Ufuktaki tehdit

“Kovid-19”un kökeni bulunamazsa “Kovid-26” ve “Kovid-32” salgınları yerküreyi saracak.

Bu “alarm” gibi uyarı “virüs” konusunda dünyanın önde gelen bilim insanı (ABD Baylor Tıp Fakültesi’nde moleküler biyoloji ve mikrobiyoloji profesörü) Peter Hotez’den...

Pazar günü NBC televizyonu “Meet The Press” programında Prof. Hotez, “virüsün nasıl ortaya çıktığı konusunun kesinlikle bulunmasının gerekli olduğunu” bu söylemle vurguladı.

“Bir de başımıza Kovid-26 ve Kovid-32 kara belası mı?” diye düşündüm. Bu ikisini araştırmaya giriştim.

Ve... Biraz olsun rahatladım.

Bu son pandemi salgınına 2019’da ortaya çıktığı için “Kovid-19” adı verilmiş.

Prof. Hotez de “Eğer Kovid-19’un nereden çıktığını kesinlikle bulup, önlemlerini alamazsak, bu gidişle 2026’nın Kovid-26’sı ve 2032’nin Kovid-32’siyle uğraşmak zorunda kalırız” mesajını vermiş.

Ufuktaki tehdit

Guillaume (Gyom) Tell 14. yüzyılda kent valisi tarafından “oğlunun başına konan elmayı okla vurmak” zorunda bırakılmıştı.

Vali Gessler “bu atışta başarılı olamazsa hem babayı hem oğlunu idam ettireceğini” buyurmuştu.

Baba Gyom Tell oğlunun başındaki elmayı vurup ikiye bölmüştü.

Ancak... Bir değil iki ok almıştı.

İkinci oku ne yapacaktı?

Gyom Tell bu soruya “Birinci okla başarısız olursam, ikincisiyle valiyi vuracaktım” cevabını vermişti. (Gyom Tell topraklarını işgalci Avusturya’dan kurtarmak için mücadele eden köylülerin önderiydi.)

‘SIZDI’ İDDİASI

Pandemi virüsünün uzun süredir yaygın görüş olan “Vuhan pazarındaki ya da yöredeki yarasalardan bir taşıyıcı hayvana, oradan da insana bulaştığı” görüşü yerine “Vuhan Viroloji Enstitüsü’nden -KAZARA- sızdığı” iddiaları güç kazanmakta.

Öyle ya, yüzyıllar belki binlerce yıldır Çin pazarlarında canlı hayvanlar satılır. Bu kadar uzun insanlık tarihinde yarasa bir canlı hayvana oradan da onu yiyen insana bulaşmadı da 2019’da mı bulaşacağı tuttu?

Mantık dışı... Başından beri böyle düşünüyorum...

Prof. Hotez de “Vuhan Laboratuvarı’nda ve kent dolaylarında 6-12 ay sürebilecek bilimsel araştırma” için ısrarlı.

Ayrıca dünyanın en önemli koronavirüs uzmanı sayılan Prof. Ralph Baric öncülüğünde 18 büyük biyolog imzasıyla Science bilim dergisinde bir açık mektup yayımlandı:

‘ Kovid-19’un kökeni yeniden araştırılmalı. Çin’deki -başta Vuhan olmak üzere- laboratuvarlar ayrıntılı olarak incelenmeli.

“Virüsün Vuhan Laboratuvarı’ndan sızdığı” yolundaki iddiaları ciddi buluyoruz... ‘

İSTİHBARAT RAPORU

Ve... ABD Başkanı Biden da “Vuhan Laboratuvarı’ndan -KAZARA- sızmış olma ihtimalini araştırması” için emrini verdi.

“600 bin Amerikalı, 3.5 milyon -her milletten- insanı öldüren bir virüsün kökeni kesinlikle bulunmalıdır.”

Wall Street Journal’da geçen hafta -daha önce açıklanmamış- bir ABD istihbarat raporunu yayımlandı.

Rapora göre, “Kovid-19 Çin’de saptanmadan ve yayılmaya başlamadan önce daha Kasım 2019’da Vuhan Laboratuvarı’ndan üç bilim insanı bu virüsün semptomlarıyla hastaneye yatırılmış.”

Gazetenin yayımladığı istihbarat raporu, Amerika’da gizli kaldığı gibi bu üç hasta olayı da Çin’de gizli tutulmuş.

Ufuktaki tehdit

YARASA KADIN

Vuhan Viroloji Enstitüsü’nde, kentin şüpheli yerlerinde DSÖ’nün böyle uzun süreli ve ayrıntılı bir yeni araştırma daha yapmasını peki Çin kabul edecek mi?

Yoksa karşı tavır mı koyacak?

DSÖ heyeti geldi araştırmasını yaptı. Raporunu verdi. “Vuhan Viroloji Enstitüsü’nden sızma ihtimali çok zayıf” sonucuna vardı.

Yeni bir araştırmaya gerek yok.

Yarasalar üzerindeki çalışmaları nedeniyle “Yarasa Kadın*” diye anılan Vuhan Viroloji Enstitüsü Başkanı Dr. Shi Zhengli de bu tavrı koydu. “Yeni bir inceleme kesinlikle kabul edilemez” dedi.

Oysa... DSÖ heyeti Vuhan Enstitüsü’nde bu üç saatte ne bulunabilir ki?

SABIKALI BAKIR MADENİ

Ayrıca... Daha önceki yıllarda “yarasaların yuvalandığı eski bir bakır madeninde çalışanların virüs semptomlarıyla öldüğü” biliniyor.

DSÖ heyeti bu konuyu da araştıramamıştı.

Çinli yetkililer bu maden bölgesine girişleri kapatmışlardı.

Oradaki köylülere de bu konuda yabancılarla hiçbir şey konuşmamaları bildirilmişti.

Oysa... Çinli virologlar madendeki yarasalardan aldıkları örneklerde koronavirüse rastlamışlardı.

Enstitüye getirilen ve üzerinde yıllardır çalışılmakta olan bu örnek virüslerin ve civardaki mağaralardaki yarasalardan alınan virüslerin -KAZAYLA- ya da bir başka irade dışı nedenle dışarıya sızmış olma ihtimali giderek büyüyor.

Ama... Çin’in bunları araştırma heyetine göstermediği gibi, DSÖ raporunu da örgütün uzmanlarıyla birlikte Çinli uzmanların yazdığı biliniyor.

Ufuktaki tehdit

ÇİN VETOSU

Dünya Sağlık Örgütü Genel Sekreteri Tedros Adhanom Ghebreyesus -ABD’nin de bastırmasıyla- “Çin’e yeni bir araştırma heyeti göndermeyi” önerdi.

Kararı DSÖ’nün yetkili organı Dünya Sağlık Asamblesi verebilir.

Ama... Çin’in bu organda da “veto hakkı” olduğu gerçeğiyle karşı karşıyayız.

ABD bu -olası- “veto” engelini aşmak için Çin’e ciddi yaptırımlar gündeme getirdi. Hem Demokrat hem Cumhuriyetçi parti senatörleri birlikte ağırlık koydular. Bakalım “yaptırım” sopasının ucunu göstermek bir sonuç verecek mi?

Çin’i “uluslararası insanlık suçlaması” gibi bir mega tehditten sıyırmak ve DSÖ incelemesine kapıyı aralatmak için “virüsün KAZARA sızmış olabileceğine” vurgular yapılmakta. Çin, insanlık için çok önemli olan bu araştırmaya -mutlaka- izin vermelidir.

DSÖ incelemesine kapıları kapatmak bütün kuşkuların adresi olmayı sürdürecektir.

..........

(*) Oksijen 28 Mayıs-3 Haziran