Meclis’teki Kara Örtü

Dün 9 Eylül İzmir’in Kurtuluş yıldönümüydü.

Düşmana ilk kurşun İzmir’de atılmıştı.

Son kurşunlar da İzmir’de atıldı.

Ve Kurtuluş Savaşı zaferle sonuçlandı.

Büyük Taarruz sonrası İzmir’in kurtuluşuna uzanan süreci büyük ve sağlam Atatürkçü Sinan Meydan’ın kaleminden sunuyorum.

Yüreğine sağlık

………………

Millî Mücadele sırasında Türkiye’de İngilizlerin “Kara Cumbo” adlı bir casusluk teşkilatları vardı. Atatürk, Büyük Taarruz öncesinde bu “Kara Cumbo”yu atlatmayı başardı. Akşehir’de futbol maçı izleme bahanesiyle komutanlarla görüştü.

Çankaya’da çay partisi veriyorum” diye gazetelerde haberler yayımlatıp dikkatleri dağıtarak Ankara’dan gizlice ayrıldı, Batı Cephesi Karargahı’na vardığında, İngiliz “Kara Cumbo” Büyük Taarruz’dan habersizdi.

Öyle ki 26 Ağustos’ta başlayan Büyük Taarruz’u İngilizler ancak üç gün sonra, 28 Ağustos’ta öğrenebildiler.

Atatürk, Büyük Taarruz’u özellikle hafta sonu tatiline rastlatmıştı.

AYASOFYA’DA TAÇ TAKACAKTI

Büyük Taarruz başladığında Londra’da herkes hafta sonu tatilindeydi. (Bilal Şimşir, Sakarya’dan İzmir’e, (s. 453-456)

İngilizler öylesine derin uykudaydı ki, olmayacak hayaller görüyorlardı. Örneğin, Büyük Taarruz’un dördüncü gününde, 29 Ağustos’ta, Atina’daki İngiliz Elçisi Mr. Bentinc, Lord Curzon’a gönderdiği “gizli” telgrafta “İngiliz aslanı sayesinde Kral Constantin’le Kraliçe Sophia’nın Ayasofya Kilisesi’nde Bizans İmparatoru ve İmparatoriçesi’nin tacını giymelerini sabırsızlıkla beklediğini” belirtiyor ve İstanbul’un Yunanistan’a verilmesini istiyordu. (Şimşir, s. 462)

ESİR BAŞKOMUTAN

Yunanistan, durumun ciddiyetini ancak 31 Ağustos akşamı fark edebildi. Durum kritikti. Yunan Başkomutanı General Hadjianesti istifa etmişti.

Onun yerine atanan Tricopis ise -gıyabında- başkomutanlığa getirildiğini -2 gün sonra esir alındığı zaman- Atatürk’ten öğrenecekti.

Atatürk, Lord Corzon’ları, Lloyd George’ları atlatmıştı.

İş işten geçmişti. İngiltere şimdi hem İzmir’deki İngilizleri korumanın hem de İstanbul’da tutunmanın çarelerini arıyordu.

Ayrıca Anadolu’dan atılan Yunanların Trakya’dan atılmamalarını istiyordu.

Bizans ve İyonya Devleti hayalleri ise sulara gömülmek üzereydi.

Meclis’teki Kara Örtü

Atatürk 10 Eylül’de açık bir otomobil içinde İzmir Kordon boyunda…İzmirliler Atatürk fotoğrafı olan kartpostalları göğüslerine takmışlardı. Vatanı kurtaran büyük Atatürk’ü coşkuyla alkışlıyorlardı.

MÜTAREKE SUMEN ALTI

- 2 Eylül… Yunanistan, İngiltere aracılığıyla mütareke istedi. Ama İngiltere, Yunanistan’ın bu mütareke isteğini Türkiye’ye duyurmayıp tam 5 gün bekletecekti. Atatürk, “10 Eylül’den sonra yapılacak mütareke tekliflerini kabul etmeyeceğini” bildirdi.

- 3 Eylül… Sabaha karşı saat 3.45’te İstanbul’daki İngiliz İşgal Kuvvetleri Komutanı General Harington, İngiltere Savaş Bakanlığı’na çektiği telgrafta şöyle diyordu:

Yunanların Alaşehir’de tutunabileceklerine hâlâ inanıyorum. (…)  ‘King George’ gemisi az önce İzmir’e hareket etti. ‘İron Duke’ gemisinin de yollanacağını öğrendim. Böylece İngiliz kolonisinin güvenliği sağlanmış oluyor; destroyerler de Mudanya’ya gidiyorlar. İrtibat subayım Binbaşı Johnston’a, Yunanlara cesaret vermesi için tel çektim. (…) Cephe Kumandanı Tricopis’le irtibat yok…” (Şimşir, s. 484,485)

Harington’un, haber yok” dediği Cephe Komutanı Tricopis’in -bir gün önce- Uşak’ta Atatürk’e esir düştüğünü bilmiyordu.

Traji komik bir durum.

………………

- 3 Eylül… Yunanistan kaynıyordu: Yunan hükümeti düşmek üzereydi. Kral Konstantin’in tahtı sallanıyordu.

7 Eylül’de Yunan hükümeti istifa edecekti.

………………

- 5 Eylül… İzmir’deki İngiliz Başkonsolosu Lamb, Londra’ya çektiği telgrafta Türk orduların ele geçirdiği yerleri tek tek sayarak “Türk süvarilerinin Salihli’de oldukları sanılıyor” diyordu. Yunanların İzmir’i terk ettiklerini; İzmir’deki Yunan postanesinin ve Yunan Milli Bankası’nın kapandığını, göçmenlerin şehre hücum ettiğini, şehirde ekmek sıkıntısının başladığını yazıyordu(Şimşir, s. 499)

Meclis’teki Kara Örtü

Manşette “Cenab-ı Hakk’a hamd ve şükür olsun. Şanlı ordumuz dün İzmir’i kurtardı” yazıyor. Ortadaki manşet şöyle: “Ey kahraman ordu! Bir gaza ettim ki hoşnut eyledin peygamberi” yazıyor.Onun hemen altında “Kahraman ordumuz dün, kemali şan ve şerefle İzmir’e girdi” başlığı atılmış.

PUŞİDE-İ SİYAH

- 6 Eylül… Atina, Londra, Paris güne, Yunan Başkomutanı Tricopis’in, Türk Başkomutanı Atatürk’ün elinde esir olduğu haberiyle uyandı. (4 gün sonra ancak öğrenmişler. Gerçekten traji komik.)

Aynı gün TBMM kürsüsündeki “puşide-i siyah” (siyah örtü) kaldırıldı. (*)

- 7 Eylül… İngiliz kabinesi Atatürk’e karşı bazı kararlar aldı. Buna göre Kemalistler, Çanakkale’yi ve İstanbul’u işgale yönelirse İngiltere silahla karşı koyacaktı.

Boğazlardaki İngiliz Deniz Kuvvetleri artırılacaktı. İzmir’deki İngiliz kolonisi İngiliz Deniz Kuvvetlerince korunup kollanacaktı.

Aynı gün Müttefikler, Yunanistan’ın mütareke teklifini Atatürk’e ilettiler. Atatürk, mütarekeden sonra 15 gün içinde Yunanistan’ın hem savaş esirlerini hem Trakya’yı kayıtsız şartsız Türkiye’ye bırakmasını istedi.

Meclis’teki Kara Örtü

İzmir kurtulduğunda Vilayet Konağındaki Yunan bayrağı indirildi yerine Türk bayrağı asıldı.

İZMİR’İN KURTULUŞU

Yunan ordusunun kılıç artıkları “kanlı, zalim bir insan sürüsü” halinde geçtiği yerleri kan ve ateş içinde bırakarak kaçıyordu.

Bu sırada Mustafa Kemal’in askerleri İzmir’e yaklaşıyor, İzmir’de panik giderek artıyordu.

Fransa iki zırhlısını; Amiral Dumesnil kumandasında İzmir’e gönderdi.

İzmir’deki İngiliz kolonisinin bir kısmı ise “Mingari” gemisiyle Kıbrıs’a gönderildi.

Bir miktar İngiliz askeri İzmir’deki bankaların önünde nöbet tutmaya başladı. Osmanlı Bankası İzmir Şubesi, bankadaki hazineyi İngiliz zırhlısı “İron Duke”a taşıdı.

Fransızlar da 200 kadar askeri Fransız Konsolosluğu’nun bahçesine yerleştirdiler.

Yunan karargâhı ve sivil memurları İzmir’i terk etmeye başladılar.

Yunan Yüksek Komiseri de İngiliz “İron Duke” gemisine sığındı.

O sabah İzmir’e çok sayıda Rum göçmen geldi.

Yunan hükümeti öncelikle askerleri götürüyor, göçmenleri bekletiyordu. Rıhtım ana baba günüydü.

- 8 Eylül… Müttefikler İzmir’i Türklere teslim etmeye karar verdiler. Yunan yönetimi şehri boşaltıyordu.

Atatürk, aynı gün I. Ordu Komutanlığı’na gönderdiği bir telgrafta “İzmir’in kayıtsız şartsız teslim alınması mümkün olduğundan temsilcilerin herhangi bir teklifi kabul olunmayacaktır” dedi.

O saatlerde asker yüklü son iki Yunan savaş gemisi de 18.25’te İzmir limanından ayrıldı.

İzmir, kurtuldu.

Ama Türk orduları henüz şehre girmemişti. Şehirde hiçbir otorite yoktu. 

Limanda İngiliz, Fransız, İtalyan gemileri ve amiralleri, şehirde ise bu üç devletin başkonsolosları vardı. Kıyıda 45 bin Rum göçmen birikmişti.

Şehir her türlü yağmaya açıktı. Türkler savunmasız durumdaydı. (Şimşir, s. 506-527).

………………

- 9 Eylül… Gün ağarırken 5. Süvari Kolordusu’nun 1. ve 2. Süvari Tümeni Bornova’ya girdi.  Burada karşılarına çıkan Yunan kuvvetlerini geri püskürtüp İzmir’e hareket ettiklerinde Darağacı civarında yerli Rumlar ateşe başladı. Öndeki 8 askerden 4’ü şehit oldu.

Sonra… Mustafa Kemal’in askerleri dörtnala İzmir’e aktı. 2. Tümen 4. Alay Komutan Yardımcısı Yüzbaşı Şerafettin Bey komutasındaki süvariler yalın kılıç Kordonboyu’ndan Pasaport iskelesine girdiler.

Burada bir Rum’un attığı bombayla yaralanan Şerafettin Bey, yarasına hiç aldırış etmeden alkışlar, gözyaşları arasında atını sürdü.

Saat 10.30’da İzmir Hükümet Konağı’nda Türk Bayrağı dalgalanıyordu.

İzmir, tam 1240 gün Mustafa Kemal’in askerlerini bekledi. Dile kolay! Tam 1240 gün…

İZMİR’DEKİ ATATÜRK

9 Eylül’ü Belkahve’de geçiren Atatürk, 10 Eylül’de bir açık otomobille İzmir’e girdi. Atatürk İzmir’de olağanüstü bir ilgiyle karşılandı.

İleri yazarı Celal Nuri, İzmir’de Atatürk’le yaptığı röportajı okurlarına aktarırken şöyle diyordu: “İzmir’de herkes Paşa’nın kartpostal üzerine bir resmini göğsüne asıp dolaşıyor…

Atatürk, İngiliz donanmasından rahatsızdı. İngiliz donanmasının 24 saat içinde İzmir limanından çıkmasını istedi.  Falih Rıfkı Atay diyor ki, “24 saat içinde İngiliz donanmasının limandan çıkıp gidişini seyrettik.”

………………

- 18 Eylül… Fransız Yüksek Komiseri General Pelle İzmir’e gelip Atatürk’le görüştü. Atatürk, Pelle’ye, “Türk orduları hedeflerine ulaşmadan durmayacak, Trakya Türkiye’ye teslim edilmelidir” dedi.

………………

- 20 Eylül… Paris’te İngiltere, Fransa, İtalya, Atatürk’e ne cevap vereceklerini görüşmek üzere toplandılar.

………………

- 23 Eylül… Müttefikler kararlarını Atatürk’e bildirdiler. Atatürk’ün teklifini kabul ediyorlardı: Meriç’e kadar Trakya’yı Türkiye’ye bırakıyorlardı.                                                                        

………………

(*)Bursa işgal edildiği gün TBMM kürsüsüne milletvekillerinin ittifakla aldıkları kararla siyah örtü.

(Puşide-i siyah) örtüldü.

İzmir’in kurtulduğu gün kaldırıldı.

12 Eylül’de Atatürk, İzmir’den “Millete Beyanname” adıyla bir bildiri yayımladı.

Meclis’teki Kara Örtü

İzmir’de askere sarılıp yanaklarından öpen bir ana…“Nihayet yetiştin ve beni kurtardın! Var ol yavrum!” diyor.

Atatürk’ün millete beyannamesi

“Asil Türk milleti! Bu büyük zafer sadece senin eserindir.

Küstah düşmanın, muharebe meydanlarına gelme cesaretini gösteren ordu kumandanları, genelkurmay heyetleri günlerden beri esirimiz bulunuyor. Düşman harp malzemesinin üçte ikisini topraklarımızda bıraktı.

Düşmanın elimizde bulunan esirlerinden başka, insan kaybının 100 binden ne kadar fazla olduğunu belirlemek zordur. Düşmanın tamamen imhasına karşılık, kaybımız, dörtte üçü hafif yaralı olmak üzere 10 bindir.

Büyük ve asil Türk milleti! Anadolu’nun kurtuluş zaferini tebrik ederken, sana İzmir’den, Bursa’dan, Akdeniz ufuklarından ordularının selamını da takdim ediyorum.”