“Ege’de kabul edilebilir bir çözüm”

"Ege’de kabul edilebilir bir çözüm" ifadesi Yunanistan’ın Yeni Demokrasi Partisi lideri ve başbakanı Kriyakos Miçotakis’e ait. Komşu, bir taraftan Türkiye’yi Ege’de saldırganlıkla suçlarken, bir yandan da Türkiye ile bir ortaklık tesis etme umudunu dile getiriyor.

Kavgada yumruk sayılmazmış! Aynı mantıkla, barışmakta olan hasımlar arasında da anlaşmazlıktan karşı tarafı sorumlu tutan demeçleri de belki ciddiye almamak gerekir.

Başbakanın demecindeki “Ege’de kabul edilebilir bir çözüm” beklentisinde samimi olduğunu varsayarak, bunun ne gibi tavır ve tutum değişikliklerini kabule niyetli olduğunu bütün Türkiye merakla bekliyor.

Yunanistan, Türkiye ile karşılıklı kabul edilebilir bir çözüm keşfetmek amacıyla sürdürdüğü, 2002 yılında başlayan, sonuncusu ve 60’ncısı 1 Mart 2016’da Atina’da yapılan görüşmelere şimdi yeniden dönüyor. Görüşmelerden çekilen esasen Miçotakis değil, ondan önceki, Yunanistan’ı Avrupa’nın fakir ülkesi olmaktan kurtarmak vaadiyle gelip, daha da fakir hale getirmeyi başaran Başbakan Aleksis Çipras olmuştu. Ama baştan beri, bu görüşmelerde Yunanistan’ı temsil eden hükumetlerin 12 başbakanı Ege’nin nasıl paylaşılacağı ve ortak alanlarda birlikte arama ve petrol ya da gaz bulunması halinde birlikte çıkartılması için nasıl bir iş birliği yapılacağı sorularına cevap aramadılar; 1974’de Başbakan Konstantin Karamanlis’in “adaların tıpkı ana karalar gibi karasuyu, kıta sahanlığı ve ekonomik alan sahibi olduğu” tezini papağan gibi tekrarladılar. Toplantıları, tutanakta bir cümlenin orada değil de burada olması gerektiği gibi sudan sorunlarla sabote ettiler.

Bu 14 yıl boyunca Yunanistan, AB üyeliği manivelasını kullanarak, önce Almanya’yı sonra İtalya’yı ve bunlardan yüz bulamayınca nihayet Fransa’yı Ege petrolünde ortak yapmaya çalıştı. Fransa’nın yeni ve tecrübesiz lideri Macron’un, Ege petrolünü ve doğal gazını Türkiye ile paylaşmak yerine, doğrudan Total S.A. şirketi eliyle çıkartmanın getirisini hesaplaması ve Yunanistan’ı bu maceraya ikna etmesi çok kolay oldu. Ülkesini tam bir iflasın eşiğine getiren Avrupa’nın güçlü ülkelerine satılmadık liman, havaalanı, fabrika, yol bırakmayan Çipras için Fransa’nın önünde salladığı 500 milyar doları paylaşma oltası bir kurtuluş simidi oldu. Ne var ki Yunan siyaset yazarları sosyalistlerin, ikinci bir “İzmir Felaketi” ihtimalini bile düşünmek istemediklerini söylüyorlar. Çipras’ın maliye bakanı Yanis Varoufakis, bunu ifadeden çekinmeyenlerden biri. Ancak Çipras’ın siyasal ömrü, kendisini kampanya boyunca bir şahin olarak tanıtan Miçotakis tarafından erken bitirildi. Şu ana kadar Fransa’nın dümen suyunda, savaş kelimesini bile telaffuzdan kaçınmayan, Cumhurbaşkanı Katerina Sakellaropulu’yu dahi emir eri gibi bir Meis’e, bir Limni’ye çıkartma yapmaya gönderen Miçotakis için, Meis’in Anadolu’nunkinden daha geniş bir deniz alanı olduğu tezinden başka “kabul edilebilir bir çözüm” seçeneği var mıdır?

61’nci istikşafi görüşmede göreceğiz.