Irkçı Amerika

ABD’de Afrika’dan köle olarak getirilen ve 1862’de Lincoln’ın “Kurtuluş Bildirgesi” ile yurttaş olarak haklarına kavuşan Amerikalıların kimliğini, hakkını-hukukunu hala derisinin rengi tayin ediyor. ABD’nin modern bir ülke olduğunu, bu ülkede büyükbabası köle olarak alınıp-satılmış bir siyahın daha dört yıl önce 8 yıl başkanlık yaptığını, pek çok “yüksek makama” siyahların getirildiğini, dolayısıyla ırkçılığın artık ABD için sorun olmadığını düşünen varsa, bir daha düşünmelidir.

Başkan Lincoln bir başkanlık kararnamesi ile köleliği kaldırarak, siyahlara beyazlarla eşit haklar verdi ama o tarihte ABD’yi oluşturan 34 eyaletten 11’i ABD’den ayrıldı ve yeni bir devlet oluşturdu. Güneydeki 11 eyalet, birkaç ay öncesine kadar aralarında sınır bile olmayan kuzeydeki 20 eyaletle tam dört yıl savaştılar. Kuzeyden 2 milyon sivil ve asker, güneyden 1,5 milyon sivil ve askerle savaştı ve 618 bin222 kişi öldü. Dün birbirinden mal alıp-mal satan, dün birbirinin fabrikasında ve tarlasında çalışıp, maaş aldığı, aynı okulda yan yana yıllarca dirsek çürüten, aynı dili konuşan, aynı kiliseye giden 22 milyon insan, Union ve Confederate diye iki devlete ayrıldılar. Her bakımdan üstün olan kuzeydeki Union360 bin 222, güneydeki konfederasyon 258 bin evladını kaybetti. (Yeni araştırmalar gerçek kayıp sayısının 850 bin civarında olduğunu gösteriyor.)

Bu savaşın ABD için anlamını idrak edemeyen, bugünkü ABD siyasetini idrak edemez. Georgia eyaletinde veya Virginia’da bugün hala sokaklara, evlere, dükkânlara Konfederasyon bayrağı çekildiğini dikkate almayan, ABD’nin altında hala nasıl bir ırkçılık cehenneminin kaynamakta olduğunu da anlayamaz.

O Georgia ki birkaç yıl önce, eşimle bana, yani biz beyazlara, ne ısmarlayacağımızı sorduğunda “Biraz düşünelim!” yanıtımıza gülerek karşılık veren garson, yandaki masada bizden sonra gelmiş siyah aileye, “Bütün günümü size ayıramam” diye kapıyı gösteriyordu. O Virginia ki, siyahlar hala bugün paramatiklere tek başlarına gitmiyorlar, “Ne olur ne olmaz!” diye.

Protesto ile yağmacılığın farklı şeyler olduğunu, siyahların şiddete başvurmadan meşru protesto haklarını kullanmaları gerektiğini söyleyen, yazan kişiler ülkemizde de var. Elbette şiddet, yağmacılık olumlanamaz. Fakat 1861’de Lincoln’ın imzaladığı “Kurtuluş Bildirgesi” bugün Minnesota eyaleti emniyet müdürlüğünde bir anlam taşımıyorsa, bu anlamsızlık, insanların deri rengini aşıp, yoksulluk için, okulu yarım bırakmak için, ücret adaletsizliği ve hatta Kovit-19’a yakalanmak ve bu yüzden ölmek için yeterli sebep halini almış ise, şiddet karşılıklı demektir.

Milislerden oluşan Ulusal Muhafızlar bir kere daha göreve çağrılacak; beyaz insanın devleti daha fazla kuvvet kullanacak, daha çok insanın kafası, bacağı kırılacak ve bu protesto-yağma sona erecek. Altta kaynayan ırk ayrımı cehennemi devam edecek ve bir gün, yanardağ patlayacak. Bu patlamada beyaz adam, daha fazla kuvvet bulamayacak.

Beyaz adam hala anlamış değil içerde, derinde hâlâ savaşın sürdüğünün.