Ve Fransa AB dönem başkanı

Fransa dünden itibaren Avrupa Birliği (AB) dönem başkanlığı görevini Slovenya’dan devraldı ve 30 Haziran’a kadar bu bayrağı elinde tutacak. Slovenya’nın aksine Fransa, AB’nin kurucu üyesi olduğundan, Almanya ve İtalya gibi dönem başkanlığına damgasını vurmak istiyor. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron sayesinde AB Konseyi Başkanı seçilen Belçikalı Charles Michel de, Fransa’nın 6 ay boyunca AB kurumlarındaki politikaları şekillendirmesine ve gündemi belirlemesine de engel olmayacaktır.

6 aylık Fransa dönem başkanlığı döneminde ülkede iki turlu Cumhurbaşkanlığı seçimleri gerçekleştirilecek. Birinci tur 10 Nisan’da, ikinci tur ise 24 Nisan’da. Bu çerçevede Macron’un Fransa Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin arifesine kadar sıkıştırılmış bir program uygulaması bekleniyor.

Macron’un önem verdiği hususların başında AB’nin stratejik özerklik konusu yer alıyor. Macron, 2017 yılında Sorbonne’da federal bir AB’nin temelinin atılmasını hedefleyen ve Brüksel’in savunma alanında stratejik özerkliğe sahip olması gerektiğini vurgulayan bir konuşma gerçekleştirmişti. O dönemden bu yana Macron, AB’nin stratejik otonomiye kavuşması fikrinden vazgeçmedi. Hatta pandemi süreciyle birlikte stratejik otonomi fikrinin kapsamını tedarik zinciri ve temel ihtiyaçlara da genişletti.

Yapısal çalışmalar

Macron, dönem başkanlığı sırasında AB’nin egemenliğinin artırılmasına yönelik, yapılsal açıdan önemli çalışmalara start vermek istiyor. AB’yi inovasyona açık, Ar-ge’ye önem veren ve katma değeri yüksek ürünler üretilen alanlarda istihdam yaratan bir topluluk haline getirme niyetinde.

Fransa Cumhurbaşkanı’nın AB’nin yenilikçi politikalara yönelmesine dair tutkulu eylem planının fikir babasının Marianna Mazzucato olup olmadığı bilinmez. Ancak “Girişimci Devlet” isimli eserinde, Mazzucato girişimcilikle inovasyonun özel sektörün tekelinde olmadığı, hatta bunların devlet ve kamu kurumlarının özel sektöre yön vermesi, olanak tanıması halinde mümkün olduğunu dile getiriyor.

Macron, AB’nin ilkbahar zirvesini de, Lizbon anlaşmasında yer alan hükmün aksine Brüksel’de değil, Fransa’nın başkenti Paris’de düzenlemeyi hedefliyor. Dönem başkanlığının önemli başlıkları arasında Schengen bölgesinin yeniden düzenlenmesi, AB’nin savunma ile dış politika alanındaki politikalarının temel taşını oluşturacak Stratejik Pusulası’nın onaylanması yer alıyor. Hatta AB, savunma alanındaki stratejik pusulasını, NATO’nun Haziran 2022’deki Madrid zirvesinde liderlerce onaylanacak güncelleştirilmiş Stratejik Konsept’ten birkaç ay önce belirleyecek.

Macron’un seçimlere dünyada AB’yi yeniden konumlandıran lider olarak girmeyi hedeflediği kesin. Bu stratejisi Macron’u Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde başarılı kılacak mı, şimdilik meçhul ancak AB’ye yeni bir soluk getirmesi beklenebilir.

Ve Fransa AB dönem başkanı

Dünya ekonomisinin yönü

Dünya 2022’ye girdi. Ancak dünya ekonomisinin ne yöne doğru evrileceği merak konusu. Avrupa Merkez Bankası Başkanı (AMB) Christine Lagarde, 2022’de herhangi bir şekilde faiz artışına gitmeyeceğini açıkladı. Fed Başkanı Jerome Powell ise ABD’de yüksek enflasyon riskinin arttığını belirtti. ABD ekonomisinin çok güçlü olsa da, enflasyonist baskıların yüksek olduğuna işaret etti. Bu çerçevede FED’in varlık alımlarını azaltarak 2022’de faiz oranlarını da yükseltebileceği sinyalini verdi. Goldman Sachs yatırım bankasına göre FED, 2022’nin ilk çeyreğinde faiz artışına gidebilir. ABD ve Avrupa Birliği (AB) tedarik zinciri stratejileri kapsamında Çin’de bulunan stratejik üretimlerinin bir bölümünü kendi kıtalarına geri getirmeye yönelik kararlı bir politika izliyor.

Öte yandan da pandemiye rağmen, küresel ısınmayla mücadele çerçevesinde AB ve ABD, çevre dostu, sıfır karbon emisyonuna yönelik yatırım stratejilerini hayata geçirme kararlılığını gösteriyorlar.  Böyle bir ortamda dünya ekonomisinin nasıl şekilleneceğine yönelik öngörüler de önem taşıyor. Dünya Ekonomik Forumu WEF bu yıl pandemiden dolayı İsviçre’nin Davos kasabasında toplanamayacak. Buna karşılık ABD-Avrupa-Japonya arasında daha yakın iş birliğini geliştirmeyi amaçlayan üçlü komisyonun ekonomik raporu aydınlatıcı nitelikte olabilir.

Üçlü komisyon

Merkezi Paris’de bulunan ve kurucuları arasında Zgniew Brzezinski, Jimmy Carter, Alan Greenspan, Edwin Reischauer ve Tadashi Yamamoto gibi isimlerin yer aldığı “Trilateral”, 1973’te kuruldu.

ABD ile Çin arasında yaşanan gerilim sürecinden bu yana Trilateral’ın hem ekonomi hem de uluslararası ilişkiler alanlarındaki raporları da önem kazanıyor. Halen Avrupa adına eski AMB Başkanı Jean-Claude Trichet’in, Kuzey Amerika adına Meghan O’Sullivan’ın, Japonya adına da Akihiko Tanaka’nın başkanlık ettikleri kurum, Kasım 2021’de 3 gün süren bir etkinlik gerçekleştirdi. Ele alınan konular arasında emtia ile ekonomik refahın daha adil bir şekilde paylaşılmasının yöntem bilimi, sıfır Co2 emisyonu, kapitalist sistemin krizde olup olmadığı ve dijital dünyada güç dengeleri yer aldı.

Trilateral, iklim değişikliği, artan milliyetçilik, dijitalizasyon ve çoğalan salgınların damgasını vurduğu bir dönemde küresel kapitalizmin dönüşümüne yönelik olarak ‘sermaye piyasası ile ekonomik dünyanın makro dönüşümü’ başlıklı, çok içerikli ve derin bir çalışma başlattı. Çalışmaya eski İsveç Dışişleri Bakanı Carl Bildt ile Jean-Claude Trichet başkanlık ediyorlar.

Çalışmanın neticeleri Ocak aynın sonunda, Şubat ayının ilk haftasına açıklık kazanacak. Sanırım önümüzdeki dönemde dünya ekonomisinin izleyeceği yönü tespit etmek için Trilateral’in yayınlayacağı rapora bir göz atmakta fayda olacaktır.