Gönlünü ormana verenler

İnsanoğlunun yaşamak için ağaçlara, ormana ihtiyacı var ama orman yangınlarının çoğu yine insan eliyle çıkıyor. Buna karşın, öyle duyarlı ellere sahip olanlar var ki; muhtarı, emekli öğretmeni, işçisi esnafı, orman yangınlarına karşı gönüllülükle mücadeleye koşuyor

Bir kızılçam ağacı 20 yaşına kadar atmosferden 80 kilo karbondioksit alıp, 58 kilo oksijen üretiyor. Türkiye’de yaşayan bir birey ise 20 yaşına geldiğinde, atmosfere ortalama 100 ton karbon kirliliği salıyor. Yani, dengeyi sağlamak için her birimizin 1250 kızılçam ağacına ihtiyacı var. Neredeyse her insana bir orman gerek!

Hal böyleyken, insanoğlu ne ağacın ne de ormanın kıymetinin farkında. Özellikle de bu coğrafyada ormanlar hep, ağaç katliamları, çöp yığınları ve yangınlarla anılıyor. Tüm bu felaketlerin baş sorumlusu da biziz. Son 10 yılda yaşanan orman yangınlarının yüzde 88’i insan kaynaklı. Ya bahçe temizliği yaparken yakıyoruz ormanları ya da piknikte yaktığımız ateşle. Bazen de umursamadan attığımız çöp veya izmaritle. Bunun son örneğini geçen pazar günü Heybeliada’da yaşadık. Neyse ki yangın, adadaki gönüllü insan zinciri sayesinde çok fazla büyümeden kontrol altına alındı.

Orman gönüllüleri

Aslında orman yangınlarında gönüllülerin rolü, kamuoyu tarafından pek de bilinmiyor. Oysa ki Türkiye ormanlarını koruyan 15 bin kişilik bir gönüllü ordusu var. Bu kişiler en ufak bir dumanda işlerini güçlerini bırakıp, yangına müdahaleye koşuyorlar. Orman Genel Müdürlüğü’nün işçi ve memur kadrosuyla birlikte çalışan “Orman yangını gönüllüleri”, hiçbir karşılık beklemeden alevlerin üzerine gidiyor. Yangın anında ilk olay yerine ulaşanlar da genellikle onlar oluyor. Tırmık ve tırpanlarla ateşi bastırmaya çalışan gönüllüler, aynı zamanda ormanın korunup kollanmasından da sorumlular.

Gönüllü olmak da o kadar kolay değil. Önce teorik ve uygulamalı eğitimden geçiliyor. Yangına nasıl müdahale edileceği, ilk yardım, kişisel koruyucu donanımların kullanımı, iş güvenliği, orman yangınlarında kullanılan araçlarla ilgili eğitimlerin ardından da sınav var. Sınavdan 70 ve üzeri not almak şart. Ancak sınavı geçenler, gönüllülük belgesine hak kazanıyor. O belgeyi alanlar da artık gönüllü ordusunun bir neferi oluyor.

Muhtar, işçi, emekli, hepsi gönüllü

Onlardan biri de İzmir Yukarı Kızılca Muhtarı Mehmet Çoban. Çoban 35 yıldır ormanın gönüllüsü. Onlarca yangına müdahale etmiş, bir o kadarının da başlamadan bastırılmasında rol oynamış. “Devletten aylık alıyor gibi çalışıyoruz” diyen Çoban, ekipteki gönüllülerin yüzde 60-70’inin Kemalpaşa’daki fabrikalarda çalışan işçiler olduğunu anlatıyor: “Büyük bir yangın olduğunda hemen izin alıp ormana gelirler. Bazılarını orman yollarına nöbete gönderiyoruz. Gece 3-4’e kadar ormanı gözler, gelen gideni kayıt altına alırlar. Sonra da birkaç saat uyuyup işlerine giderler. Bu bir gönül işi. Ormanımızı koruyamayıp, yangın çıkarırsak, yazıklar olsun bize!”

Dumanı görür görmez İzmir’deki evinden koşarak ormana gelen emekli öğretmen Necir Yaman da, yıllardır gönüllü olarak alevlere müdahale ediyor. 7 yıl önce Akkaya mevkisinde dumanı fark etmesi, büyük bir yangını önlemiş. O gün yüzü tıraş köpüğüyle yangın mahalline koşan Mehmet Çoban’la birlikte söndürmüşler yangını. Yaman’ın anlattıkları, ormanların korunmasında gönüllülerin müdahalesinin ne kadar hayati bir rol oynadığını ortaya koyuyor: “Örtü yangınıysa yaş dal alırsın vura vura alevleri yavaşlatırsın. Tırmık, tırpanla da yavaşlattığın yerin üzerine toprak çekersin. O işlemi yaparken ekip de gelirse büyümeden söndürürsün.”