Türkiye Afganistan ile neden ilgileniyormuş!

El Cezire haber sitesindeki makalenin başlığı, “Türkiye neden Kabil havaalanının güvenliğini sağlamaktan sorumlu olmak istiyor?” olunca hemen okumak istiyorsunuz. Singapur’da Rajaratnam Uluslararası Çalışmalar Okulu’nda araştırmacı olan Abdül Basit ile Avustralya’da Deakin Üniversitesi araştırmacılarından Zahit Şahap Ahmet, bu sütunun üç katı uzunluğundaki yazılarında, “Ankara’nın bu hayati sorumluluğu üstlenerek, ABD’nin çekilmesinden sonra Afganistan’da kilit oyuncu olarak kalmaktan kazanacağı çok şey var” diyor ve Türkiye’nin kazançlarının neler olacağını irdeliyorlar.

“Erdoğan’ın İslam dünyasındaki ağırlığını arttırmak istemesi” gizli bir şey değilmiş; nitekim “Direniş Ertuğrul dizisi Müslüman kamuoyunu Türkiye lehine çeviriyormuş. “Dahası var” diyor iki yazar:

“Türkiye son yıllarda Suudi Arabistan’ı bir kenara itip, Sünni alemin liderliğini kazanmak için birçok siyasal manevralar yaptı.”

İnsan tabii merak ediyor ne gibi siyasal manevralar yapmış Türkiye? Suudi Arabistan ve müttefiklerine karşı, Suriye’deki savaş gibi bölgesel çatışmalara aktif olarak katılmış. Uluslararası kuruluşlarda araştırmacı olan kişi, böyle bir fahiş iddiadan sonra, bunu destekleyecek bir kanıt sunar; ama yazıda böyle bir kanıt yok. Türkiye, terörizme karşı sınır-ötesi takibe izin veren 2008 tarihli BM Kararı çerçevesinde PKK unsurlarına Suriye’den Türkiye’ye yönelik saldırıda bulunmaları halinde karşı harekât düzenledi; düzenliyor. PYD ve YPG’nin ABD’nin ve Fransa’nın fiilen desteğindeki konumlarına karşı hiçbir saldırıda bulunulmadığı ortada değil mi? Rojava dedikleri Ras el-Ayn’da sözüm-ona özerk yönetim kurmuş olan PKK unsurlarının imha edilmesi Türkiye için kaç saat alır? Hatta İran ve Rusya’nın müttefiki olan Beşar Esat kuvvetlerinin, muhalefet gruplarına saldırısına karşı dahi, Türkiye müdahale etmiş midir?

İki yazarın desteksiz yorumları sürüyor. Türkiye Afganistan’ın dünyaya açılan kapısı olan Kabil Havaalanını savunarak, S-400 alımları sebebiyle ABD ile arasını düzeltmek istiyormuş. Böylece Türkiye NATO içindeki yerini de sağlamlaştıracakmış.

Uluslararası ilişkiler okumaya başlayan öğrencilere bu konu ödev olarak verilse, bence bundan daha dolgun bir makale yazabilirler. Bu başlık altında yazılacak bir analizde Türkiye’nin söylemine--samimiyetine inanmasa bile--örneğin Afganistan’daki karşıt grup ve güçlerin bir kardeş kavgası ateşinden korunması amacına, sırf bilimsel tarafsızlık kaygısıyla, değinmesi gerekmiyor mu? Bugün hangi cenahta yer almış olursa olsun, her Afgan aşiretinde, ailesinde, halifeye sadakatten, Çanakkale’de şehadete, Kurtuluş Savaşı’na maddi yardıma kadar bir Türkiye anısı vardır; Türkiye bu bağları görmezden gelip, bir Amerikan, Alman veya İtalyan birliği gibi arkasına bakmadan askerini çekebilir mi?

Bütün tarafların talebi halinde Türkiye Afganistan’da kardeş kavgasını önlemek için üzerine düşeni yapacaktır.

Bunu anlamak belli ki, adları bizimle aynı bile olsa bazıları için çok zor.