Balon balığıyla yaşamayı öğrenmeliyiz

Bugün bizim karada verdiğimiz hayatta kalma mücadelesine benzer bir mücadele, uzun süredir Akdeniz’de sular altında yaşanıyor. Son 30 yılda hızla tropikleşen Akdeniz zor durumda! Ve adeta Akdeniz istila altında

İstilacı türler, geniş bir yayılım göstererek ekosistemi baştan aşağıya değiştirdi. Zehirli balon balığı artık Akdeniz’in baskın türlerinden biri haline geldi. Dikenleri öldürücü zehir barındıran aslan balığı da öyle! Bilim insanlarına göre Akdeniz’e gelen yabancı tür sayısı 500’ü aştı. Her iki haftada bir hiç tanımadığımız bir tür, Akdeniz’e taşınıyor. Ve bunun etkileri er ya da geç bize kadar uzanıyor.

İşte balon balığı; kıyı şeridinin korkulu rüyasına dönüştü kısa sürede. Kayıtlara geçen bir saldırısı da var. Bir çocuğun parmağı ısırılma sonucu koptu. Balon balığının dişleri metali koparacak kadar keskin. Zaten kabuklularla besleniyorlar. Akdeniz’de denize girenler için endişe verici bir durum bu. Diğer yandan balon balığının etindeki tetrodotoksin de ayrı bir tehlike. Çünkü öldürücü bir zehir. Yanlışlıkla bu balığı tüketenler ölümle burun buruna gelebiliyor. Yakın zamanda Antalya’da bunun bir örneği yaşandı. Balon balığını yiyen üç arkadaş,  yoğun bakımda tedavi altına alındı. Benzer durumların bölgede yaşanması olasılığı yüksek. Bunu engellemek için Doğa Koruma ve Milli  Parklar Genel Müdürlüğü ve Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) , ortaklaşa bir proje başlattı. Proje kapsamında hazırlanan “Türkiye Denizlerindeki İstilacı Yabancı Türler”  isimli belgeseli, gönüllü olarak Halit Ergenç seslendirdi. Belgeselde istilacı türlerin yerli türler üzerindeki baskısı anlatılıyor.

Proje yöneticisinin önerisi

Aslan balığı ve benekli balon balığı, projenin en önemli ayağını oluşturuyor. Proje yöneticisi Mehmet Gölge, balon balığı ve aslan balığının Akdeniz’e ulaşmasının ancak Süveyş Kanalı’nın kapatılmasıyla gerçekleşebileceğini belirtiyor. Mehmet Gölge , “Bu da mümkün değil!  Yapabileceğimiz tek şey avcılık baskısı oluşturup, türün çoğalmasını engellemek. Bir de bu türlerin taşındığı balast sularına dair önlemleri ele alabiliriz. Öncelikle halkı bu türlere ilişkin bilinçlendirmemiz gerekiyor. Balon balığı değil, ama aslan balığı eti yenen bir balık. Zehirli olan dikenleri temizlendikten sonra tüketime sunulabiliyor. Yiyenler gayet lezzetli olduğunu söylüyor. Mevzuat değişikliğiyle bu balığı tüketilebilir hale getirme gayemiz var” diyor.

Sinekler bile ölüyor

Balon balığında ise durum pek iç açıcı değil. Balon balığı türlerinin zehir seviyesini araştıran Çukurova Üniversitesi’nden Dr. Ali Rıza Köşker, balon balığı türlerinin 10-15 yıl içinde tüm Akdeniz’i istila ettiğini söylüyor. Kıyılarımızda 4 tip balon balığı bulunduğunu ve bunların 3’ünde yüksek düzeyde zehir olduğunu belirten Köşker,  laboratuvarda çalışırken balıkların üzerine konan sineklerin dahi felç olup öldüğüne tanıklık etmiş. Akdeniz’in bu türden kurtulmasının artık mümkün olmadığına dikkat çeken Köşker, şu uyarılarda bulunuyor: “Bu balığı ekosistemden söküp alamayız. Çünkü avcısı da yok. Tek yapmamız gereken, balon balığıyla yaşamayı öğrenmek. Halk bilinçlendirilmeli. Özellikle Akdeniz kıyısında çalışan sağlık personeli bu konuda bilgili değil. Japonya’da bu balık yenildiği için bir dönem yıllık 1500’e varan ölümler yaşanmış. Orta Çağ’da balon balığı yemek cesaret örneğiymiş. Ama sonraları tüketim sadece bu balığı temizlemesini bilen restoranlarla sınırlı tutulunca ölümler azalıyor. Bizde de bilinçli veya bilinçsiz bu balığın filetosunu satanlar var. Kesinlikle tüketilmemesi gerekiyor. Ölümcül olabilir. Yunanistan,  afişle ve televizyon aracılığıyla uyarı çalışmaları yaptı. Bizde de bilgilendirmede bulunulmalı.”