Konuşa, konuşa...

Kazakistan olayları yüzünden dikkatlerimiz bu son hafta Ukrayna’dan uzaklaştı. Ancak Kazakistan’daki olayların nispeten sakinleşmesi ve Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü barış gücünün güvenliğini sağlaması, dikkatlerimizi yeniden Ukrayna’ya çevirme imkânı sağlayacak. Ayrıca, bugün Rusya ile NATO ülkeleri arasında başlayacak güvenlik görüşmeleri, bu görüşmeleri acil hale getirmiş olan Ukrayna sorununu yeniden uluslararası gündemin ön sırasına taşıyacak.

Çarşamba günü bu kez Rusya ile ABD, Stratejik Diyalog adı verilen bir toplantıda bir araya gelecek. Amerikan NBC televizyon kanalı, Çarşamba günü, ABD’nin Rusya’ya Avrupa’da konuşlandırılmış nükleer silahlarda karşılıklı indirim önerisinde bulunacağını bildirdi. Güya bu bilgiyi, TV kanalına, ABD Ulusal Güvenlik Dairesi’nden bir yetkili vermişti.

Rusya ve birçok ülke, Çarşamba toplantısında Karadeniz’de savaş ihtimalinin ortaya çıkmasına sebep olan NATO’nun Ukrayna’yı silah deposuna çevirmesi sürecinin tersine dönmesini ümit ediyor. Hatta Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Örgütü (AGİT) bünyesinde görev yapan birçok diplomat, ihtiyatlı bir dille de olsa Ukrayna meselesi çerçevesinde bölgede yükselen tansiyonun azalacağı ümidini dile getirse de, kimse, görüşmelerin ilk gününde ABD’nin “Gelin şu silahları azaltalım!” diyeceğini tahmin etmiyor. Nitekim, böyle bir açıklamanın Washington adına yapılmış bir resmi zemin yoklama girişimi olduğu sanılmasın diye, ABD tarafı hafta sonunu bu haberi yalanlamakla geçirdi.

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, hafta sonu, muhtemelen Rusya’nın Ukrayna’yı işgali ihtimalini karşılıksız bırakmamış olmak için “Biz Rusya’ya istediği tür silahla karşılık vermeye hazırız!” gibi tonu yüksek bir demeç vermiş olsa da-bir kere daha- ifade etmek gerekir ki, Rusya bir Karadeniz Savaşı’nı göze alarak Ukrayna’yı işgal etmeyecektir. Rusya bölgede istediği her şeyi elde etmedi mi? Ukrayna’nın-sanayileşmiş olan-yarısı sözde bağımsızlık ilan eden etnik Rusların eline geçmedi mi?

Bu Donbas bölgesinin gerçekte Rusya’ya bağlanmış olması demektir. Aynı şekilde Rusya, NATO’nun gözünün içine baka baka Kırım’ı (adeta) ilhak etmedi mi? Siz, Putin’in yerinde olsanız, Ukrayna’nın günlük yönetim yükünü üzerinize alacak tehlikeli bir işgale kalkışır mıydınız? Ayrıca Joe Biden’ın Batının liderliğini yeniden eline aldığını dünyaya (ve daha çok Fransa Cumhurbaşkanı Macron’a) kanıtlamaya kalkıp, gerçekten bir Karadeniz Savaşı başlatması ihtimali de varken...

Evet, Biden Avrupalılara da, başka ülkelere de patronun kim olduğunu kanıtlamak istiyor. Bunun için Rusya, Çin ve İran’a “bir iyilik düşündüğü” de çok belli. Ama bunun için, henüz ne Avrupalılar, ne ABD’nin yeniden silahlandırmaya başladığı Avustralya, ne de “askere almaya” karar verdiği Hindistan hazır.

Bugün ve Çarşamba günü dünyanın rahat bir nefes alacağını, ABD ve Rusya’nın da uygar insanlar gibi konuşmamaya başladığına tanık olacağımızı umut edelim. Kim bilir, belki de bu görüşmeler anlaşmayla sonuçlanır...