Tarımı IMF ve Dünya Bankası politikaları bitirdi

Bizde tarımı bitiren, kuraklık ve arazilerin biyoyakıt ürünlerine tahsisi değil, 1999 yılından bu yana uygulanan IMF ve Dünya Bankası güdümlü yanlış tarım politikalarıdır.
IMF ve Dünya Bankası güdümlü tarım politikaları tarımda üretimin gerilemesine, arazilerin boş kalmasına yol açtı.
Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Dr. Gökhan Günaydın diyor ki, “Ürünleriyle tanınan, isimlerini ürünlerinden almış yörelerde bile topraklar boş durumda. Kızılcahamam’ın Çeltikçi köyünde artık çeltik ekilmiyor. Tarlalar boş. Bafra’nın Tütüncü köyünde artık tütün ekilmiyor. Tarlalar boş.”
2000 yılında 21 milyon ton buğday üretmiştik. Üretim 2007 yılında 17.2 tona geriledi. 18.8 milyon ton olan şekerpancarı üretimi 12.4 milyon tona düştü. 200 bin ton tütün üretiyorduk. Şimdi 80 bin ton üretebiliyoruz. Patates, soğan üretimi bile geriledi.
Açık anlatımıyla, 2006 yılına kadar her şey iyiydi de, 2007 yılında kuraklıktan bu duruma düşmedik. 

1999 IMF direktifleri
Acaba 2000 yılından bu yana tarım üretiminde gerilemeye neden olan, IMF ve Dünya Bankası güdümlü politikalar nelerdir?
1999 yılında “Krizden kurtulmak için döviz bulma paniği içinde” IMF ile imzaladığımız stand-by anlaşmasıyla bakınız IMF biz neler dikte etti (Bunlar rivayet değil. IMF anlaşmasında madde madde yazılı):
-  Çiftçi ürün bazında desteklenmeyecek. Arazisini ekip biçsin biçmesin, çiftçiye sahip olduğu araziye dönüm başına her yıl (bütçeden) Doğrudan Gelir Desteği ödemesi yapılacak.
-  Çiftçiye ucuz kredi verilmeyecek. Kredi desteği yapılmayacak.
-  Gübrede ve diğer girdilerde destekler azaltılarak sabit tutulacak.
-  Tarımdaki diğer tüm destek politikalarına son verilecek.
-  Buğdaya en fazla dünya fiyatının yüzde 20 üzerinde fiyat verilebilecek.
-  Desteklenecek ürünlere ödemeler tek seferde değil, yılda 2 taksitte yapılacak.
-  Şeker fabrikaları ve Tekel özelleştirilecek. Şeker kanunu, alkollü içkiler kanunu, tütün kanunu çıkarılarak pancar, tütün, üzüm üretimi azaltılacak.
IMF’nin dikte ettiği bu politikaların hemen ardından, 2002 yılında Dünya Bankası ile “ARIP Tarımsal Destekleme ve Tarım Reformu Uygulama Projesi” adında bir anlaşma imzaladık.
Toplam 600 milyon dolarlık kredi karşılığı Dünya Bankası da bize şunları dikte etti:
-  Tarımda destekleme politikasına son verilecek.
-  Tarım kredilerine ve girdilere verilen sübvansiyonlar kaldırılacak.
-  IMF’nin istediği şekilde arazi büyüklüğüne dayalı Doğrudan Gelir Desteği (arazide tarım yapılsın yapılmasın) uygulanacak.
-  Destekleme alım fiyatları enflasyonun altında belirlenecek. Desteklenen ürün sayısı ve ürün miktarı azaltılacak.
-  Tarım satış kooperatifleri kaderlerine terk edilecek. Yaşayamayan kapanacak.
-  Tarım sektörüne destek veren devlet kurumları (Et Balık Kurumu, Süt Endüstrisi Kurumu, Devlet Üretme Çiftlikleri, Türkiye Zırai Donatım Kurumu, Orman Ürünleri Sanayi Kurumu, Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü’ne bağlı çiftlikler ve işletmeler) kapatılacak. Varlıkları özel sektöre satılacak.
Eğer bu direktifler sonucu son 8 yılda Türkiye’de tarımsal üretim arttıysa, tarım sektörü daha iyi durumdaysa, bugüne kadar uygulanan politikayı sürdürelim...