp-damar sağlığı bulgularında olumlu yönde düzelme oluyor. Evcil hayvan sahibi olmanın, kalp ve damar hastalıkları riski bulunan bireylerde hastalığa yakalanma oranlarını azalttığı söyleniyor.