Ay ışığı sonatı

Dün (3 Aralık) “Dünya Engelliler Günü”ydü.

30’lu yaşlarından sonra yaşamına “işitme engelli olarak” devam eden Beethoven’a atfedilen bir anlatıyı yansıtayım.

……………..

Ay ışığı sonatı

Beethoven, arkadaşıyla akşam gezintisine çıkmış.

Berlin sokaklarında dolaşıyorken, bir evin önünde kendi bestesinin çalınmakta olduğunu duyunca, durup dinlemeye başlar.

Zor bir parça olmasına rağmen piyanoda başarıyla çalınmaktadır.

Ancak müzik ansızın kesilir.

İçeriden bir kadın sesi duyulur…

“Buradan sonrasını yapamıyorum işte. Keşke usta olsa da o devam etseydi” diye yakınırken, Beethoven arkadaşını çekiştirerek evin kapısını çalar.

Burası bir kundura tamircisinin evidir.

Kapıyı açan kunduracıya büyük usta “Özür dilerim, içeriden gelen hanımın sözlerine kulak misafiri oldum. İzin verirseniz o bestenin devamını çalarım size” der.

………………..

İçeride piyanonun başında olan genç kız seslenir:

“Teşekkür ederim ama bu piyano çok harap ve notalar da yok, çalamazsınız!..”

Beethoven yaklaşır.

Kızın “kör olduğunu” fark eder.

“İyi de, siz nasıl notaları görmeden çalıyorsunuz peki?” diye sorar.

Kör kız cevap verir:

“Eski evimizin yanında bir müzik hocası vardı, o çaldıkça ben ezberledim, notaya ihtiyaç duymuyorum.”

……………….

Beethoven piyanonun başına geçip, o parçayı baştan sona çalınca, kör kız onu tanır.

“Öyle bir performansı Beethoven’dan başkasının gösterebilmesi mümkün değil” diye düşünmüştür.

Kızın ailesi bu seçkin konuk ve arkadaşını gereğince ağırlamak için çabalamaktayken, Beethoven kıza dönüp, “Senin için ne yapabilirim?” diye sorar.

Kızın cevabı “Benim her şeyim var yalnız. ...” diye, bir an tereddüt ettikten sonra cesaretini toplayıp cümleyi şöyle sürdürür:

“Doğuştan körüm. Artık alıştım. Bu durum benim için büyük sıkıntı değil. Aklımın içinde bu dünyanın bir benzerini kurdum. Belki daha bile güzeldir benim hayalimdeki dünya.  Senin bestelerini çalarken de orada geziniyorum.

Kısacası, her şeyim var ama bir tek şeyi canlandıramıyorum aklımda ve bu beni çok üzüyor.”

Beethoven “Nedir o?” diye sorar.

Genç kız yakınır:

“Gökyüzünde asılı dev bir küreden söz ediyorlar.  Geceleri ışık yayıyormuş. Ne kadar güzeldir kim bilir!..  Onu bir türlü hayal edemiyorum işte. “

Beethoven “Ay ışığını mı, merak ediyorsun? Gel sana onu anlatayım güzel kız” der.

Ve başlar ünlü “Ay Işığı Sonat’ını” çalmaya.

Harikulade müzik öylesine etkilidir ki genç kız mutluluktan ağlamaktadır.

Ay ışığı sonatı

………………..

Büyük sanatçı acele ayaklanır, kızın saçını okşar, aileye veda eder ve arkadaşına “Hadi çıkalım” diye seslenir.

Yolda hızlı adımlarla yürümekteyken arkadaşı sorar:

“Niye böyle alelacele çıktın, nereye gidiyoruz böyle koşarcasına?”

Beethoven cevap verir:

“Çabuk yürü dostum, az önce çaldığım o sonatı hemen notaya dökmem lazım, yoksa unutabilirim…” …………………

“Doğru veya hayal ürünü… Böyle şeyleri yayın. Vicdanı ve insanlığı ürkütücü dünyanın karşısında ancak böyle ayakta tutabileceğiz.”

Sn. Ayşe Atalık’tan alıntı.

Teşekkürler Bülent Korman.

ELİSA KİMDİ?

Fotoğrafta “Beethoven bestelerinin yer aldığı albüm.”

Ortadaki “Ay Işığı Sonatı (Moonlight Sonata)”

Kapakta yer alan “Für Elise (Elise İçin)” bestesindeki “Elisa” kimdir?

……………….

Beethoven sık sık âşık olurdu. O nedenle rivayet muhtelif.

Bunlardan birinin Mozart’ın can düşmanı Salieri’nin de öğrencisi olan “Elisa Barensfeld” olduğudur.

Sevgilisi Malfatti’nin komşusu olan bir genç kız da Elisa.

Beethoven’ın “Malfatti’yi etkilemek için bu besteyi yaptığı” iddiaları var.

Bir diğer iddia ise sevgilisi Theresa’nın ismini yazmıştır ama karışık el yazısı “Elise” gibi okunmuştur.

Ancak bu el yazısı hiçbir zaman bulunamamıştır.

Bir de hem şarkıcı hem piyanist olan Elizabeth Röckel’den söz edilir.

Arkadaş gurubunda bu kadının lakabı “Elize”ydi.

Ay ışığı sonatı

ÖZGÜRLÜKÇÜ BEETHOVEN

Beethoven’ın ünlü “9’uncu Senfonisi” Avrupa Birliği’nin simge müziğidir.

Adı “Neşeye Övgü”dür.

Gerçekten tam bir başyapıttır.

Bir “Beethoven bestesinin AB’nin simgesi olarak seçilmesi” nedenine gelince.

Bestenin bir şaheser olmasının yanı sıra Beethoven’ın “demokrasiye olan tutkusu” da dikkate alınmıştır.

Beethoven özgürlük ve demokrasiye katkısı nedeniyle bir bestesini Napolyon’a ithaf etmişti.

Ancak…

Napolyon kendini İmparator ilan edince ithafını geri almıştı.

İSMAİL CEM’İ ANMAK

Bu bağlamda engelliler günü bağlamında değerli siyasetçi, gazeteci ve büyük dost merhum İsmail Cem’i de anmak isterim.

Erdal İnönü’ye karşı adaylığını koyduğu günlerde, programına “engellileri” de almıştı.

O yıllarda aynı gazetede yazıyorduk.

Programındaki “engelliler” için şöyle demişti:

“Türkiye’de 7 milyon engelli var. Hiçbir parti, hiçbir lider bu 7 milyon engelliyi kucaklayan politikalar ve çözümler üretmiyor, onlara sıcak yaklaşımda bulunmuyor. Bunu ben içtenlikle yapacağım.”

………………..

Üzerine ışıklar yağsın sevgili Cem.

Ay ışığı sonatı