Yeni bir dünya...

Ukrayna sorunu sadece Ukrayna sorunu değil.

“Türkiye’nin de gelecek planlarını etkileyecek çok önemli büyük dönüşümlerin” anahtarı.

Putin’in 4 Şubat Kış Olimpiyatları’nın açılışı için Pekin’e gittiğinde “Çin lider Şi Cinping ile baş başa yapacağı görüşme” çok önemli.

“Tarihi dönüşümlerin startı” olabilir.

……………

Açayım…

Aralık ayında Putin ve Şi arasındaki telefon görüşmesi “Rusya’ya Çin destek rüzgârını” estirdi.

Putin’in eli daha kuvvetlendi.

Çin ve Rusya yakın zamana kadar rakiptiler.

Ancak…

Moskova ile Pekin’in çıkarları ve dünya görüşleri artık örtüşüyor.

Rusya eğer Ukrayna’yı istila ederse bu bir örnek oluşturacak.

Çin de Tayvan’ı (Milliyetçi Çin Devleti) işgal edebilir.

Bu ise “ABD’nin hem Avrupa’da hem Pasifik Okyanusu’nda iki ağır darbeyle iki coğrafyadan itilmesi” demek olur.

Yeni bir dünya...

FİKİR SAVAŞI

Sadece “silahların konuştuğu” bir “ham savaş” cephesinde değil başka cephelerde de büyük “geriye göç” başlatır.

Şöyle ki…

Putin ve Şi “Amerika’nın nihai hedefinin Rus ve Çin yönetimlerini devirmek olduğu kanısında. Bunun için demokrasi yanlısı yerel güçlerin Truva atı olduğuna” inanıyorlar.

1917’de ABD Başkanı W. Wilson “Dünyayı demokrasi için güvenli hale getirmek” doktrinini ortaya koymuştu.

Amerika ve NATO yıllarca bu mesafe kazandı.

“Küresel siyasetin nasıl oynanacağını belirleyen kurumlar, fikirler ve güç yapıları” böyle oluştu.

“Berlin Duvarı’nın yıkılışı” sonrası Rusya ve uydu devletleri, ardından da kapitalizme yönelen Çin bu oyun kuralları içinde oynamak zorunda kaldılar.

“Tek kutupluluk” ve “evrensellik” ayakları üzerinde duran mevcut dünya düzeni egemen hale geldi.

Amerika’ya güç veren de işte bu oldu.

Putin ve Şi ise “dünyayı demokrasi değil otokrasi için güvenli hale getirmeye” kararlılar.

Kazakistan’da yaşanan son protesto hareketlerinde ABD’nin gizli eli olduğu kanısındalar.

“Renkli devrimlere bir yenisini katmak amaçlı iç isyan girişiminin” Rusya güçlerinin de katılımıyla bastırılması “otokrasiyi güvenli hale getirme” doktrininin son ve henüz yeni örneği.

Yeni bir dünya...

BERLİN DUVARI’NDAN KABİL’E

Berlin Duvarı’nın yıkılması “ABD hegemonyasının” ve dolayısıyla “küresel tek kutupluluğun” önünü açmıştı.

Irak’a I. ve II. Körfez Savaşları, 1990’larda Bosna ve Kosova dâhil ABD liderliğinde dünyanın çeşitli noktalarına art arda müdahaleler…

1999’da NATO uçaklarının Sırbistan’ın başkenti Belgrad’ı bombalaması… (NATO bombaları Belgrad’daki Çin Büyükelçiliği’ni de vurmuştu.)

Afganistan’ın işgali…

ABD dünyayı zorla dönüştürürken önünde hiçbir engel yoktu.

…………..

Ancak…

ABD’nin kaotik bir şekilde Afganistan’dan çekilmesi ve Kabil’in Taliban’ın eline geçmesi “Berlin Duvarı’nın yıkılması kadar tarihi ve sembolik” bir olay.

ABD’nin “geri dönüş yolculuğunun startı.”

Bu tarihi start Rusya’ya Ukrayna için kaba kuvvet dayatması için cesaret ve güç verdi.

Sadece Ukrayna değil, kendi hayat sahası olarak gördüğü komşu ülkelerden NATO’nun çekilmesi tavrını koyarken bunu

100 bini aşkın askeri güç yığınağı gölgesinde yapıyor.

Çin de bir yandan Hong Kong üzerinde baskısını artırıyor, öte yandan “Tayvan’ı işgal” tehditlerini daha yüksek perdeden dile getirebiliyor.

Yeni bir dünya...

KONFÜÇYÜSÇÜ KOMÜNİZM

Putin’in danışmanı V. Surkov “Rusya’nın Batı medeniyetinin bir parçası olmayı için yıllarca benimsemek istediğine ve artık vazgeçtiğine” işaret ediyor.

Buna karşılık “hem Doğu’yu, hem de Batı’yı içine alan melez bir doktrine sahip olması gerektiği” fikrini savunuyor.

Rusya “çok kutuplu” bir dünyada “yöresel bir güç” olabilir.

Çünkü…

Askeri gücü ve nükleer caydırıcılığı var ama ekonomik gücü İtalya kadar.

New York Times’a göre ise “New York eyaleti kadar…”

Buna karşılık Çin çok daha büyük oynuyor.

Moskova çok kutuplu bir dünyada “Rusça konuşanların koruyucusu olarak da rol almayı talep ediyor.”

Çin ise Konfüçyüsçülük ve komünizmin kaynaştığı, bireysel haklardan çok kolektif hakların vurgulandığı bir diğer kutbun başını çekiyor.

Şi yönetimi Güney Çin Denizi’nin tartışmalı bölgelerinde askeri üsler inşa etti.

Heyecanlı milliyetçilerin Çin üzerindeki iç baskısı artmakta.

Tayvan’ı alırsa ABD’yi Pasifik Okyanusu’ndan itmiş olacak.

“Hint-Pasifik” artık küresel ekonominin çekirdeği olduğundan Çin kendiliğinden “1 numaraya” yükselebilir.

Çinli bir uzman Rush Doshi “The Long Game” adlı kitabında “Çin’in açıkça Amerikan tarzı küresel hegemonya hedeflediğini” bile iddia ediyor.

Bunun Orta Asya, Afrika, Avrupa ve Amerika’ya uzanan altyapı programı “Kuşak ve Yol girişimiyle” önemli bir güç.

Böyle bir durumda Japonya ve Güney Kore bile “Çin’in egemen olacağı yeni bir düzene geçmeyi” seçebilir.

Yeni bir dünya...

TRUMP’I BEKLERKEN

Burada cevabı henüz soru işareti olan bir durum var.

Dünyada büyük değişimler “sismik etkileri olan büyük savaşlar sonrası gerçekleşmiştir.”

Gene öyle mi olacak yoksa vekâlet savaşlarıyla mı?

Ya da ABD’nin “zımnen rızasıyla” mı?

Trump’ın 2024’te Beyaz Saray’a dönmesi bu “ABD rızası” seçeneğine umut ışığı.

Çünkü Trump başkanlık yıllarında NATO’yu aşağılamıştı, Asya’daki müttefiklerini “bedavacı” olarak nitelemişti.

“Önce Amerika” diyordu.

Zaman zaman “Şi ve Putin’e hayranlığını” ifade etmişti.

Ancak olayların kazandığı ivme Trump’ın bekleneceği ihtimaline kapı aralamıyor.

…………….

Not: Bu yazı için Financial Times, Le Monde ve New York Times gazetelerinden de yararlandım.