Vergi reformu

Vergi reformu

Güneri CIVAOĞLU

Vergi reformu birkaç ay gecikmeyle de olsa çıkabilir. Tartışmaların odak noktalarından biri "beyannameler..."
Gerçekten ABD'de, yetişkin herkes vergi beyannamesi veriyor.
Beyannameler, üstelik, 190 sayfa...
ABD
maliyesi, mükellefin 1 yıllık parasal girdi ve çıktılarını adeta röntgen ışınlarından, MR'den, hatta sonografiden geçiriyor. Şeffaflaştırıyor.
Peki, sokaktaki vatandaş bu 190 sayfa dolusu ahiret sorularını nasıl cevaplandırıyor?
En ufak bir hatanın cezası ağır hapis...
Gangster Al Capone'u polis delil yetersizliği nedeniyle işlediği cinayetlerden, uyuşturucu, içki ve silah kaçakçılığından değil, vergi kaçırma suçundan hapsedebildi.

Sokaktaki vatandaş ya da işadamı...
Kimse bu beyannameleri şahsen doldurmuyor.
Yeminli mali müşavirler, mükellefler adına dolduruyorlar.
Altını imzalıyorlar.
Bütün sorumluluk onların.
Peki, mükellef ne zaman sorumlu olabiliyor?
Mali müşavirler bu bilgileri bütün ayrıntılarıyla nasıl beyannameye dökebiliyorlar?
Püf noktası burada.
Mali müşavirler, müşterileri olan mükelleflere en sade, en anlaşılır ifadelerle bütün gelir ve giderlerini soruyorlar.
Cevapları yazılı tutanakla ya da mükellefin yazılı olarak verdiği birkaç paragraflık bilgi notuyla saptıyorlar.
Beyannameleri bu bilgi notuna ya da mükellefin de imzaladığı tutanağa dayanarak dolduruyorlar.
Eğer mükellef, mali müşavire kasıtlı olarak, yani bilerek ve isteyerek yanlış bilgi vermişse, işte o zaman sorumlu oluyor.
Türkiye'de, tıpkı ABD'de olduğu gibi beyanname yaygınlaşsın.
Kayıt dışı gelirler vergilensin.
Vergi kaçıranlar cezalandırılsın.
Hiç kuşkusuz bu gereklidir.
Ama...
Yukarıda anlattığım sistemle.
Yani, vatandaş devlete karşı korumaya alınarak.
Karmaşık bir sistemin ve mükelleften mükellefe değişebilecek yorumların kurbanı olmayacak bir sistem oluşturularak...
Kısacası... Beyannameler yeminli mali müşavirler tarafından düzenlenmek ve imzalanmak koşuluyla yaygınlaştırılmalıdır.
Bu imzalar yasada öngörüldüğü gibi - aksi kanıtlanıncaya kadar - doğruluğa karine olarak kabul edilmelidir.
Bu durumda mali müşavirlerin, kendileri de sorumlu olacakları için vergiyi denetleyen kamu görevlileri kadar özenli olacakları tahmin edilebilir.
Mükellefler sadece kasıtlı olarak verdikleri yanlış beyanlardan sorumlu tutulmalıdırlar. O zaman ceza verilmelidir.
ABD Anayasa'sı "devlete karşı fertleri korumak için kabul edildiği" temel hükmüne dayalıdır.
Bir vergi reformu yapılırken TC Anayasa'sına da bu hüküm mutlaka girmelidir.

Türkiye'de hala bozulmayan çok az kurum kalmıştır. Ordu, Maliye, Dışişleri bunların başlıcalarıdır.
Eskiden Karayolları da o ligdeydi.
Ne yazık ki artık değil.
Maliye başlığı altında gelirler örgütünün özel bir yeri vardır. Bu bölümün insanları birbirlerine hitap tarzı olar "üstad" deyiminden tutunuz da davranışların her boyutuna kadar özenli, mesafeli ve seçkindirler.
Elbette aralarında birkaç yanlış insan olabilir, ancak, genel olarak bürokrasinin çıtayı yükseklerde tutan sayılı kurumlarından biridir.
Yukarıda anlattığım sistem bu kurumun çalışmalarını kolaylaştıracak, kalitede bozulmayı önleyecektir.
Çünkü...
Bu kuruma birdenbire binlerce elemanın katılması, geleneğindeki "seçmeci" ilkeden ödünleri gerektirebilir.

Vergi reformu çok uzun süreli tartışmaları, toplumsal uzlaşmanın bulunmasını gerektirir.
İsrail'de bu konuda incelemeler yayınlanmıştır.
O nedenle bu reform tasarısının tartışılmakta oluşu iyidir.
Toplumsal uzlaşma, uyum, vergi ödemeye gönüllü kitlelerin oluşması, vergi toplama maliyetini düşürür.
En doğrunun bulunmasını sağlar.
Bakan Zekeriya Temizel'in, Reform Yasası'nın şubat sonlarında çıkabileceğini, 1999'da uygulamaya konacağını, sonuçların da 2000 yılında alınacağını söylemesi daha gerçekçi ve akılcı görünüyor.
Yalap şap, alelacele reform, demokrasiyi hazmetmiş ülkelerde olmaz.
Öte yandan...
Bu reform tasarısının vergi gelirlerini düşürmesi ve dilimleri azaltması şarttır.
ABD'de sadece 2 dilim vardır.
Yüzde 20 ve yüzde 28...
Daha yükseği yok.
Ayrıca...
Düşük ücretler korumaya alınmış.
ABD'de, İngiltere'de, Fransa'da TL ile yıllık ortalama 4 milyar liraya kadar olan gelirler vergi dışıdır.
Böylece düşük gelirler vergilendirilmez.
Bu da sosyal adaletin gereğidir.
Maaşın yüzde 55'ini, gelirin yüzde 80'ini vergi olarak vermek gibi bir kıyım hiçbir uygar ülkede yoktur.
Vergisini verenin hesap sormak yetkisi vardır.
Demokrasinin moralitesi budur.
O halde, bu duyarlı konuyu tartışmaya ve uzlaştırmalar aramaya devam.

Yazara EmailG.Civaoglu@milliyet.com.tr