Facebook’tan ‘dinler’ açılımı

Aylık 3 milyar dolayında aktif kullanıcısı olan Facebook, bu kez de “dini hizmetler sunmak üzere büyük dinlerin liderleriyle sözleşmeler” yapmaya başladı. Örneğin...

Kaliforniya’daki South Bay İslam Derneği’nden imam Tahir Anwar (Enver) “topluluğunun ramazan ayında Facebook Live (Facebook canlı) kullanarak rekor düzeyde bağış topladığını” açıkladı.

Yeni platform

Facebook ayinler yayınlayacak, din adamları yorumlar yapacak.

........

Hıristiyanların çeşitli mezhep kiliseleri de Facebook’la sözleşmeler imzaladı. Örneğin...

“Presbiteryen” Kilisesi...
“Evanjelik” Kilisesi... “Tanrı’nın Mahfilleri...”  “Mesihteki Tanrı Kilisesi” ve bir dizi kilise...

 Din adamları “daha fazla insanı ruhsal olarak etkilemek için bu platform yeni ve önemli bir fırsat” yorumunu yapıyorlar.

Facebook bir süredir “siyasi ve sosyal yaşam için hizmet sunduğu platformu inanç boyutunda da gerçekleştirmenin” hazırlığını sürdürüyordu.

Dünkü New York Times’ta bu anlatımlara yer verildi. Özellikle pandemi nedeniyle toplu ibadetlerin fiziki olarak kiliseler ve diğer dinlerin ibadethanelerinde yapılması -zaman zaman- engellenirken, sanal platformlarda cemaatlerin buluşması çözümlerden biri.

Facebook’ta “ahlaki ve felsefi sohbetlerin yapılacağı, şifa dualarının seslendirileceği, beyin fırtınalarının düzenleneceği” açıklandı.

Bütün Hıristiyan mezheplerin aynı platformlarda yer alması, Hz. İsa’nın “Bütün ulusları öğrencim yapın” çağrısını izah ediyor.

........

“Big TCH Richter ile din hizmetlerini buluşturmanın bu ilk adımları geleceğe de ışık tutacak.”

Facebook’tan ‘dinler’ açılımı

Osmanlı’da rüşvet

Tatil boyunca yazılı ve sanal medya gündeminin “akut” konusu “rüşvet” iddialarıydı.

Tatilde okuduğum kitaplardan biri de bu bağlamda Prof. Dr. Ahmet Mumcu’nun “Osmanlı Devleti’nde RÜŞVET” oldu.

Konuyu tarih içindeki genel gelişimi ile birlikte ayrıntılarıyla inceliyor Prof. Mumcu.

Bizans’tan, Abbasilerden, Endulüs’ten, Çin’den, Türkmenistan’dan, Selçuklulardan, Moğollardan, İran’dan da “rüşvet izlerini” sürmüş ve kitabına taşımış.

Rüşvetin kökleri çok eskilerde...

Bir eşek bile...

Osmanlı döneminde Ortodoksların dini liderlerinin seçiminde devlet yetkililerin
sözü geçerdi.

Vezir-i azama “patrik olabilmek rekabetinde ve çekişmesinde büyük hediyeler verilirmiş”.

Gerlach (1576-1578) “Vezir-i azama rüşvet vermek için çırpınırlardı. Bazen sultan hanımlara bile büyük meblağlarla başvurulmuştu” diye yazmış.

İstanbul Patriği’nin dışında ve onun dini otoritesine bağlı İskenderiye, Antakya, Kudüs, Ohri gibi önemli yerlerin patrikleri de Osmanlı yetkililerine ödeme yaparlarmış.

Gerlach -gerekli paralar ve hediyeler verilirse- imasında bulunarak “Bir eşek bile metropolik olabilir” diye yazmış.

Tabii patrikler de kendisine bağlı rahipler ağından -zorla- para toplarmış. Ancak...

Musevilerde durum farklı.

“Museviler arasında hahamlık babadan oğula intikal eder ve o yüzden rüşvete, hediyeye gerek kalmazmış.”

Rüşvetin kırmızı çizgisi

Osmanlı sultanları her yıl Mekke’ye kutsal mekânlara bakım masraflarını karşılamak amacıyla para gönderirlermiş.

Hazinede sıkıntı yaşanan bir yıl bu süreçte II. Murad vezir-i azam Halil Paşa’ya
“bu kez yardımı kendi kesesinden karşılamasını” emretmiş.

Şöyle de bir kırmızı çizgi çekmiş:

“Ancak rüşvet florini (altın para) olmasın!..”

Prof. Mumcu, “Sultan tarafından vezirin rüşvet aldığının bilinir hale geldiğinin işareti” yorumunu yapıyor.

Bizans’ta rüşvet iddiası

Prof. Mumcu’nun kitabında ilginç bir söylentiye de yer verilmiş...

Çandarlı Kara Halil Paşa’nın torunu Ali Paşa’nın İstanbul’u kuşatmış olan Birinci Bayazıd’ı “kuşatmayı kaldırması” için ikna etme karşılığı Bizans’tan rüşvet aldığı yolunda söylentiler yoğunmuş.

Başka kuşatmalar için de benzer iddialar var.

Memurluk Borsası

Osmanlı’da büyük memurluklar için de para geçerliymiş.

Örneğin...

Kanuni Sultan Süleyman’ın Sadrazamı Rüstem Paşa’nın serveti dillere destanmış. “Her büyük tayin
için rüşvet alırmış.”

Şöyle de bir ilginç anekdot var.

Erzurum Valisi tayini için

Rüstem Paşa’ya 5 bin altın rüşvet göndermiş.

Rüstem Paşa “Erzurum’un buna tahammülü yoktur” gerekçesiyle 2 bin altını almış,
3 bin altını ise geri göndermiş.

Ya sultanlar?

Bazı sultanların da büyük paralar karşılığı tayin yaptıkları iddiaları kitapta yer alıyor.

III. Murad ilk örnek...

Söylentiye göre, ceddi Kızıl Ahmet Bey ailesinin soyundan gelen Şemsi Paşa bir gün 3. Murad’a “40 bin altın rüşvet kabul ettirmeyi” başarmış.

Sonraları da Padişah’a sunulan dilekçeleri ancak yüklü rüşvetlerle kabul etmeye başlamış.

Aldığı rüşvet altınların bir bölümünü de Sultan’a takdim edermiş.

Gene söylentilere göre, 100 bin duka altınına kadar rüşvet almış.

Başka örnekler de var.

Rüşvet ve yargı

Osmanlı Devleti’nde adaleti kadılar dağıtırdı.

Yargının yanı sıra çok önemli görevleri de vardı. Noterlik yapar, ordu ihtiyaçlarını karşılarlardı.

Ahmet Mumcu kitabında şöyle anlatıyor:

Kadı olmak için sadrazama rüşvet

ödemek zamanla gelenek haline gelmişti.

Kadılar da karar verirken davalı taraflardan para alırlardı.

Kendilerine bağlı coğrafyayı teftişe çıkarlar, zorla para toplarlardı.

I.Ahmed’in 1630 tarihinde yayınladığı adalet fermanında “kadıların, bütün yolsuzlukları, özellikle rüşvetçilikleri acı bir şekilde anlatılmış.”

Şöyle söylemler varmış:

“Zengin para verir ve daima haklı olur...”

“Kadı verilen altının ağır- lığını ölçerek karar verir...”

Tanzimat’a kadar böyle yürümüş.

Facebook’tan ‘dinler’ açılımı

Rüşvet almayanlar

Prof. Ahmet Mumcu’nun kitabında rüşvet almayan padişahlar, devlet adamları da anılıyor.

Sokullu Mehmet Paşa’nın rüşvet aldığına dair söylentiler olmuş ama Peçevi “Rüşvet almazdı, devamlı yüksek mevkilerde bulunduğu için serveti büyüktü” diye yazıyor.

Sultan İbrahim döneminin vezir-i azamı Kara Mustafa Paşa da diğer meziyetlerinin yanı sıra “rüşvetçi olmamasıyla” meşhurmuş. Ancak...

Saray’daki türlü yolsuzluklara engel olduğu için bir komploya kurban olmuş, katledilmiş.

Hanya Valisi Yusuf Paşa da çok dürüst bir kişilikmiş.Bu faziletinden dolayı sultana Girit’ten bol hediye getirmediği için idam edilmiş. (1646)

Nevşehirli Damat İbrahim Paşa da dürüst bir vezir-i azam imiş.