Güneri CIVAOĞLU
Toz duman ardında, neredeyse gözgözü görmez hale gelen
Türkiye siyaseti, aslında kısa sürede aydınlanabilir.
10 gün içinde Anayasa Mahkemesi'nin,
Refah Partisi için karar vermesi bekleniyor.
Bu karar
"kapatma" olursa...
Kartlar yeniden dağılacak, hesaplar bir kez daha yapılacaktır.
Türkiye'nin asıl duayen politikacısı
Hüsamettin Cindoruk'tur.
Demokrat Parti döneminden bu yana politikanın göbek taşında pişmiştir.
Demirel'den ve
Ecevit'ten daha eskidir.
Kapanan
"en büyük partilerin oy mirası ve paylaşımı" konulu ilginç bir söyleşimiz oldu.
Değerlendirmesi şöyle:
"En büyük parti şu ya da bu şekilde kapatıldığı zaman, yerini tek parti doldurmuyor.
Liderinin parmağıyla işaret etmesi yeterli olmuyor.
27 Mayıs 1960 İhtilali'nde Demokrat Parti kapanmıştı.
Doğal lider Celal Bayar'dı.
Parmağıyla Adalet Partisi'ni gösteriyordu.
Fakat...
Ekrem Alican Bey'in kurduğu Yeni Türkiye Partisi de Demokrat Parti'nin mirasına oynamaktaydı.
Sonuçta, oylar bölündü.
Gerçi, Adalet Partisi daha büyük dilimi kapmıştı.
Ama...
Ne de olsa, oylar bölündü.
CHP, daha öne geçti.
12 Eylül 1980'de Adalet Partisi kapatıldı.
Bu defa siyasi mirası, Özal'ın ANAVATAN'ı ile Turgut Sunalp'ın MDP'si arasında paylaşılmıştı.
Doğal lider Demirel'in parmağıyla gösterdiği Büyük Türkiye Partisi (sonra Doğru Yol Partisi oldu) seçime sokulmamıştı.
Ancak...
Daha sonra yapılan ara seçimde doğal lider Demirel, parmağıyla bu partiyi gösterdi ama, ANAVATAN çok önlerdeydi.
Hatta, Demirel, referandumla siyasi haklarına kavuştu. Partinin başına kendisi geçti. Gene ANAVATAN'ın gerisindeydi.
Demirel, partisini ancak 1991'de toparlayarak birinci yapabildi."
Deneyimli
Cindoruk'un anlattıklarından çıkarılabilecek sonuç şudur:
"Necmettin Erbakan parmağıyla REFAH yerine kurulabilecek FERAH'ı işaretlese...
Hatta, veliaht olarak İstanbul Belediye Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı gösterse...
Gene de...
Refah Partisi'nin oylarında erime, gerileme ve parçalanma olacaktır.
Bütün sağ partiler, bu mirasa oynuyorlar.
Refah Partisi'nin kapanmasını - çaktırmadan da olsa -
istiyorlar.
Hatta...
Refah Partisi'nin ak saçlıların ipoteğinden kurtulmak isteyen genç kadrolarında da bu istek seziliyor.
O halde, toz dumanı dağıtabilecek ilk ve en yakın gelişme beklentisi Anayasa Mahkemesi'nin vereceği karardır.
ANAVATAN - sağda oyların en büyük partiye verildiği -
geleneğini dikkate alarak, erken genel seçim için bu parametreyi kolluyor olabilir."
İkinci gelişme beklentisi
Vergi Reformu Tasarısı'dır.
Şu satırlar yazılmadan az önce konuştuğum
Deniz Baykal, partisinin
Ekonomi Kurmayları ve Grup Yöneticileri'yle bir toplantıdaydı.
Yaptıkları tespite göre:
"Vergi Reform Tasarısı'nın bu Meclis'ten en yakın çıkma olasılığı Nisan ayıdır.
Çünkü...
Aralık sonuna kadar Meclis Bütçe'yi görüşecektir.
Sonra, yılbaşı tatili... Ramazan... Bayram... İlkbahar gelir.
Hele...
Vergi Reform Tasarısı'ndaki bazı netameli maddeler konusunda kimse iyimser değil."
Vergi Reform Tasarısı 1998 başına kadar çıkmazsa,
Hükümet'in köklü ve kararlı politikaları için yelkenlerini dolduracak son rüzgar momentumu da ıskalanmış olacaktır.
Bundan sonrası...
Zamsız geçecek
6 ay ve erken genel seçimin hedeflenmesi olabilir.
Bu arada...
Gene erken seçimi düşündürtecek bir diğer parametre,
Tansu Çiller'in yazgısına dönük hesapların
Şubat ortalarında uygulamaya konulmasıdır.
Gerçi, kamuoyu araştırmaları bu hükümetin sorunların üstesinden geleceğine duyulan güvenin, güneşe bırakılmış kardan adam gibi eridiğini gösteriyor...
Ama...
Bu hükümetin sorunların üstesinden gelemeyeceği kanısı bir şeydir... Hükümetin lokomotif partisi ve sağın en büyüğü konumundaki
ANAVATAN'ın,
DYP'den ve
RP'den oylar alarak genel seçimlerde hacmini büyütmesi olasılığı başka bir şey...
Eğer...
Bu - kendini dağıtmış - manzara sürerse, güvensizlik virüsü
ANAVATAN'ın ve
Mesut Yılmaz'ın da imajını kemirecektir.
Öte yandan...
Ekonominin komutanı sayın Yüksek Brükratlar, savaşın başkomutanları gibidirler.
Çok büyük değerler oldukları halde, ne yazık ki bu yanlışı yapanlar oldu.
Mahvi Eğilmez de istifa ediyordu. Çizeceği çok
karamsarlık yaratacak görüntü anlatıldı. İstifası durduruldu.
O,
"istifaya bile hakkım yok" diyor.
Böyle bir ortamda - eğer köklü yatırımlara gidilmezse - seçim, tek çözüm gibidir.
Ancak...
ANAVATAN'ın istediği tarihte ve bu hükümet yapısıyla...
Üstelik, ikibuçuk yılını henüz dolduracak bir
Meclis'ten erken seçim, uzak olasılık.
Etkin çevreler de seçime karşı.
Yılmaz, "ya erken seçim... Ya bize destek... Aksi halde parlamenter rejim" mesajını vermekte.
Cindoruk ve
Baykal'ı erken seçim havasında görmedim.
Destek konusunda ise siyaset mobilyası olmayacakları anlaşılıyor.
Rejim konusunda ise herkes iyi düşünmeli,
sözlerine de eylemine de ağızlar alışmasın.
Yazara EmailG.Civaoglu@milliyet.com.tr