Kalpteki Kuran

İBB’nin “Türkçe” Şeb-i Arus’u ile başlayan tartışmaların kapsamı “Türkçe ezan” ve “Türkçe ibadet” gibi eski konularla genişledi.

Tek parti döneminde minarelerden “Allahuekber” yerine “Tanrı uludur” sayhalarının hatırlanması...

Ve...

Gene “Atatürk”e uzanan “imalar...”

ATATÜRK VE KURAN

Teğmen Kubilay’ın başının kesildiği Menemen ayaklanmasını hatırlayın...

Ayaklanmayı başlatanlar cami avlusunda Arapça Kuran ayeti okur gibi yaparken aslında -bilmeyerek- “Arapça nasıl abdest alınır?” satırlarını okumuşlar.

Ne kadar doğrudur?

Kesin değil ama bu söylenti “mealen Türkçe Kuran” fikrini yeniden tetiklemişti.

Hâlâ en güzel Kuran’ın Türkçe meali Elmalı Hamdi Hoca imzasını taşır.

Bu da Atatürk’ün iradesiyle gerçekleşmiştir.

Kalpteki Kuran

ÇAĞLAR’IN KALEMİNDEN

Atatürk’ün “dinde aydınlanma” sürecinin bu ilk aşamasını, “Behçet Kemal Çağlar’ın çalışmaları” izlemiştir.

Atatürk inananların, “anlamını bilerek dua etmeleri ve İslam’ı yaşamaları gereğini” görmüştü.

Ancak...

Kuran’ın tefsiri beyni aydınlatmış ama yürekleri ısıtamamıştı.

Kuran dilindeki ilahi musiki lezzeti yoktu.

Bunun üzerine Londra’ya edebiyat eğitimi alması için gönderdiği şair Behçet Kemal Çağlar’dan Kuran tefsirini ruha bal damlaları gibi akacak “nazım” diliyle yazmasını istemişti.

Cemal Kutay’ın “Atatürk’ün Beraberinde Götürdüğü Hasret-TÜRKÇE İBADET” kitabında o proje, üstadın ağızda akide şekeri gibi eriyen üslubuyla çok güzel anlatılır.

...................

Cemal Kutay’ın kitabından birkaç Behçet Kemal Çağlar çalışmasını sunayım...

  FATİHA SURESİ:

“Hamd, evrenler sahibi yüce Allah içindir.

Allah ki acıyandır, koruyandır, sevendir;

Günü gelince ancak

O’dur hesap soracak.

Tek sana tapar, senden medet umarız biz.”

 İHLAS SURESİ: 

“Söyle ki gündüz gece

Tanrı tek, Tanrı yüce

O doğmaz ve doğurmaz

Kimse O’na denk olamaz.”

 MAUN SURESİ:

“Yazık gösteriş için

namaz kılana

Yoksula yardımdan uzak kalana

Öksüzü hor görüp azarlayana

Ödünç vermeyi de ayıp sayana

Onun nasibi yok imandan yana”

 LEYL SURESİ:

“Bir kul ki yardım sever,

Bir kul ki Hakk’ı tanır,

Yüreği bu sayede arınır, aydınlanır

Karşılık beklemeden iyilik yapar her sabah

İşte böyle kulundan razıdır elbet Allah.”

 ALAK SURESİ:

“Candan seslen,

Rabbin yanında hazır

Temiz tut gönlünü,

Koy secdeye baş.”

TAŞ PLAKLAR

Yüce Atatürk bu çalışmaları ilerletmekle kalmamış, döneminin önemli seslerinden Refik-Fahire Ferzan’a okutturarak taş plaklar bastırtmıştır.

Çoğalttırarak topluma mal etme projesini hayata geçirmek için çalışmaların tamamlanmasını bekliyormuş.

Ancak...

Araya Hatay meselesi girmiş.

Atatürk o soruna odaklanmış.

Hatay’ın ilhakından bir süre sonra ise ne yazık ki 10 Kasım 1938’de hepsi durmuş.

Bu arada belirteyim ki...

Atatürk yakın bir dostunun mezarı başında bu Çağlar’dan Türkçe duaları okutmuş...

Balıkesir Camii’nde hutbe verdiği de biliniyor...

Çalışmalar tamamlansaydı çok yararlı olurdu diye düşünüyorum.

Gerçekten...

Ezanın Kuran diliyle okunması, ibadetin Kuran diliyle yapılması

ötesinde Behçet Kemal Çağlar’ın insanın kalbini ısıtan tefsiri de ne güzel ve aydınlatıcı.

YENİDEN TEFSİR

2000’li yılların başlarında Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu “Kuran’ın yeniden tefsir ihtiyacından” söz etmişti.

“İndiği tarih koşullarının değişimine göre Kuran’ın yeniden yorumlanması gerekiyor” görüşündeydi.

“Tebeddülü ezman, tebeddülü ahkâm...”

Yani “değişen zaman, değişen hükümler...”

Başkan Bardakoğlu’nun “yeniden tefsir” görüşü bu hükme dayalıydı.

Ancak...

O görüşün de hayata geçirilmesi mümkün olmadı.

Yarım kalan bu iki girişim tamamlanabilseydi, belki de bugünkü tartışmalara artık hiç gerek kalmayacaktı.

...................

Bu köşede 16 ve 18 yıl önce de bu satırları yazmışım.