‘Ciddi bir sıkıntı yok!’

21 Haziran 2021

OYDER Başkanı Mersin, şu an “otomotivde bulunurluk ve çip konusunda ciddi bir sorun olmadığını” belirtirken, geçen yıl yaşanan sıkıntıların bu yıl yaşanmadığını kaydetti.

Otomotiv Yetkili Satıcıları Derneği (OYDER) Yönetim Kurulu Başkanı Turgay Mersin, otomotivde çip sorunuyla ilgili durumu daha kötü hale getirebilecek yeni bir gelişme olmadığını belirterek, “Marka ve model bazında firmalara göre değişen bir çip sorunu var ama buna da ‘çip krizi’ demek ne kadar doğru olur, bu da tartışılır. Açıkçası şu anda bulunurlukta da ciddi bir sıkıntı yok” dedi.

AA’ya konuşan Mersin, marka ve model bazında bazı çok spesifik modellerde bir bulunurluk sıkıntısı olabileceğini ancak geçen yıl olan sıkıntıların bugün yaşanmadığını, mevcut durumu hem Avrupa’daki hem de Türkiye’deki üreticilerin hızlı şekilde aşmaya çalıştığını söyledi. Turgay Mersin, aşılamanın hızlı şekilde yapılmasından dolayı önümüzdeki günlerde ticaretin daha da hareketlenmesini beklediğini ifade ederek, “Haziran ayında mayıs ayına göre bir artış bekliyoruz. Önümüzdeki günlerde belki faizin bir miktar düşmesiyle ve ÖTV matrahının düzenlenmesiyle pazarın biraz daha hareketleneceğini düşünüyoruz” dedi.

Tüketici tarafındaki ertelenmiş talebin devam ettiğine işaret eden Mersin, “Bu ertelenmiş talebin hareketi var. Bir de firmalar, kampanya ve faiz desteğiyle beraber alım gücünü artırarak piyasayı hareketlendirmek istiyorlar” diye konuştu.

‘Fiyat artışları kur kaynaklı’

Son dönemde araç fiyatlarında görülen sürekli artış, tüketicilerin kafasını karıştırırken, sektör temsilcileri bunun, kur ve buna bağlı vergi artışlarından kaynaklandığını belirtiyor. Opel Türkiye Genel Müdürü Alpagut Girgin de, artışların kurdaki düzensizlikten kaynaklandığını ifade ediyor.

Yazının devamı...

‘Ekli’ler insan hayatı için tehlike saçıyor!

14 Haziran 2021

Son dönemde, özellikle Kovid-19 salgınıyla birlikte daha fazla adından söz ettiren “ekli araçlar”, insan hayatını tehlikeye sokacak riskler içeriyor...

Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınıyla birlikte artan bireysel ulaşım isteği ve çip krizi nedeniyle baş gösteren araç kıtlığı, vergilerde ve fiyatlarda meydana gelen fahiş artışlar, insanları ikinci el araçlara yönlendirdi. Ancak her konuda olduğu gibi bu konuda da ciddi “fırsatçılık” furyası ortaya çıktı ve “ekli araç” diye nitelenen otomobillerin satış adetleri de çoğalmaya başladı. Kaza yapmış ya da pert olmuş araçların gövdelerinin, aynı tip başka kazalı araçlardan sökülen gövde parçaları ve kaynaklama sayesinde birleştirilmesiyle ortaya çıkan “ekli araçlar”, tüketiciler ve sürücüler için çok ciddi risk teşkil ediyor.

Önü 2010, arkası 2015!

Uzmanlar, yükselen fiyatlar ve son yıllarda ikinci el araçlara olan ilginin artmasının dolandırıcıları harekete geçirdiğini, geçmişte büyük kazalar geçirmiş araçların “insan hayatını hiçe sayarak yanlış onarımlarla” “kazasızmış gibi” satıldığını vurguluyor. Uzmanlar, ayda ortalama 30 bin araçta yapılan ekspertiz sonucu, yaklaşık 300 aracın kaynakla birleştirildiğinin tespit edildiğine de dikkat çekiyor.

Pilot Garage Genel Müdürü Cihan Emre, “Maliyeti düşürmek ve zaman kazanmak için dolandırıcılar hasarlı parçaları onarmak yerine, arkası ve önü farklı iki aracı kaynakla birleştirip satışa çıkarıyor. En son yine Pendik bayimizde bir aracın önü 2015, arkası 2016 model çıktı. Tüm aktif ve pasif güvenlik özelliklerini kaybeden birleştirilmiş araçlar, bir kazada ikiye bölünerek birçok ölümlü kazaya sebep oluyor” dedi. Emre, bu hilelerin, hasar kaydı olmayan araçlarda da gözlendiğini kaydetti.

‘Anlamaları imkansız’

Günümüzde artık her 2. el otomobile kuşkuyla yaklaşılması gerektiğini söyleyen Cihan Emre, “Son yıllarda ikinci el araç pazarına duyulan ilgi ve iştah, asıl işi otomobil alım-satımı olmayanların da ilgisini çekmeye başladı. Yüksek kar elde etmek amacıyla bazı ağır hasarlı araçlar, maliyeti düşük tutmak ve zaman kazanmak için onarılmıyor; iki araç kaynakla birleştiriliyor. Önü 2010 model, arkası 2015 model, arkası 2006 model, önü 2012 model gibi birçok araçla karşılaşıyoruz” ifadelerine yer verdi.

Birleştirme işlemiyle aracın en temel güvenlik unsuru olan şasinin, koruyuculuğunu yitirdiğinin altını çizen Emre, şöyle devam etti:

Yazının devamı...

Olmalı mı yoksa olmamalı mı?

7 Haziran 2021

Elektrikli otomobil modelleri giderek artarken, bu kez de tasarımcılar ve markalar arasında yeni bir rekabet, yeni bir restleşme başladı adeta: Izgaralı mı olsun, ızgarasız mı?

Pandemiyle birlikte hızlanan elektrikli otomobile geçiş çılgınlığı sınır tanımaz bir şekilde sürerken, üreticiler, sahip oldukları markalarla olabildiğince çabuk yeni elektrikli modeller çıkarmak için yarışırken, onları çekici hale getirmek amacıyla tüm hünerlerini gösteriyor. Bu da tasarımcılar arasında, yeni bir rekabetin kapısını açıyor: Izgaralı mı yoksa ızgarasız mı?

BMW’nin yanı sıra General Motors bünyesindeki Hummer, yeni elektrikli modellerini tanıtırken, bu araçlarda kullandığı “ızgaralar” dikkatleri çekmedi değil. Nitekim BMW, “böbrekler” diye nitelediği çift parçalı “ikonik” ızgara tasarımını elektrikli i4 ve ix modellerinde “hayli büyük” boyutlu olarak kullanırken, Hummer, tamamen elektrikli yeni modellerinde markanın vazgeçilmez 7 parçalı ızgarasını “6’ya indirerek” kullanmayı tercih etti. Elbette şunu söylemek gerek... Elektrikli motorlar, benzinli ve dizeller gibi aşırı derecede soğutulmaya ihtiyaç duymadığından, ızgara bir anlamda “keyfe keder” diyebiliriz. Peki gerçekten de öyle mi?

‘Amaç soğutma değil!’

BMW tasarımcıları, söz konusu ızgaraların “sadece soğutma amaçlı bir unsur” olmadığını altını çizerek, “Bu, bizimle rakiplerimiz arasındaki en büyük, ön belirgin farkımız” ifadesini kullanıyor. Bununla birlikte söz konusu ızgaraların ya da deyim yerindeyse “böbreklerin” konvansiyonel araçlara göre elektriklilerde daha büyük olmasının, aracın motor teknolojisinin farkını ortaya koymak açısından kullanıldığını söylüyorlar.

Yeni “Hummer EV”de de benzer bir yol seçilmiş. GM tasarımcıları, yaklaşık 20 yıl boyunca 7 bölmeli bir ızgara kullandıklarını ve bunun markanın “vazgeçilmezi” haline geldiğini hatırlatırken, “Şimdi markanın her bir harfini, bir bölmeye yerleştirdik. Yani 6 bölmeli oldu. Ancak iki far arasındaki çizgiler saydığında 7 çıkıyor ki, bu eğlenceli bir unsur” ifadesini kullanıyor. Bununla birlikte ızgaraların, sensörler, kameralar ve benzeri unsurları gizlemek için ideal olduğu da hatırlatılıyor.

Tesla’nın işi yine...

Elektrikli otomobillerin yeniden popüler olmasında büyük payı bulunan Tesla da, ilk modellerinde radyatör ızgarası kullanmıştı. 2016’da Model S’le birlikte bu unsur kaldırılmış ve gövde renginde düz bir zemin konulmaya başlanmıştı. Bu, daha sonra tamamen elektrikli modellerde sıkça kullanılmaya başlanan bir unsur oldu. Buna kısaca “ızgara katili” stili de deniliyor tabii.

Yazının devamı...

‘O iş bizde!’

31 Mayıs 2021

Türkiye’nin batarya dahil ilk elektrikli ticari araç üreticisi olacak Ford Otosan, Ford’un geçtiğimiz günlerde açıkladığı gelecek planlarında önemli bir misyon üstlenecek.

Geçtiğimiz aylarda, 10 yıl içinde 2 milyar euro yatırım yapacağını açıklayan Ford Otosan, bu çerçevede hazırlıklarını sürdürüyor. Gölcük’teki mevcut tesislerine 80 bin metrekarelik ekleme yapacak, istihdamını da 15 bin dolayına çıkaracak Ford Otosan, yaptığı hazırlıklar ve yatırımlarla Türkiye’nin batarya dahil ilk elektrikli ticari araç üreticisi olmaya hazırlanırken, Ford Motor Company’nin gelecek planlarında da önemli bir rol üstlenmiş olacak. Volkswagen ile ortak hafif ticari araç üretimiyle de birlikte Ford Otosan’ın kapasitesi yıllık 650 bin araca ulaşacak.

Yaptıkları yatırımlar sayesinde Türkiye’ye hem istihdam hem de teknoloji alanında önemli katkı sağlayacaklarını dile getiren Ford Otosan Genel Müdürü Haydar Yenigün, Avrupa’nın en büyük ticari araç üretim üssü olan Ford Otosan Kocaeli fabrikalarının, Ford’un elektrikli ticari araç üretim üssüne dönüşeceğinin altını çizdi. Ford’un geçtiğimiz günlerde açıkladığı gelecek planlarında Ford Otosan’ın çok önemli sorumluluğu bulunacağını belirten Yenigün, “Ford’un gelecek ile ilgili planlarının elektrikli ticari araçlarla ilgili kısmı büyük oranda bizde” dedi.

Akıllı fabrika

Gölcük’teki fabrika alanını 80 bin metrekare daha büyüteceklerini, bununla birlikte alan kullanımını yüzde 30 daha verimli hale getireceklerini kaydeden Yenigün, “Türkiye’de uçtan uca otomasyon seviyesi en yüksek boyahane ve kaynak atölyesine sahip olacak tesiste, kalite kontrolü ‘yapay zeka’ yapılacak. Kaynak atölyesinde ilk defa 2 katlı esnek üretim yaklaşımı uygulanacak; böylece 2 kat verim sağlanacak. Bir aracı aynı anda iki farklı renge boyama imkanımız da olacak ve böylece müşteri talepleri en hızlı şekilde karşılanacak” diye konuştu.

Ford Otosan Kocaeli Fabrikası’nın, 2019’da Türkiye’de bir ilk olarak, Dünya Ekonomik Forumu’nun (WEF) dünyada kabul ettiği öncü 16 fabrikadan biri olarak seçildiğini anlatan Haydar Yenigün, sürecin sonunda öncü fabrika rollerini bir üst seviyeye çıkarmak istediklerini kaydetti.

Yazının devamı...

‘Normalleşme satış artışı getirebilir’

24 Mayıs 2021

Hyundai Assan Genel Müdürü Berkel, “Yılın ikinci yarısında da normalleşmenin getireceği olumlu havayla, yılsonunda toplam pazarın 750 bin adet gerçekleşmesini öngörüyoruz” ifadesini kullandı. Hyundai, model yelpazesine yeni Tucson’u da ekledi

Hyundai Assan, Türkiye’de de hayli popüler olan SUV modeli Tucson’un yeni neslini ülkemizde piyasaya sundu. Yeni Hyundai Tuscon, Türkiye’de 377 bin TL ile 549 bin TL arasında değişen fiyatlarla satılıyor.

Tanıtım toplantısında pazar değerlendirmeleri yapan Hyundai Assan Genel Müdürü Murat Berkel, “Yılın ikinci yarısında da normalleşmenin getireceği olumlu havayla beraber yılsonunda toplam pazarın 750 bin adet gerçekleşmesini öngörüyoruz. Ancak kur seviyelerinin istikrarlı olması ve taşıt kredi faiz oranlarının biraz daha aşağı gelmesi halinde pazarın bu seviyelere ulaşması daha olası diyebiliriz” ifadesini kullandı. Mayıs’ta geçen yıla kıyasla baz etkisiyle beklentilerin üstünde rakamların gelebileceğini aktaran Berkel, haziranda normalleşmeyle artışın devam edebileceğini söyledi.

Bayon üretimi başladı

Salgının gidişatının sektöre olası etkilerine de değinen Berkel, “Sağlık Bakanımızın son açıklamasıyla aşılamanın eylül ayında, 18 yaş grubuna kadar gelecek olması, normalleşmenin en büyük sinyallerinden bir tanesi. Bu da üretim ve satış tarafı için son derece olumlu ve önemli. Tabii ki planlar bu yönde davam ederse bunun olmasını bekleyebiliriz” dedi.

Küresel otomotiv üretimini etkileyen çip krizinin en büyük gündemlerden biri olduğuna dikkati çeken Berkel “İlerisi için net konuşmak şu an çok zor. Fakat sektörün bu problemi atlattığını söylemek iyimserlik olur. Biz Hyundai olarak en az etkilenen markalardan biriyiz. Türkiye’de de sürekli tedarikçilerimizle irtibattayız. Yeni modelimiz Bayon’un üretimine başladık. Henüz problem yaşamadık ve olmaması için de var gücümüzle çalışıyoruz. Umarım az sorunla bu süreçleri geride bırakabiliriz” değerlendirmesini yaptı.

Cesur bir tasarımla geldi

Yazının devamı...

Kiralamada hibrit ve elektriklinin yükselişi

17 Mayıs 2021

Operasyonel araç kiralama sektörü, pandemiye rağmen yılın ilk çeyreğinde 4.2 milyar liralık araç yatırımı gerçekleştirdi. Kiralık araçlarda hibrit ve elektriklilerin payı yüzde 3.6’ya ulaştı.

Tüm Oto Kiralama Kuruluşları Derneği (TOKKDER) Operasyonel Kiralama Sektör Raporu’na göre, filo araç kiralama sektörü, bu yılın ilk çeyreğinde 4.2 milyar TL’lik yeni araç yatırımı yaparak 17 bin 100 adet aracı filosuna kattı. Sektörün araç parkının büyük bölümünü yüzde 82.2 dizel araçlar oluştururken, benzinlilerin payı yüzde 14.2, hibrit ve elektriklilerin payı ise yüzde 3.6’ya ulaştı. Otomatik vitesli araçların oranı ise yüzde 66.7’ye yükseldi.

Rapora göre yılın ilk çeyreğinde 2020 sonuna göre yüzde 3.5 daralan sektörün filosundaki araç sayısı 254 bin adede düştü. Sektörün 2020 sonundaki araç parkı 263 bin adet olmuştu. Söz konusu dönemde sektörün araç parkının yüzde 50.7’si kompakt sınıf araçlardan oluşurken, küçük sınıf araçlar yüzde 27 ve üst-orta sınıf araçlar yüzde 18 pay aldı. Hafif ticari araçların operasyonel kiralamadaki payı ise yüzde 4.3 olarak gerçekleşti.

Avrupa ayarında

Raporda, operasyonel kiralama sektörünün araç parkında yer alan hibrit ve elektrikli araçların oranı da dikkati çekti. Sektörün araç parkının büyük bölümünü yüzde 82.2 dizel araçlar oluştururken, benzinlilerin payı yüzde 14.2, hibrit ve elektriklilerin payı ise yüzde 3.6’ya ulaştı. Otomatik vitesli araçların oranı ise yüzde 66.7’ye yükseldi.

TOKKDER Yönetim Kurulu Başkanı İnan Ekici, hibrit ve elektrikli araçlardaki artışın belirginleştiğini kaydederek, şunları söyledi:

“Pazar araştırmamızın ilk defa bu döneminde elektrikli, hibrit, otogazlı, vb. gibi bir ayrım yaptık. Bu gruplar araştırmamızda daha önce ‘diğer’ kategorisinde yer alıyordu. 2020’nin ilk çeyreği sonunda ‘diğer’ grubunun payı - bunun içinde elektrikli, hibrit ve otogazlı araçlar var - yüzde 0.7 iken, 2020 yılının sonunda yüzde 2.2’ye ulaşmıştı. 2021’in ilk çeyreğinde hibrit ve elektrikli araçların operasyonel araç kiralama sektörünün filosundaki payı yüzde 3.6’ya ulaştı. Gerçekten ciddi bir artış var. Avrupa’dakine benzer trendler oluşmaya başladı. Bizler artık filomuzda dünya trendlerine paralel olarak çevreci araçlara daha fazla yer veriyoruz.”

Müşteri sayısı

Yazının devamı...

Çip krizi çıkınca donanımlar düştü

10 Mayıs 2021

Otomotiv markalarının Kovid-19’dan sonraki en büyük sorunu haline gelen çip krizi devam ederken, üreticiler, bundan daha az etkilenmek uğruna donanımlardan kısmaya başladı

Tüm dünyada otomotiv üreticilerinin Kovid-19 pandemisinin ardından en büyük sorunu haline gelen ve üretimde ciddi aksaklıklara ve durmalara neden olan çip sorunu sürüyor. Bu, Türkiye de dahil olmak üzere araç bulunurluğuna olumsuz etki yaparken, markalar buna çözüm bulmak için fikirler bulmaya çalışıyor. Örneğin bazı donanımlardan ve özelliklerden feragat etmek gibi...

Bu konuda çeşitli üreticilerden farklı haberler gelmeye devam ederken, örnekler de giderek artıyor. Nitekim Nissan, özellikle ABD’de ürettiği binlerce aracında navigasyon sistemlerinden bir süreliğine vazgeçerken, Fiat Automobiles çatısı altındaki ABD’li ticari araç markası Ram, “1500” modeli pick up serisinde standart olarak sunduğu akıllı “geri görüş kamerası”nı sunmayı bıraktı. Renault ise, Türkiye’de satılmayan Arkana modelinin dijital bilgi ekranını kaldırdı. 

Eskiye dönüş

Fransız üretici Peugeot ise, güncel 308 modelinde sunduğu dijital gösterge panelini, yılsonuna kadar klasik analog göstergelerle değiştirdi. Yani 308’in bu nesli, üretime analog göstergelerle veda edecek, dijital gösterge paneli yeni nesilde olacak. Tabii aksilik olmazsa.

General Motors ise, Chevrolet Silverado pick upların bazı versiyonlarında yakıt ekonomisi sağlayan modüller kullanmayacağını açıkladı. Bu da yakıt tüketiminin bu araçlarda bir miktar artacağı anlamına geliyor.

Çip üreticilerinin yakın zamanda üretim kapasitelerini artırması veya hemen eski seviyelerine dönebilmeleri beklenmiyor. Zira bazı fabrikalar yangın, deprem gibi nedenlerle çip üretimlerini kısmıştı. Bununla birlikte özellikle pandemi döneminde artan akıllı telefon, televizyon üretimi, çip kıtlığının bir başka nedeni. Elektrikli araçlara planlanandan daha hızlı geçilmesi, otomobil üreticilerinin yeni modellerindeki elektronik donanımları artırmaları da, aynı sıkıntıyı körüklüyor. Nitekim tanıtılan her bir yeni nesil modelin birçoğu, dokunmatik eğlence sistemleri ve dijital gösterge panelleri, bir dolu elektronik güvenlik donanımıyla tanıtılıyor, üretiliyor.

Yazının devamı...

‘Otomotivde iştah var’

3 Mayıs 2021

TAYSAD Yönetim Kurulu Başkanı Saydam, otomotiv tedarik sanayinin geçen yılı keyifsiz geçirdiğini söylerken, bu yılın yeni yatırımlarla başladığını, yatırım iştahının arttığını kaydetti

Yeni tip koronavirüs salgınının başlamasının üzerinden bir yıl geçse de, otomotiv sektöründe yaşanan olumsuzluklara her geçen gün yenileri ekleniyor. Pandemi dönemi kapanmaları aşıp, geçtiğimiz yıl Eylül ayında temposunu artırabilen otomotiv sanayi, çip ve çelik krizi gibi olumsuzluklarla da savaşmaya başladı. Bu nedenle dünyada olduğu gibi Türkiye’de de üretime ara vermeler yaşanırken, Türk otomotiv endüstrisinin olumlu bakışını koruduğu belirtiliyor.

Görevini Albert Saydam’a devreden TAYSAD eski Yönetim Kurulu Başkanı Alper Kanca, geçtiğimiz yıl hep olumsuzlukların konuşulduğunu, zor yönetilen bir süreç yaşandığını hatırlatarak “Buna rağmen yıl sonu geldiğinde, baktığımızda, o konuştuğumuz olumsuzluklar kadar kötü bir yıl değildi... Bu kez de böyle olacak gibi” dedi. Tedarik sanayi açısından 2020’nin korkulduğu kadar kötü olmadığını kaydeden Kanca, “2021 yılında, TOSB Organize Sanayi Bölgesi içerisinde şu an 3 tane yatırım yapılıyor. Bunun bir işaret olduğunu düşünüyorum. En büyüğü de Beyçelik firmasının 50 milyon euro’luk yatırımı. Tamamen sıfırdan yapılacak” diye konuştu.

‘Moral veriyor’

TAYSAD’ın direksiyonuna geçen Albert Saydam da, benzer bir konuya işaret ederek, şunları söyledi:

“Bu yıl üyelerimizden ‘Yeni organize sanayi bölgesi için bir plan yapalım mı?’ diye talepler geliyor. Bu talep bile, bir iştahı anlatıyor. Daha doğrusu, herkes şu 2025’e odaklanmış durumda. 2022, eşik olacak. Biliyorsunuz 2022’de Avrupa’da 65 tane elektrikli araç piyasaya sürülecek. Bir de 2025 ile ilgili emisyon kuralları var. Şu anda firmalarımız, en azından 2025’e hazır olmak için yeni yerler, yeni yatırımlar yapılması konusunda bize sorular yöneltiyor. Geçen yıl ‘Ne yapacağız? Yarın ne yapacağız?’ diye konuşurken, şu an ‘2025 ile ilgili planlarda TAYSAD’ın rolü nedir?’ diye sorgulanmak bile hepimize moral veriyor.”

‘Planlama zorlaştı!’

Yazının devamı...