Marmara’ya 'maske/hijyen...'

Burgaz Adası’nda yaşamayı seçtiği için Sait Faik Abasıyanık, dostları arasında “Adalı” diye anılırdı.

Sait Faik’in “Kırmızı-Yeşil” şiirinden birkaç mısra:

Kıyısına tuz ileten rüzgârı

balıkların yüzdüğünü duyarım

Dinlerim yosunların konuştuğunu

midyelerin ağladığını

.......

Burgaz, Marmara’nın inci taneleri olan adalarından biridir.

Sait Faik “balıkların yüzdüğü, yosunların konuştuğu, midyelerin ağladığı” Marmara’yı yazmıştı.

Yaşasaydı o sesleri duyamayacaktı. Marmara Denizi can çekişiyor.

Bir başka büyük edebiyat insanımızın romanından alıntı yapayım:

“Deniz Küstü...”

Marmara’ya maske/hijyen...

SALYA

Marmara’nın yüzeyi kirli beyaz bir kir örtüsüyle kaplandı. “Deniz salyası” ya da bilimsel adıyla “müsilaj” adlı bu jelatin yapıda örtü, berbat bir şey.

Tanımı özetle şöyle:

“Aşırı çoğalan fitoplankton ve/veya bakteri türlerinin ölümleriyle oluşan jelimsi malzeme... Çevresindeki canlı ve cansız karbon kaynaklarını da içine hapsederek deniz yüzeyini kaplıyor.”

.......

Ayrıca...

Deniz dibine çökmüş katmanlarıyla deniz tabanını da kaplıyor. Bu “sümüksü” yapı “mercanlar, denizşakayıkları, süngerler, midyeler, yengeçler gibi omurgasız canlıların” da vücutlarını kaplayarak boğuyor.

Beslenme ve boşaltım gibi metobolik faaliyetleri için kullandıkları solungaç ve delikli yapılarını tıkıyor.

Deniz tabanının altına gömülü yaşayan kurt, karides türü kabukluların açtıkları delikleri de kapıyor.

Onların solunum yapamayarak ölmelerine neden oluyor. Ahtapotlar, algler, deniz çayırları bu sümüklü yapı altında kalıyor.

Ve... Bitkiler fotosentez aktivitelerini yapamaz hale geliyor.

Sudaki oksijen oranı tükenme noktasına geriliyor. Hatta bazı yerlerde tamamen tükeniyor. Balıklar havasız kalıyor.

Sonuç...

“Marmara ölümün eşiğinde...”

Son 20 yılda Marmara’nın -özellikle- doğu bölgesinde oksijen yüzde 10’un altında. 600 metreden itibaren derin sularda ise oksijen sıfıra düşmüş.

Marmara’ya maske/hijyen...

TAAMMÜDEN CİNAYET

Marmara’yı can çekişir hale getiren nedenler şöyle:

1- İklim değişikliği ve ısı artışı.

2- İnsan kaynaklı kirletme.

Türkiye’nin sanayiinin yüzde 50’si Marmara Bölgesi’nde. Çevre atıklarını kir ve zehir nehirleri olarak Marmara’ya akıtıyor.

Arıtma tesisleri -genellikle- çalıştırılmıyor. “Derin suya deşarj” denen utanç verici uygulamayla 10 yıllardır kir ve zehir Marmara’ya boca edildi. Marmara’nın soluğunu kesen “taammüden cinayet...”

......

İklim değişikliği için yapacak bir şey yok.

Fakat... Öncelikle...

“Fiziki temizliğin” acilen yapılması şart.

Yani... “Deniz yüzeyine akan petrolün toplanma yöntemiyle, bu kirli beyaz jöle örtü de toplanabilir.”

Ve... Denize oluk oluk atık bırakan bütün sanayi işletmeleri -verilecek bir süre içinde- arıtma sistemlerini tamamlamalı. Çalıştırdıkları denetlenmeli. Caydırıcı yaptırımlar uygulanmalı.

Marmara’ya maske/hijyen...

VATANDAŞIN HAKKI

Devlet, biz sade vatandaşlara “toplum sağlığı” için uyarıda bulunuyor:

“Maske, mesafe, temizlik”

Biz sade vatandaşların da devlete uyarıda bulunma hakkımız var:

“Marmara’ya hijyen...”

Yani... Marmara yüzeyini fiziksel olarak bu pislikten temizleyin. Marmara’nın suyuna bütün atıkları durdurun.

“Hijyen” kuralını uygulayın.

......

Devlet gecikirse...

Çok kısa sürede bu “salya” aşağıya akar.

Ege’ye, Akdeniz’e de...

ÇİFT KAYMAKLI KADAYIF

Anadolu Efes Avrupa Basketbol şampiyonu...

Ergin Ataman bu kupayı kazanan ilk Türk hoca. Oyuncuları, Ataman’ı ve Anadolu Efes’in kurucusu Tuncay Özilhan’ı yürekten kutluyorum.

Final gecesi, dakikaları bırakın, saniyeler bile geçmek bilmedi. Futbol gibi değil, basketbolda “sadece topun oyunda olduğu anlar” sürece dâhil ediliyor. O yüzden “Saniye geçmek bilmedi” diyorum.

.......

Ertuğrul Özkök bu finali izlemiş. Güzel yazdı.  “Kıskanmak” olumsuz hissiyatı yansıtır. Oysa ben olumlu duygularla “Gıpta ettim” diyorum.

Hem sadece bu değil...

Avrupa Şampiyon Kulüpler futbol finalinde Chelsea’nin Manchester City’yi yenerek kupaya uzandığı finali de Ertuğrul “olay mahallinde” izledi.

Keyifli bir yazıyla anlattı.

O yazısını da “gıpta ederek” okudum.

.........

Kovid-19 nedeniyle aylardır Bodrum’a kapanmış durumdayım.

Burnumu dışarı çıkaramadım. O iki finalde de olmayı çok isterdim.

Ertuğrul, bir de basketbol finaline Do-Co’nun katkısıyla girebildiğini yazdı.

Do-Co’nun patronu Atilla Doğudan, Ertuğrul’un olduğu yere -ister uçakta, ister catering’ini üstlendiği bir etkinlikte olsun- mutlaka değerli bir şişe kırmızı gönderir.

Bu kez de gene aynı zarif dostluk jestini yapmış olduğunu sanıyorum.

Ve... “İmrendiğimi belirteyim.”

Sonuç... İki finali de izlemek -ustam- Metin Toker’in sevdiği söylemiyle “çift kaymaklı ekmek kadayıfı...”

Marmara’ya maske/hijyen...