ABD’nin NATO’daki müttefiki Türkiye

James Jeffrey, bir türlü fişini çekemediği Soçi’nin cenazesini kaldırmak için, Ankara’ya geldi ve ayağını Türk topraklarına basar basmaz, demecini patlattı: “ABD’nin NATO’daki müttefiki Türkiye askerleri İdlib’de büyük bir tehditle karşı karşıya ve bu tehdit Rusya ve Esad rejiminden geliyor.”

Sayın özel temsilci ülkesinin dört gün önce Fransa ve Yunanistan ile Ege Adaları’nda, “Büyük İskender” adını verdikleri bir güç gösterisi yaptığını unutmuş görünüyor. Jeffrey beyefendi, bu adalardan çoğunun askerden arındırılmış olması gerektiği halde ABD silahlı kuvvetlerinin resmen Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası anlaşmaları ihlal ettiğinin hiç farkında değilmiş gibi davranıyor. Bu adalardan Türkiye çıplak gözle görülebilir. Jeffrey sorsa idi, tatbikata katılan ABD subayları o saatte İzmir veya Marmaris halkının ne yaptığını, kimin sahilde yürüdüğünü, kimin balık tuttuğunu anlatırdı kendisine.

Bu Türkiye’nin batısı. Ya doğusu? Jeffrey’in fütursuzca kınadığı Rus ve Beşar Esad askerleri, Türk askerine tuzak kurduğu saatte ABD askerlerinin PKK’nın uzantısı PYD ve YPG’lilerle, Haseke’nin Hiweyran mahallesinde yeni bir askeri üs kurmak için birlikte arazi çalışması yaptıklarına dair fotoğrafları çekiliyordu. Bundan da mı haberi olmadı? Tamam, bunlar uzak yerler ve o günlerde Sayın Jeffrey, Washington’da idi! Peki, Washington’da iki gün önce ABD bütçesine YPG için 200 milyon dolar yardım ödeneği konduğunu da duymadı mı?

Madem hazret açısından Türkiye ABD’nin NATO’daki müttefikidir ve kendisi ikide bir Ankara’ya gelip bu müttefikin siyasetçileri ve bakanlık yetkilileriyle görüşmektedir, Türkiye’ye açık ve yakın bir tehdit oluşturan PKK/YPG için artık destek sağlanmaması gerektiğine ilişkin bir açıklaması oldu mu?

Bu paraların nereye gittiğini ve ABD/İsrail blokunun Suriye’de ne peşinde olduğunu biliyoruz. Bizim bunu bildiğimizi de Jeffrey ve yanındaki heyet biliyor. O halde ABD hâlâ ne oyunu oynuyor?

Jeffrey, Soçi mutabakatında Suriye adına muhatabı olan Rusya ve İran, İdlib muammasının daha da kördüğüm olması amacıyla yaptıkları “müzakere ediyormuş gibi görünme” oyunundan bıkan sıkılan Türkiye’nin Suriye’nin toprak bütünlüğüne aykırı bir davranışa girmesi için bir adımı atmasını teşvik amacıyla gelmiş bulunuyor. Türkiye böyle bir hata yapmayacaktır. Türkiye, İdlib’de Beşar Esad ve (vekâleti icabı olarak            Putin’e) gerekli dersi vermektedir ve daha büyüğünü de verecektir. Bu ders çerçevesinde önce İdlib’deki gözetim noktalarının güvenliği sağlanacaktır. Ama velev ki Türkiye caydırıcı gücünü pekiştirmek ve bütün Türkiye’nin beklediği cezalandırıcı adımı da atmak için, İdlib’in güneyine doğru sarktı. Bundan ABD’nin beklediği sonuç çıkmayacaktır. Rusya ve İran, ne kadar attıkları imzaya aykırı hareket de etseler, ne kadar kendilerine (ve vekâleti icabı olarak Beşar’a) zarar verici adımlar da atsalar, Türkiye ABD’nin istediği adımı atmayacaktır.

ABD Suriye’yi parçalamak istemektedir. Türkiye bu planın parçası olmayacaktır.