‘İlerle-me’ raporunda muhalif dil!

Avrupa Komisyonu’nun ülke raporları dün resmen açıklandı. Bilindiği üzere 2016’ya kadar Avrupa Birliği’ne (AB) aday ülkelerin Birlik müktesebatına uyumuyla ilgili “ilerleme raporu” diye adlandırılan belge, o tarihten bu yana “ülke raporu” olarak geçiyor. Avrupa Komisyonu’nun aday ülkelerdeki gelişmelerle ilgili görüş ve yorumlarını aktaran ülke raporları, AB ile aday ülke arasındaki ilişkilerin ne şekilde geliştirilmesi gerektiği konusunda devlet ve hükümet başkanlarına önerilerde bulunuyor.

Komisyonun son Türkiye raporu ise, hayli olumsuz unsurlar içeriyor. Avrupa Komisyonu, Türkiye’deki demokratik kurumların işleyişinde bir sorun olduğuna vurgu yaparken, temel hak ve özgürlükler, azınlık hakları, yargı bağımsızlığı ve ifade özgürlüğü alanında bir önceki yıla oranla gerileme yaşandığına dikkat çekiyor. Rapor, Temmuz 2018’de olağanüstü hale son verilmesine rağmen “olağanüstü uygulamaların” sürdüğüne işaret ediyor. Kadına yönelik şiddetin artmasından duyulan kaygı ve Türkiye’nin kadın haklarını teminat altına alan İstanbul Sözleşmesi’nden çıkmasının yarattığı üzüntü de dile getiriliyor. Ekonomik dengelere hükümet müdahalesine dikkat çeken rapor, devlet teşviklerinin şeffaflığı ve teşviklerin izlenmesi konusundaki eksikliğe işaret ediyor.

‘İlerle-me’ raporunda muhalif dil

‘Umut verici adımlar’

Buna karşılık, aynı raporda, çevresel konulara ilişkin Paris İklim Anlaşması’nın, Türkiye büyük Millet Meclisi’nde oy birliğiyle kabul edilmesi, Avrupa Komisyonu tarafından memnuniyet bir adım olarak niteleniyor. Türkiye’de yenilenebilir enerji sektörünün ileri seviyede olduğunu hatırlatan rapor, bu konuda vermiş olduğu teşvikler ve yatırım programının etkinliğine işaret ediyor. Ayrıca Türkiye’nin, AB’nin kamu sağlığı müktesebatına önemli bir uyum gerçekleştirdiğini, Kovid-19’la mücadele kapsamında da bunu fiilen kanıtladığının altını çiziyor.

Öte yandan Avrupa Komisyonu’nun, Türkiye’nin yargı, yolsuzluk ve organize suçlarla mücadele konusundaki reformlarını yorumlamak için henüz erken olduğunu ifade etmesi dikkat çekici. Zira geçmişte yapılan bu tür reformlara ilişkin teşvik edici yorumlar yapılırken, bu yıl çekimser ifadeler kullanılıyor.  Komisyon, Türkiye’nin çok sayıda mülteciye ev sahipliği yaptığına işaret ederken, Mart 2020’de Türkiye-Yunanistan sınırında yaşanan mülteci sorunun sonlandığı, o tarihten bu yana kayda değer bir iş birliği bulunduğuna vurgu yapıyor.

‘İş birliğinde ilerleme’

Dış politika alanına geniş yer ayıran rapor, Türkiye ile Kıbrıs Rum Yönetimi ve Yunanistan arasında yaşanan NAVTEX çekişmesine detaylı şekilde değinirken, ağırlıklı olarak bu iki ülkenin görüşlerine yer vermeyi tercih etmiş. Türkiye’nin AB’nin ortak dış politikasından uzaklaşmaya devam ettiğine işaret eden rapor, bazı bölgelerde Ankara ile Brüksel’in çıkarlarının çatıştığını, politikalarının örtüşmediğine vurgu yapıyor. Buna karşın Türkiye’nin, Afganistan konusunda olduğu gibi AB’nin savunma alanında daimi yapılandırılmış işbirliğine katılım arzusu sergilediğini hatırlatıyor.

Raporda, ABD-Türkiye ilişkilerindeki bazı sorunlara karşın Türkiye’nin AB için önemli bir partner ve NATO üyesi olduğu hatırlatılıyor.

Bununla birlikte Türkiye’nin, Suriye, Libya, Yukarı Karabağ, Doğu Akdeniz gibi alanlardaki politikasına ilişkin görüş bildiren Avrupa Komisyonu, bunu, görüşünü Türkiye ile sorunlar yaşayan AB üyesi ülkelerin kullandıkları dil ve görüşlerle değerlendirmiş.

Bu çerçevede, açıkçası AB, Türkiye’yle ilişkilerini henüz değerlendirme niyetinde değil gibi görünüyor. Yeni başlıkların açılmasının gündemde olmadığı da aşikâr. Avrupa Komisyonu, 2023’e kadar zaman kazanmaya çalışıp, Türkiye ile yasadışı göç, temel hak ve özgürlükler, Yeşil Mutabakat çerçevesinde diyaloğunu sürdürmeyi hedefliyor. AB, geçen Temmuz’da başlatılan yüksek düzeyli siyasi diyaloğa da devam etmek niyetinde.