Türkiye’nin oyu...

Capitol Hill’de (Washington’daki ABD Yasama Meclisi) önemli bir soru işareti.

“Fransa, Almanya, Macaristan ve Türkiye gibi -Rusya’ya daha yakın olan, Rusya’ya karşı yaptırımlara isteksiz davranan ülkeler, ABD’nin Avrupa’da kullanılmak üzere NATO Mukabele Gücü’ne asker konuşlandırması için EVET oyu verirler mi?”

Bu soru “derin Amerika’ya” uzanabilen dünkü Washington Post’ta yayımlandı.

Gazete, bir Cumhuriyetçi Parti Kongre yetkilisinin “NATO’nun kararlarını 30 üye ülkenin tamamının onaylamasıyla alabildiği, Almanya, Macaristan ve Türkiye gibi ülkelerin veto hakkı olduğu” yolundaki sözlerini yansıttı.

Haberde “Putin’in NATO içinde bu bölünmeleri kullanmakta usta olduğunun” da altı çiziliyor.

NRF’nin (NATO Mukabele Gücü) Dönem Komutanı Fransa…

Bu da bir “olumsuz faktör” gibi görülebilir mi?

TÜRKİYE TESTİ

Washington Post’a göre Pentagon (ABD Savunma Bakanlığı) bu konuda “iyimser…”

Pentagon yetkilileri üyelerin tamamının “çok hızlı karar verebileceklerinden eminler.”

Gazeteye konuşan bir Pentagon yetkilisinin “Türkiye yorumu” şöyle:

Ağustos ayında Taliban Afganistan

yönetimini aldığında, NRF’nin dönem komutası Türkiye’deydi.

NRF birlikleri, NATO ile çalışmış olan Afganların tahliyesine yardım etti.

Türkiye “katılmamakla birlikte, yine de tahliye misyonuna engel olmadı. NRF nispeten hızlı hareket edebildi.”

Putin’in ateş hattındaki ülkeler için Pentagon yetkilisi şöyle diyor:

“Putin’in ateş hattındaki NATO ülkeleri, Biden’ın kendilerine yardım için ABD güçlerini konuşlandırmasını şart görüyor.

Güvenliklerini Berlin, Paris veya Budapeşte’deki liderlerin gelecekteki iyilik lütuflarına bırakmak istemiyorlar. (Burada Ankara’nın telaffuz edilmediğini de belirteyim.) ”

Gazete şöyle bir kara mizah yapıyor:

“Putin, Ukrayna’nın başına 100 bin namlu doğrulttuğu için Almanya Kiev’e silah değil sadece kask teklif etti.”

Gerçekten, Almanya kendisinin üretip gönderdiği obüslerin (ağır toplar) Litvanya tarafından Ukrayna’ya gönderilmesine izin vermedi.

Bunun yerine 5 bin asker miğferi (kask) göndermeyi önerdi.

Washington Post noktayı şöyle koyuyor:

“Rusya Ukrayna’ya saldırırsa umarız ki ABD kuvvetlerinin Avrupa’da NATO komutası altında konuşlanması gerçekleşsin. Ancak Biden her ihtimale karşı şimdiden bir ‘B Planı’ da hazırlamaya başlamalı.”

………………….

“Ukrayna’da bir savaşın eli kulağında…”

Görülüyor ki…

Bir NATO üyesi olarak Türkiye’nin tavrının ne olacağı Amerika’da ve Avrupa’da irdelenmeye başlandı bile.

Türkiye’yi zorlu günler bekliyor.

ÇAR’IN BAKANI VE PUTİN

Yıl 1904…

Çar’ın İçişleri Bakanı Vyaçeslav von Plehve şöyle diyordu:

“Bu ülkenin ihtiyacı olan şey,

Devrim dalgasını durdurmak için kısa ve zaferle sonuçlanacak bir savaştır.”

Bakan Plehve “Çarlık yönetimine karşı halktaki hoşnutsuzluktan beslenen devrimcilere destek psikolojisini dağıtmak ve dikkati başka yöne çekmek için yaklaşmakta olan Rus-Japon çatışmasını çare olarak” görüyordu.

Ancak…

Bu doktrin geri tepti.

Rus İmparatorluğu Japonya ile savaşa girdi.

Ve feci bir yenilgi aldı.

Bu yenilgiyle ortaya çıkan olumsuz psikoloji dalgaları Çar’ı “ilk Rus anayasasını” ilan etmeye ve “Rus parlamentosunu (Duma)” kurmaya zorladı.

Plehve bunu görecek kadar yaşamadı.

Devrimciler tarafından öldürüldü.

…………………

Bu satırları dünkü İngiliz Financial Times’tan özetledim.

“Gazeteye göre bir önceki yüzyılın başlarında Çar’ın Bakanı tarafından çare olarak görülen yönteme şimdi Rusya Başbakanı Putin başvuruyor olabilir.”

Rusların ülkedeki ekonomik gelecek için beklentileri karamsar…

Türkiye’nin oyu...

Rus lideri Putin’in seçim reytingleri düşük.

Rusların gelirleri durgun.

Borsa düşüşte.

Bu düşüşe ruble ve devlet tahlillerinin değer kaybı da
eşlik ediyor.

Ukrayna’ya savaş ihtimali büyürken dış yatırım da parlak değil.

Bir işgal durumunda Rusya’nın “swift” ödeme sisteminde askıya alınması, en büyük bankaların yaptırımlara tabi tutulması, en zengin Rusların varlıklarının dondurulması gibi kuşkular nedeniyle ülkede menfi rüzgârlar esiyor.

……………..

Aslında…

Rusya’nın makro ekonomi temelleri güçlü.

Şöyle ki…

Gayri safi yurt içi hasılası şimdiden pandemi öncesi seviyenin üzerinde.

IMF’nin saptamasına göre 2023 ile 2024’te öngörülen mali fazlayla 2022 bütçesini dengeleyen dünyadaki tek büyük ekonomi.

Devlet borcu çok düşük.

Döviz rezervleri net 650 milyar dolar dolaylarında.

Merkez Bankası yüksek petrol fiyatlarına rağmen enflasyon ateşini söndürebilir.

……………….

Financial Times haber analizini şöyle sonlandırıyor…

“Bakan Plehve’nin doktrininin acı yanılgısı gibi, piyasaların olası tepkisi bir savaş halinde Putin’e kaldırabileceğinden çok daha pahalıya mal olabilir.”

Türkiye’nin oyu...

BİDEN’IN YUMUŞAK KARNI

Tam tersini de düşünebiliriz.

Putin, ABD Başkanı Biden’ın en zayıf olduğu şu süreci kullanmak istiyor olabilir.

Dünkü Le Monde bakın ne yazmış:

“Bitti.”

Görev tamamlandı.

Biden başarısız oldu.

Şimdiden mi?

Beyaz Saray’daki ilk yılının sonunda “yaşlı Joe” Biden’ı gömme zamanı…

ABD’nin 46. Başkanı için “nazik, onurlu bir başarısızlık…”

Yeni Başkan yeterli parlamento tabanına sahip değil.

Türkiye’nin oyu...

……………….

ABD “manik-depresif” bir ülkedir.

“Coşku” ile “hüzün” arasında ileri gidiş ve dönüş ülkenin tüm tarihidir.

Moral yüksek olduğunda “kibre” yenik düşeriz.

Ruh halinin aşağı düşüş evresinde ise “sapmalar” yaparız.

Dijital teknoloji çağında seçmenler “Amazon’da sipariş verirken olduğu kadar başkanlardan beklentilerinde de sabırsız.”

Devrimler çocuklarını, liberal demokrasiler Başkanlarını yer.

……………….

Putin, Biden’ın bu durumuna teşhis koymuş ve siyaset satrancında Ukrayna hamlesini yapmış olabilir.

Satranç tahtasında Avrupa’nın çatlaklarını da görüyor olmalı.