Artılarla terapi

Bazen “yoksun olduklarımızı/yoksun edildikleri-mizi” kenara koyup “her şeye rağmen sahip olduklarımızı” düşünmek bir terapidir.

“Nelerim yok?” sorgulamaları yerine “Nelerim var?” kanatlarını takarak moral yükseltmekten söz ediyorum.

......................

Bugün böyle bir ufuk turu yapmak istiyorum.

Örneğin...

Batı’dan dışlandığımız izlenimleri yoğunlaşırken, İngiltere’nin Türkiye ile yakınlaşmış olması...

AB’den koptuktan sonra İngiltere Avrupa’da yalnızlaşma yolunda.

AB’den uzaklaşmakta olan Türkiye, İngiltere için ikili ilişkilerini derinleştireceği bir partner olarak görülüyor olmalı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a Londra’da gösterilen “yakın” denebilecek ilgi bu açıdan bakıldığında da anlaşılır bir gelişme.

Ama...

Önceki gün, Almanya Şansölyesi Merkel’in Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı 24 Haziran seçimleri sonrası için ülkesine davet etmesi “beklenen şey değildi.”

Hatta “+” işareti konabilecek sürpriz.

O Almanya ki topraklarında AK Parti’nin seçim mitingleri, toplantıları yapmasına izin vermezken, HDP’ye meydanları salonlara açtığı için Ankara’nın hedef tahtasında.

Tansiyonun daha da yükseleceği tahminleri yapılırken, bu sürpriz davet anlamlıdır.

Hatta...

Şu soru da dolaşımda:

“Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ve partisinin 24 Haziran seçimlerini kazanacağı öngörüsü mü?”

......................

İsrail parlamentosuna “1915 Ermeni tehcirinin soykırım olarak kabulü” için yasa teklifi verilmişti.

Zaten “netameli” süreçteki Türkiye / İsrail ilişkileri büsbütün bozulacak, bir çıkmaza girecekti.

Devlet aklı devreye girdi.

Bu yasa teklifi geri çekildi.

......................

ABD ile ilişkilerde iki çıbanbaşı iltihap topluyor...

1 Türkiye’nin Rusya’dan almak üzere anlaştığı ve ödemelerini yaptığı S-400 hava savunma füze sistemi.

2 Türkiye’den firmaların da üretimine katkı yaptığı ortak proje F-35 savaş jetlerinin verilmemesi için sahneye yazılan senaryolar.

Her iki konuda da “iki tarafın ortak bir irade beyanı” henüz açıklanmış olmadığı için çıbanlardaki enfeksiyon sürüyor.

Buna karşılık, Kuzey Suriye’de “Menbiç’ten PYD / YPG’nin çekilmesi ve oranın ABD ve Türkiye tarafından saptanacak kuvvetlerce korunması ve yönetilmesi” gibi bir çözüm formülü neredeyse tamam.

PYD/YPG çekilecek de nereye gidecek?

Daha da önemlisi, Menbiç’i hangi kuvvetler koruyacak ve yönetecek?

Henüz belli değil.

Suudi Arabistan’ın veliaht prensi Muhammed’in Kuzey Suriye’de bir tampon güç kurulması için devrede olduğu konuşulmakta.

Fakat...

Gene de “Menbiç’in PYD/YPG’den arındırılması, Kuzey Irak Kürtleri ile PKK rabıtasının koparılacağı” yolundaki diplomatik sızıntılar “+” başlığı altındadır.

.......................

Doların “önü alınamaz” sanılan yükselişinin piyasa kuralları içinde durdurulması hatta geri çekilmesi, başta Londra olmak üzere finans merkezlerine verilen güvenceler, ekonomide
yapısal reformlar
sözleri de birer “+”...

.......................

Notlar:

1 ABD Dışişleri “Henüz anlaşma yok” açıklaması yaptı ama bu PYD/YPG sonrası Menbiç’in yönetimi ve savunması ile ilgili ikinci aşama için...

2 Almanya’dan “Cumhurbaşkanı Erdoğan’a davet” muhalefet tarafından “seçim sonuçlarıyla ilgili” yorumlansa bile bu davet “devletlerarası ilişkilerde yakınlaşma” için bir kurumsal adım olarak da görülebilir...