İşte Cumhuriyet projesi

Sayfaya koyduğum bu köylü çocuğunu tanıdınız mı?

1930’lu ilk yıllarda çekilmiş olmalı.

Bu çocuk 1924 yılında doğdu, 2015 yılında yaşamını yitirdi.

Kamuoyu bu resmi ilk kez Hürriyet gazetesinde “Çoban Sülü” başlığıyla görmüştü.

Adı Süleyman Demirel’di.

AP (Adalet Partisi) Genel Başkanlığı için toplanan kongrede yarışan iki adaydan biriydi.

Bu fotoğrafla büyük sempati toplayan genç mühendis 39 yaşında Genel Başkan seçildi.

40 yaşında da Başbakan oldu.

Koltuğunu 6 defa yitirdi, 7 defa geri geldi...

Bir muhtırayla bir de darbeyle Başbakanlık’tan uzaklaştırıldı.

Siyasi hakları Anayasa’yla elinden alındı.

Ama...

Aynı Anayasa maddelerinin kalkması için yapılan referandumu kazanarak önce Başbakan, sonra da Cumhurbaşkanı oldu.

İşte Cumhuriyet projesi

..................

Çarşamba günü 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in 5’inci vefat yıl dönümüydü.

Doğduğu, çobanlık yaptığı Isparta İslamköy’de gönülden anıldı.

Süleyman Demirel için “Cumhuriyetle yaşıt” denebilir.

Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet’in devletin bütün mevkilerini herkese açmış olduğunun kanıtıdır.

“Çoban Sülü” İTÜ’de yüksek mühendis olmuş, ardından ABD’ye gitmiş, barajlar üzerine ihtisas yapmıştı.

Türkiye’ye döndüğünde henüz 28 yaşındayken Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü’ne getirilmişti.

“Barajlar Kralı” lakabını kazanmıştı.

Ona “geleceğin başbakanı”

gözüyle bakılıyordu.

BİLGE ADAMDI

Gerçek bir siyaset bilgesiydi.

Özel doktoru Prof. Dr. Osman Müftüoğlu “Demirel’den çok şey öğrendiğini” söyler ve yazar.

Ben de kendi adıma bunu söyleyebilirim.

Bir hesap adamıydı.

AP Genel Başkanı seçilmeden önce Ankara Fevzi Çakmak Sokak’taki bürosunda gazetecileri toplamış, duvardaki Türkiye haritası üzerine sapladığı renkli raptiyeleri göstermişti.

“Ertesi gün toplanacak kongreyi kaç oyla kazanacağını” söylemişti.

İddiası “sadece 1 oy eksikle” gerçekleşti

O eksik oy da “hastalanmış”, kongreye gelememiş bir üye nedeniyleydi.

Başbakanlığının ilk yıllarında -o zamanlar henüz elektronik hesap makinesi ve cep telefonu olmadığı için- cebinde “mühendis cetveli” taşırdı.

Her şeyi hesapla ifade ederdi.

Sonra mühendis cetvelinin yerini avuç içi kadar küçük Anayasa aldı.

“Anayasa da yeri va mı?” sözü meşhurdu.

“Hukuk devleti ve meşruiyet” temel ilkeleriydi.

SİYASET USTASI

Gündem yaratmak ve gündem saptırmak siyaset ustalığına tanık olduk.

İşte bir anı...

TV’de Demirel ve Ecevit kendi seçecekleri birer gazetecinin sorularını cevaplayacaktı.

Demirel beni seçti.

Demirel Türkiye bütçesinin ilk defa “trilyon lirayı aşacağını” söylemişti.

Ben de “Trilyon mu dediniz?” diye sorunca, “Türkiye çok büyüdü, artık trilyonları konuşmaya alışmalıyız”

cevabını verdi.

Program çekimi bittikten sonra “Hadi bize gidelim, birer viski içelim” dedi.

Başbakanlık makam aracıyla Güniz Sokak’taki konutuna giderken keyifliydi.

“Bir trilyon lafı ortaya attım, şimdi uzun müddet muhalefet ve basın bu trilyon lafını konuşur, trilyon lafıyla oyalanır, biz de kendi işimize bakarız” dedi.

Gevrek bir kahkaha attı.

Daha sonraki yıllar her başbakanda

böyle gündemi değiştirecek/gündem

yapacak, kamuoyunu bir süre oyalayacak sözlere tanık olduk.

11 EYLÜL 1980 GECESİ

11 Eylül’de öğleye doğru Genel Yayın Yönetmeni olduğum gazeteye “askerin hareketlendiği, ihtilal yapabileceği” haberleri gelmeye başlamıştı.

Ben de Demirel’e telefon etmiştim.

Aldığım duyumları yansıtmıştım.

“Valla burada yaprak kımıldamıyor” demişti.

Akşama doğru işin rengi belli olmuştu.

Demirel’le tekrar konuştuk, “NATO manevrası falan diyorlar, ama gene de belli olmaz” gibi yorumlar yapmıştı.

Sonra...

Sözünü şöyle sürdürmüştü:

“Genelkurmay Başkanı mutat

görüşme için Cumhurbaşkanı Vekili İhsan Sabri Çağlayangil’e çıktı. İhsan Sabri Bey ‘Paşam bir sıkıntın var mı?’ diye sormuş,

o da ‘Yok, hayır’ cevabını vermiş...”

Ve...

11 Eylül gecesi son konuşmayı benimle yaptı.

Artık ihtilal gerçekleşmişti.

Demirel telefonda “Ne diyeyim, gene de kötü bir şey söylemeyeceğim. Türkiye’nin başka Silahlı Kuvvetleri yok, bizim askerimizdir” dedi ve telefon kesildi.

12 Eylül’cüler telefon hatlarını kesmişlerdi.

Bilge siyasetçi ve büyük gönül adamıydı.

Allah gani gani rahmet eylesin.

BM’NİN TÜRK BAŞKANI

Büyükelçi Volkan Bozkır BM Genel Kurul Başkanı seçildi.

Şimdi 42 kişilik özel bürosunu oluşturuyor.

Türkiye için çok önemli bir kazançtır.

Yürekten tebrikler.

İşte Cumhuriyet projesi

..................

Volkan Bozkır’ı merhum 8.Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın danışmanı olduğu sırada tanımıştım.

Son derece zarif, yakışıklı, dost insandı.

Özal’ın başdanışmanı Can Pulak’a sordum.

“Özal onu nasıl seçmişti?”

Anlattı:

“Turgut Özal’ın daha önceki Dışişleri Baş Danışmanı Washington Büyükelçisi Nabi Şensoy (merhum) Dışişleri’nden iki isim tavsiye etti.

Birincisi Volkan Bozkır’ı Danışman olarak.

İkincisi Namık Tan’ı da Özel Kalem Müdürü olarak.”

Volkan Bozkır çok başarılı oldu sevildi.

Demirel Cumhurbaşkanı seçilince Çankaya’da onun özel kalem müdürü olarak görevini sürdürdü.

Namık Tan da daha sonra Abdullah Gül döneminde Köşk’teydi ve Washington Büyükelçiliği yaptı.

..................

Volkan Bozkır’ı sonraki yıllarda AK Parti Milletvekili, AB’den sorumlu Bakan ve Dışişleri Komisyonu Başkanı olarak gördük.

Bazıları için “Diplomat doğmuş” denir.

Volkan Bozkır da “diplomat doğmuş” olanlardandır.

Türkiye ve dünya barışına önemli katkılarını şimdiden hissediyorum.

Dilerim ki “dünyanın 5’ten büyük olduğu tezini kanıtlasın.”

İçtenlikle kutluyorum.