Depremi konuşmak

Elazığ depremi -neredeyse- unutuldu.

Olası İstanbul depremi ise artık konuşulmuyor bile.

Oysa...

Saatin kadranında ilerleyen her saniye depremi yaklaştırıyor.

...................

1999 Gölcük depreminde İstanbul nüfusu 9 milyondu.

2019’da 15 milyona çıktı.

O zaman için yapılan olası kayıp tahminlerini 2’yle çarpmak gerek.

Hatırlayalım.

Resmi raporlara göre Marmara depreminde can kaybımız 17.480...

23 bin 781 yaralı sayımız.

505 kişi sakat kalmış.

133 bin 683 bina çömüş.

600 bin kişi evsiz kalmış.

285 bin 211 ev, 42 bin 902 iş yeri hasar görmüş.

Bunlar resmi bilgiler.

Resmi olamayan iddialara bakılırsa sayılar daha yüksek.

Bir de -ağzımdan yel alsın- 7’nin üzerinde bir depremde 16 milyonun yaşadığı İstanbul’u düşünün.

.....................

1999’dan bu yana İstanbul’da yapılan ne var?

Bardağın boş yarısı, ilk sarsıntıda çökebilecek çok sayıda binanın olduğu net.

Gölcük depreminde 100 binin üzerinde ev çökmüşse 16 milyonun yaşadığı İstanbul’da depreme karşı güçlendirilmemiş bina sayısının herhalde bundan birkaç kat fazla olduğu söylenebilir.

Toplanma alanlarının bir kısmının betona dönüştüğü de biliniyor.

Buna karşılık, bardağın dolu yarısını da görmeliyiz.

Kamu binaları, köprüler, viyadükler, geçitler, hastaneler 7’nin üzerinde bir depreme karşı güçlendirildi.

Doğal gazın otomatik kesileceği bir sistem oluşturuldu.

AFAD gibi yardım ekipleri deneyim kazandılar, sayıca ve donanımca daha etkin hale geldiler.

Bankalar bütün kayıtlarının tutulduğu yedek ve en büyük depreme karşı dayanıklı merkezler kurdular.

Yani...

İstanbul 9 milyonluk nüfusa sahipken neredeyse depreme karşı hiçbir önlemi yoktu

2020’de hiç değilse başta hastaneler olmak üzere komu binalarında, ulaşımda önlemler alındı ama nüfus 1 misline yakın arttı ve riskler yüzde yüz dolaylarında yükseldi, yaygınlaştı.

.....................

Bir de ekonomik boyuta geçelim.

17 Ağustos 1999 depreminde 30 binden fazla büyük ve küçük işletme hasar gördü.

200 milyar TL dolaylarında zarar oluştu.

Aradan geçen süre içinde fabrikalar ve iş yerleri de çoğunlukla binalarını güçlendirdiler.

Makinelerini, tezgâhlarını sabitlediler.

İş yeri güvenlik önlemlerinde standardı yükselttiler.

.....................

Bireysel olarak da bir şeyler yapmak lazım.

İnternette özel deprem yatakları seçenekleri var.

İçinde 14 güne kadar yaşama olanağı sunan su, hava, gıda donanımı...

İçi yumuşak dolgu malzemesi kaplı, otomatik kapanan çelik konstrüksiyon bir tasarım.

Bunun yanı sıra depreme karşı sağlamlaştırılmış binalarda en az 72 saat idare edecek su ve yiyecek stoku.

Akülü aydınlatma.

Sağlık çantası, AKUT’un telefonlara indirilen “Güvendeyim” programı. (Uzun süre telefonlar çalışmayacağı için bu tek butona basılı sistem önemli.)

Hayat üçgeni dediğimiz pozisyona geçmek.

.....................

1999 depreminden sonra merhum Mustafa Koç’la sohbet ediyorduk. Koç Grubu’nun zaman zaman yaptırdığı özel ekonomik raporundan konuşmuştuk.

“O değil de bir deprem araştırmamız var” diye başlamıştı.

Başını endişeyle sallayarak, “Deprem ihtimalini ve olabilecekleri artık düşünmek bile istemiyorum” diyerek kaygısını belirtmişti.

Şimdi kaygı skalasının neresindeyiz, bilmiyorum.