ABD’ye ‘sus payı’

Selman bin Abdülaziz Suudi Arabistan Kralı’dır.

Ama...

Bir “babadır.”

Kendi sulbünden gelen oğlunu -vahşice işlenmiş bir siyasi cinayetin azmettiricisi bile olsa- “idam infazına” yollar mı?

Suudi Arabistan Savcılığı’nın “Kaşıkçı cinayetini işlemek ve organize etmekle” suçladığı 5 Suudi için idam istedi.

Ceza hukukunda suç fiilini gerçekleştiren “asli fail” ile onu “azmettiren” aynı cezaya tabidir.
Yani...

Kral Selman bin Abdülaziz’in oğlu Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın Kaşıkçı cinayetinin talimatını veren, yani birinci derecede azmettiren olmasının kabulü, Suudi tahtının vârisini idama göndermektir.

CIA’nın “Kaşıkçı cinayetinin azmettiricisi olarak Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ı işaretlemesi” öyle görünüyor ki bir şey değiştirmeyecek.

Türkiye’nin dünyaya sunduğu, Suudi Arabistan’a da verdiği deliller, küresel medyanın ve kamuoylarının baskısı “Muhammed bin Selman’ı” bugünkü güçlü konumundan nasıl koparıp alabilir, babasının kollarından nasıl sökebilir?

Ayrıca...

Babası Kral karar verse bile fiilen ülkeyi yöneten oğlu için bunu uygulayabilecek güçte mi hâlâ?

Bir şey daha...

Suudi Arabistan yargı süreci dikey sorumlu araştırması /soruşturması Veliaht Prens’in en yakınlarına kadar geliyor ve orada duruyor.

Veliaht Prens’e doğru bir milim yükselmek kimin haddine?

........................

ABD Başkanı Trump da artık “inkâr etmeyi” bırakmış bulunmakta.

Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın (cinayetle ilgili) bilgi sahibi olabileceğini ifade etti. Sonra...

“Belki olabilir, belki olmayabilir. Bir cinayet Suudi Arabistan ile ilişkilerimizi bozmamalı. Suudi Arabistan’ı razı ederek petrolün fiyatını yükselttirmiyoruz. İlişkimizi kesersek, petrolün 150 dolara çıkmasını ister misiniz?” dedi.

Yani...

Kral Selman bin Abdülaziz’den sonra Trump da, Veliaht Prens’i korumasına alan “manevi baba!..”

........................

Ancak...

Trump, Başkan seçildiği ilk zamanlar kadar güçlü değil.

Ara seçimlerde Temsilciler Meclisi’nde çoğunluğu Demokratlara kaptırdı.

Ve...

Hem Temsilciler Meclisi’nde hem Senato’da Kaşıkçı cinayetindeki tutumu nedeniyle dalgalar kabarmakta.

Teröre bulaşanlara yaptırımı öngören “Magnitsky Yasası’nın uygulanması” istekleri dillendirilmekte.

........................

Amerikan medyasının yayınları da Temsilciler Meclisi ve Senato’daki dalgaları kabartan rüzgârlar estirmekte.

Örneğin...

Washington Post yazarı ve CEO’su Fred Ryan şöyle yazdı:

“Başkan Trump’ın, Cemal Kaşıkçı’nın vahşice öldürülmesine tepkisi insan haklarına saygı değerlerine ve stratejik ilişkilerimizdeki güven ve samimiyet beklentisine ihanettir.

Trump Veliaht Prens’le ilişkilerini devam ettirmek uğruna, kişisel ilişkilerini ve ticari çıkarlarını Amerika’nın çıkarlarının üstüne koymaktadır.

Amerika’nın değerlerinin ve çıkarlarının savunulması kongreye düşüyor.”

Gazetenin editörü Karen Attiah ise “Kaşıkçı’nın öldürülmesi, Amerika’nın ahlaki vicdanı üzerinde ne zamanın ne de Suudilerin sus payı için verdiği paranın silemeyeceği bir kan lekesi olarak kalacak” diye yazdı.

Şu satırları alarm verici:

“Trump’ın, eylemini inkâr etmesi genç ve güç sarhoşu Muhammed bin Selman’a önümüzdeki 40-50 yıl boyunca Suudi Arabistan ve Arap dünyasında umarsızca sömürülerin devam edebileceğine ve bunun bir sonucu olmayacağına sembolik ışık yakıyor” diye yazdı.