Zehir saçımızda

Ne demiştik geçen hafta: “Tarım kimyasalları çiftçileri de zehirliyor!” Buna dair çarpıcı bir araştırma ilişti gözüme. Araştırma; tarım çalışanlarının kan ve saçlarının, uyguladıkları pestisitler nedeniyle adeta zehir deposuna döndüğüne işaret ediyor.

Çalışma, Adana Ceyhan’daki 66 tarım çalışanından saç ve kan örnekleri alınarak yapılmış. Ve bunlar laboratuvarda incelenince görülmüş ki, çiftçilerin her birinin saçında en az 1 pestisit aktif maddesi var: Yani zehir! 66 çiftçinin saçında 31 farklı zehir saptanmış. Çiftçilerin saçından ortalama 6 farklı pestisit çıkarken, bulunan kimyasalların yüzde 16.1’inin kullanımı yasak zehirler olması ise içler acısı. Kan örneklerinde sonuçlar daha da kötü.

Çiftçilerin neredeyse tamamının (yüzde 94) kanında en az 1 zehir tespit edilmiş. Kanında 5 ayrı tarım kimyasalı bulunan çiftçi dahi var.

Bile bile lades!

Tarım çalışanlarının kanında toplam 15 ayrı zehrin izine rastlanırken, kanda bulunan kimyasalların yüzde 46.6’sının yasaklı pestisitler olduğunu görüyoruz. Yani, yasak sadece kâğıt üzerinde kalmış. Tarlalar, insan ve çevre sağlığını tehdit ettiği ortaya çıkan zehirlere bulanmaya devam etmiş. Ne yazık ki, çiftçi bunu bile bile yapıyor. Bunu, aynı araştırmada çiftçilerin anket yanıtlarından görebiliyoruz. Mesela çalışmaya katılanların yüzde 77.3’ü, “Tarım kimyasalları insanlara zarar verir mi?” sorusuna, “Evet” yanıtını vermiş. “Ne gibi zararlar verir?” sorusuna da yanıtları; “zehirler” ve “kanser yapar” olmuş. Aslında bilinç var. Ama gelin görün ki, zehir sıkmaya devam edip hem kendilerini hem de bizi yakıyorlar. Biz tüketicilere zehirlerin ne oranda ulaştığına dair veriler de çalışmanın ilerleyen satırlarında göze çarpıyor.

Zehir saçımızda

Tüketenin de saçında

Kontrol grubu olarak seçilen tarımla ilgisiz 66 kişinin de neredeyse çiftçiler kadar zehre bulanmış olması çok çarpıcı. Analizler, 66 kişiden 55’inin saç örneğinde tarım kimyasalı bulunduğunu gösteriyor. 66 kişinin 52’sinin kanında da zehre rastlanmış. Hatta “Metolachlor” isimli bir kimyasal, kontrol grubunda tarım çalışanlarına göre anlamlı derecede yüksek bulunmuş. Metolachlor, aynı milyarlarca dolar tazminat davası açılan “Glifosat” gibi ot öldüren bir aktif madde. Çoğunlukla pamuk ve domateste kullanılıyor. Aslında kullanımı 10 yıl önce yasaklanmış. 2017 yılında yapılan başka bir çalışma ise bu maddenin domates ya da pamuktan bize sirayet ettiğini haber veriyor.

Hastalık döngüsü

Diğer taraftan saçta en çok rastlanan zehir grubunun; domates, salatalık, biber, karpuz, üzüm ve buğdayda yaygın olarak kullanılması, akla, “Acaba saçımızdaki zehirler yediklerimizden mi kaynaklanıyor” sorusunu da getiriyor. Bu soru gıda güvenliği açısından çok önemli. Çünkü gıdadaki pestisit kalıntısının, zamanla vücutta birikerek kanser başta olmak üzere birçok hastalığın nedeni olduğunu biliyoruz. Bunu engellemenin tek yolu, pestisitleri olabildiğince az ve güvenli şekilde kullanmak.

Mevcut tablo, bu konuda ciddi eksiğimiz bulunduğunu gösteriyor. Gıda, sadece pestisit satıcıları ve çiftçilerin insafına bırakılamayacak kadar hayati bir sektör. Çünkü çiftçinin ilaç diye toprağa attığı kimyasal, bizatihi hastalığın kaynağını oluşturabiliyor. Sonra yine milyonlarca dolar harcayıp bu hastalıklara çare olsun diye ilaç satın alıyoruz. Sonu görünmeyen bu kısır döngüden kurtulmak için kontrol ve denetimlerin sıkı bir şekilde yapılması şart.