Hizbullah'ın beyni
Hacı İnan'ın da yakalanış haberini okurken birkaç gün gerilere uzandım.
Kopenhag'da
Hamlet'in şatosuna yol alırken, şoför
"biz mutlu bir milletiz" diyordu ve sonra bunun nedenlerini açıklıyordu:
"Ülkemiz güzel.İyi idare ediliyoruz.
Eğitim ve sağlık hizmetleri üst düzeyde ve ücretsiz.
İsveç, Norveç, Finlandiya'dan hafta sonlarını geçirmeye bize gelirler.
Çünkü bizde yiyecek, içecek ucuz, insanlarımız neşeli ve hayatı seviyor."
Şoförün
İngilizcesi, bizde öz geçmiş anlatımlarına
"iyi İngilizce bilir" diye yazılanların çok üzerindeydi.
Ücretsiz okuduğu devlet okullarında öğrenmişti.
Zaten...
Satıcıdan garsona, polise kadar, küçük - büyük herkes çok iyi
İngilizce konuşuyor.
Pozitif enerji
Ulusal mutluluk çok önemli.
Çünkü...
Pozitif bir enerji olarak herkesi sarıyor.
Etkiliyor, artılara motive ediyor.
Negatif enerjinin ruhsal ekşimesini önlüyor.
Galatasaray'ın son
Avrupa şampiyonluğu, işte böyle bir ulusal mutluluk yaşattı.
Ülkeyi pozitif enerji kucakladı.
"Diğer alanlarda da neden olmasın" gibi arzular üreten bir zihniyeti motive etti.
"Bu Türkler de çok oluyor" reklam filmindeki gibi öz güvenimize tomurcuklar açtırdı.
Mutluluğa adım
Aslında...
2000 yılında,
Türkiye insanının mutluluğa yolculuğu için olumlu göstergeler var.
Örneğin...
- Abdullah Öcalan'ın yakalanıp
Türkiye'ye getirilişi, bölücü şiddetin artık neredeyse tükeniş sürecinde olması.
- İrticanın, dışarıdan da beslenen
siyasi İslam katliam örgütlerinin, ölüm tarlalarının bütün çirkinlikleriyle açığa çıkarılması.
Böylece faili meçhul cinayetlerin çözülüşü.
Faillerin yakalanması.
Artık vuranın yanına kalmayacağının anlaşılması.
- Çetelerin çökertilmesi, babaların adalete teslimi... Cezaevlerine konulması. Sınırların ötesinde artık sığınak bulamayacaklarının anlaşılması.
"Devlete hizmet" gibi yanlış iddiaların artık
Türkiye gündeminden kalkmakta oluşu.
- Türkiye'de oluk oluk kardeş kanı akmasının arkasındaki
Suriye'nin yola getirilmesi.
- Yunanistan ile ilişkilerin nihayet sağduyu yörüngesine makas değiştirmesi.
İki ülkedeki akil insanların oluşturduğu ortamda,
Türk jetlerinin
Yunanistan askeri havaalanlarına inmeleri ve birlikte tatbikat yapmaları.
- IMF ile
stand - by anlaşmasının imzalanması. İstikrar programının kararlılıkla uygulanması.
Enflasyon aşağı çekilirken, ekonominin de canlanması.
- Türkiye'nin
AB'ye aday üye olması ve
Avrupa kapısının aralanması.
Bütün bunlar, daha çok kısa süre önce rüyada görülse inanılmayacak şeylerdi.
İnce ayar
Elbette alınacak daha çok yol var.
Ama...
Bunların ötesinde, artık
Türkiye bir ince ayar sürecindedir.
Zamanımızın uygarlık tanımı olan demokrasi, hukuk devleti ve insan hakları ile
Türkiye, kendine bir ince ayar yapacaktır.
Çünkü...
Artık
Türkiye, Avrupa devletler ligine giriyor.
Hukukun üstünlüğü, insan haklarına dayalı demokrasilerde insanların mutluluğu, onuru hedeftir.
İşte bu bağlamda, gene
2000 yılı umut veriyor.
Cumhurbaşkanlığı'na,
Anayasa Mahkemesi Başkanı'nın, bir hukuk adamının çıkmış olması, belki de
Türkiye'nin bu süreçteki yolculuğunu hızlandırabilir.
Uluslar, layık oldukları yönetimi başlarına getirirler.Yazara E-Posta: gcivaoglu@milliyet.com.tr