Afganistan Haftası başlayamıyor

Ama’lar ve fakat’ların eşliğinde ABD’nin 20 yıllık Afgan macerasının son kararının alınacağı iki gün sonra başlayacak olan İstanbul Konferansı ramazan sonrasına ertelendi. İnşallah diyelim, çünkü Afganistan’ın kaderinde olmaması gerektiği halde en büyük söz sahibi olan Taliban, pazarlık gücünü artırmak için olsa gerek, toplantıya katılmayacağını açıkladı. Ramazan sonrası gelecekleri de şüpheli.

Toplantıya ilgili tarafları, ABD, NATO, Afgan hükümeti ve Taliban muhalefetini Türkiye ve Katar çağırmıştı. ABD’nin Afganistan’dan çekilme açıklaması hakkında görüşü sorulanların üçe bölünmüş olduğu görülüyor: “Çekilmez”, “Çekilmesin”, “Oh, sonunda!” diyenler. Bu üçüncü grup, parmakla sayılabilir. ABD’nin çekilmeyeceğine inananların hemen tamamı bu çekilmeyi arzu edenler. Ancak 2011’de Obama’nın çekilme takvimi, tersine birlik sayısının artışıyla sonuçlanmış, iki yıl sonra ise gönderilen bu ilave kuvvet geri çekilerek sayı eski düzeyinde kalmıştı. O zamanki 9.500 ABD askerinin bugünkü sayısı bilinmiyor. Ama Türkiye’nin de aralarında olduğu NATO kuvveti 7.500 civarında.

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken’ın mart başında Taliban’a verdiği sekiz sayfalık çekilmenin koşulları belgesine göre, önce geçici bir hükümet kurulacak, ateşkes ilan edilecek ve BM’nin ev sahipliğinde bir konferans yapılacak. Bu belgede 11 Eylül veya başka bir tarih bulunmuyor. NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg de bir tarih telaffuz etmedi. Ortadaki 11 Eylül sözü, Başkan Biden’ın ABD’nin teröre karşı savaşı kazandığını ve artık Bush’un bu “sürekli savaş” vaadini unutmak gerektiğine ilişkin adeta kahramanlık gösterisi şeklindeki konuşmasında geçti ve bir daha da tekrarlanmadı.

ABD’nin Katar’da 9 Şubat 2020’de Taliban ile imzaladığı Afganistan Barış Anlaşması başlıklı belgeye göre, geri çekilme 1 Mayıs’ta gerçekleşecekti. Hiçbir gelişme olmadı; şimdi ortaya 11 Eylül tarihi atıldı.

ABD’nin (ve tabii NATO’nun) bu işi baştan beri yanlış tuttuğu, bütün aşiretlerin ve etnik toplulukların ortak desteğine sahip olan Cumhurbaşkanı Eşref Gani ve (eski Cumhurbaşkanı Hamid Karzai’nin de üyesi olduğu) Milli Uzlaşma Konseyi’nin devre dışı bırakıldığı bir gerçek. ABD, yok ettiği Afgan siyasal sisteminin yerini alan Taliban’ı ve onun silahlı terör örgütü El Kaide’yi yenemediğinin itirafı olarak tek muhatap sayıyor.

ABD ve NATO güçlerinin çekilmesi, hele Taliban’a hiç hak etmediği halde hükümette yer verilmesi, iç savaşın yeniden başlaması ve El Kaide’ye yeniden örgütlenme imkânı sağlaması ciddi ihtimallerdir.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, bu kaygıları açıkça kelimelere dökmemekle birlikte, “Biz Afganistan ihtiyaç duyduğu sürece orada olacağımızı söylemiştik” demekle yetindi. Afganistan, bir siyasal modernleşme ve partileşme sürecinden geçmemiş ve hâlâ aşiretlerin siyasal karar mercii olduğu bir ülkedir. Bu sosyal ağın dışında, ABD ve İngiltere’nin ülkeye bir tarihte Arap ülkelerinden derlediği “umutsuz ve öfkeli” kitlenin oluşturduğu Taliban, eylemleriyle kısa zamanda ABD ve NATO’nun karar değiştirmesine sebep olabilecektir.