İlk karantina yıl dönümü

Kovid-19 salgını nedeniyle geçen yıl bugün Çin’in Vuhan kentinde “karantina/sokağa çıkma yasağı” ilan edilmişti.

İlk karantinanın yıl dönümünde Kovid-19’un -büyük olasılıkla- doğum yeri Vuhan hâlâ esrarını koruyor.

DSÖ “Dünya Sağlık Örgütü” bir yıl uğraştıktan sonra nihayet Pekin’den izin çıkarabildi ve Vuhan’a geldi.

“Virüsün hayvandan insana sıçradığı yer ve nedeni/nedenleri” çok önemli.

Bunların bilimsel olarak bulunması ve incelenmesi “salgının önlenmesine yeni ufuklar açabilir.”

DSÖ’den gelen ekibe ne yazık ki Çin yönetimi şeffaf değil.

Hatta...

“Engeller koyduğu” konuşuluyor, yazılıyor.

Şöyle ki...

HAYAL KIRIKLIĞI

Bir yıllık uğraşıdan sonra DSÖ ekibi geçen perşembe Vuhan’a ulaştığında ilk engelle karşılaştı.

15 kişilik ekip daha yola çıkmadan virüs testi yaptırmıştı.

Hepsi için de sonuçlar “negatifti.”

Buna rağmen Çin yetkililer onlara yeniden virüs testi yaptırdı.

Heyetten iki kişi pozitif çıktı ve Singapur da bırakıldı.

Vuhan’a ayak basan 12 kişi ise geçen perşembeden bu yana 14 gün sürecek karantinadalar.

Karantina süresi bittikten sonra, işe başladığında da incelemeler için ekibin önünde kapıların açılacağı sanılmıyor.

Çünkü bir yıldır DSÖ’ye karşı Çin devleti “açık, şeffaf ve sorumlu” bir tavırda değil.

Tersine...

Yetkililer “virüsün kaynağının Çin olmadığını” veya “birden fazla kaynak olabileceğini” öne sürerek dikkat dağıtmaya çalıştılar.

“DSÖ ekiplerinin İspanya ve bazı diğer ülkelere de gitmesi gerektiğini” iddia ettiler.

BAŞKAN Xİ’NİN TALİMATI

AP (Associated Press) Ajansının yayınına göre “salgın hız kazandıkça Başkan Xİ Jinping bilgilerin sızmaması” talimatını verdi.

“Olumsuz sosyal etkiye neden olan herkesin sorumlu tutulacağını” bildirdi.

Sonuç...

Çok az şey kamuoyuna açıklandı...

“Ölümcül patojenin kökenlerinin izini sürmekte birincil sorumlu olan” Çin, bunun yerine “kanıtlanmamış iddialar” öne sürdü.

İlgili her türlü bilgiyi katı ve kesin kontrol altına aldı.

Bununla beraber, bir noktanın da altını çizmekte fayda var.

Çin’in bu tutumunda “Trump yönetiminin olumsuz etkisi oldu.

Donald Trump kamuya açık her konuşmasında ve tweet’lerinde koronavirüse sürekli “Çin virüsü” dedi.

“Virüsün bir Çin laboratuvarından kaçmış olabileceğini” vurguladı.

Böylece “pandeminin siyasallaşmasına” yoğun katkı yaptı.

KİLİT ALTINDA

New York Times’e göre, “Çin’de iş birliği ve şeffaflık olmadan DSÖ ekibinin öğrenebileceği çok az şey var.”

Vuhan’daki “av eti ve canlı hayvanların satıldığı, ilk enfeksiyonların izlendiği Huaan Deniz Ürünleri Toptancı Pazarı kapatıldı. Dezenfekte edildi. Oradan toplanan örnekler ve bilgiler Çin Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi’nde kilitli durumda.”

Hiçbir araştırmacı, Çin devletinden açık izin olmaksızın DSÖ ekibiyle konuşmaya cesaret edemeyecek.

İlk mikrobun bir yarasa veya bir karıncayiyenden ya da bir misk kedisinden, komşu ülkeden gelip gelmediği -muhtemelen- sır olarak kalacak.

Ve ne yazık ki bu tür bulaşmaları durdurmanın yollarının aranması da mümkün olmayacak.

94 milyon insanı hasta eden ve iki milyon kişiyi öldüren bu hastalığı Çin “propaganda sorunu olarak” görmemeli.

Bir yıldır izlediği yanlış çizginin “küresel etki ve güç iddiaları olan bu büyük ülkenin değerini yıprattığı”, Pekin yönetimince algılanmalıdır.

DSÖ’nün 194 üye devleti ve dünyanın geri kalanı sesini yükseltmeli, “Pekin’in bildiği her şeyi DSÖ uzmanlarıyla paylaşmasını” istemelidir.

İlk karantina yıl dönümü

OVAL OFİS’E MAKYAJ

Joe Biden’ın göreve başladığı Oval Ofis’te neler değişti?

Önce...

Başkan’ın çalışma masası üzerindeki “kırmızı düğme” artık yok.

“Kırmızı düğme” devletin “top secret (en üst düzeyde devlet sırrı)” bir aygıt olduğu sanılmasın.

Trump’ın “günde 12 şişeyi bulan diyet kola tüketimi” için kullanılan bir düğme.

........................

Trump döneminde Oval Ofis duvarında asılı olan ve Kızılderililerin yüzlerce yıllık topraklarından zorla sürülmeleri yasasına imza atan Andrew Jackson portresi kaldırıldı.

Onun yerine ABD’nin kuruluş simgesi, bilge insan Benjamin Franklin portresi asıldı.

The Washington Post gazetesine göre, bu portre tercihi Biden’ın “bilime ve gerçeğe” duyduğu saygıyı yansıtıyor.

Portrenin hemen yanında ise üzerinde “ay taşı” olan bir raf dikkat çekiyor.

Çalışma masasının karşısındaki şöminenin üzerinde Başkan Roosevelt’in portresi asılı.

Ve o portreyi dört -nispeten- küçük portre çevreliyor.

Başkanlar Abraham Lincoln, George Washington ve Thomas Jefferson ile Hazine Bakanı Alexander Hamilton.

Çoğu kez fikirleri birbirleriyle uymayan Hamilton ve Jefferson’un eşleşmesi Washington Post’a göre kasıtlı.

“Fikir ayrılıklarının demokrasi için nasıl gerekli olduğunu” temsil ediyor.

Oval Ofis’e Biden ayrıca “Amerikan bayraklarının dalgalandığı yağmurlu bir New York/5. Cadde’yi tasvir eden -1917 tarihli- yağlı boya tabloyu da (Avenue in the Rain)” astırmış.

Biden, Trump’ın İngiltere’den ödünç aldığı ve Oval Ofis’e koyduğu Churchill büstünü kaldırtmış.

Bunun yerine Latin kökenli sivil haklar lideri ve işçi örgütçüsü Cesar Chavez büstünü koydurmuş.

Oval Ofis’te ayrıca Rosa Parks, Eleanor Roosevelt, Martin Luther, King, Başkanlar Harry Truman, Robert H. Kennedy’nin büstleri ile Apachi kabilesinden at sırtında bir Kızılderili’nin Allan Houser tarafından imzalı heykeli de yer almakta.

..................

Ve...

Biden’ın Oval Ofisi bir kez daha dört ayaklı arkadaşlara yer verecek.

Başkan ve eşi Jill Biden’ın iki Alman çoban köpeği var.

Not: Bu yazılarda Le Monde, HuffPost, Washington Post ve New York Times’tan da yararlandım.

İlk karantina yıl dönümü

 

DİĞER YENİ YAZILAR