Cezalardan kornalara neler oluyor şu yollarda?

5 Eylül 2021

Hep söylerim... “Otomobil ya da kamyon deyip de geçmeyin!” diye... Tabii “Onun da bir kalbi var” diye sürdürmeyeceğim satırlarımı. Ancak taşıtların dünyasında hayli ilginç hikayeler, bilinmedik alışkanlıklar, uygulamalar var. Kimi ülkede cezalar farklıdır, kimi ülkedeyse navigasyonun sesi beğenilmediği için otomobil değiştirilmeye ya da “geri çağırılmaya” kalkılır. Kimi ülkelerde sürücülerin bir bölümü için aracın en önemli unsuru “korna” iken, kimi ülkelerde başlı başına otomobilin kendisi, “güvenlik” ile eşdeğerdir... İsterseniz gelin, “bu pazar size sayfamla bir dünya turu attırayım” birkaç dakikalığına... Evet, kemerleri bağlayıverelim o halde!

Benzin istasyonundan uzaklaşmamalı!

Dünyanın en çok hayal edilen ve en ulaşılması güç otomobillerinin markasıdır Bugatti. 1000 ile 1.500 beygir arasında değişen güçlerdeki modelleri piyasaya süren Bugatti, otomobillerinin her açıdan sıra dışı olmasına özen göstermiştir. Bu özen, Veyron ve Chiron gibi modellerin “yakıt tüketimleri”ne de yansımış elbette. Nitekim 8 lt hacimli 4 turbo beslemeli W16 motora sahip Veyron EB 16.4 kullanan bir sürücü, şayet aracın son sürati olan 408 km/s ile sürekli yol almak isterse, bu hevesinin sona ermesi 12 ila 20 dakikayı alıyor. Zira 100 litrelik deposunun bitmesi için bu kadar süre yetiyor! Deponun maksimum hızda boşalma süresi ise 1.500 beygirlik Chiron’da 9 dakikacık. Diğer “biten” şeyleri saymıyorum bile...

‘Kornana kuvvet be yiğidim!’

Hindistan, pek çok kişi için dünyanın en mistik yerlerinden biridir. Ancak, “naçizane gitmiş biri olarak” söylemeliyim ki, trafikte en çok korktuğum ülkelerden biridir. Zira sürücüler, kesinlikle karıncaları örnek almışçasına birbirinin dibinden ayrılmayan, boşluk bırakmayan kişilerden oluşuyor. Bununla birlikte bu ülkedeki sürücülerin en değer verdiği konu “korna”dan başkası değil. Ülkede standart otomobil kornaları yetmediğinden, internet siteleri ve aksesuarcılar her otomobil için “güçlendirilmiş” korna satıyor. Audi gibi üreticiler ise “fabrika çıkışlı özel kornalar” ile satılıyor bu ülkede. Zira standart korna bir yılda bozuluyormuş. Peki neden mi korna çok kullanılıyor? Bazı sürücüler, bunun bir güvenlik ve kaza önleme “sistemi” olduğunu öne sürerken, kimileri de “Bilmiyorum, ama ailem de çok kullanırdı” demekle yetiniyor!..

Yazının devamı...

Çipler 2022’yi de rehin alabilir!

30 Ağustos 2021

Otomotiv endüstrisi, tüm dünyada “çip” kaynaklı krizle boğuşmaya devam ediyor. Otomobilin yanı sıra ticari araç fabrikaları da çip nedeniyle üretim duraklamaları yaşarken, sorunun 2022’de de süreceği belirtiliyor

Yeni tip koronavirüsün otomotiv sektörünün başına açtığı bir başka bela olan “çip krizi” bütün hızıyla sürerken, önemli çip üreticileri, bu durumun
2022 yılını da “esir alması”nın beklendiğini söylüyor.

Kovid-19 pandemisi nedeniyle yaşanan üretim duraklamaları, bazı tesislerdeki grev ve yangınlar, evden çalışma döneminde TV, cep telefonu ve tablet gibi elektronik ürünlere talebin artması, tüm dünyada çip krizi yaşanmasına neden olmuştu. Dünyada çip üretimi yapan firmaların azlığı ve yeni nesil araçlarda kullanılan çip sayısının artması da buna etki etmişti. Her ne kadar bazı tesislerde çip arzı artmış gibi görünse de talebin aşırı şekilde artması, sorunun
bir türlü aşılamamasına neden oluyor. Tabii bu parçaların üreticilere teslim sürelerinin uzaması da cabası...

Farklı çözüm aranıyor

Bu da, pek çok üreticinin başta “üretim durdurma” olmak üzere farklı çözümlere yönelmesini kaçınılmaz hale getiriyor. Toyota’dan Volkswagen Grubu’na kadar pek çok üretici geçtiğimiz haftalarda üretimlerini geçici olarak durduracaklarını açıklamıştı. Hatta Toyota, 14 fabrikasında üretime ara vereceğini açıklamıştı. Son olarak da Fiat, Peugeot, Citroen ve Opel’i bünyesinde bulunduran “Stellantis” bir açıklama yaparak, üç marka için tek çatı altında ticari araç üreten Sevel fabrikasında üretimin duracağını bildirdi. Bu kervana Daimler Grubu da katıldı.

Öte yandan Alman Porsche, araç sıkıntısı ve üretim aksaması yaşanmaması adına bazı araçlarında “kukla” çipler kullandığını açıkladı. Şirketin CEO’su Oliver Blum, “plasebo çipleri” diye de adlandırılan bu çiplerin, daha sonra, servislerde gerçekleriyle değiştireceklerini de kaydetti.

Yazının devamı...

Türkiye’nin ‘Hacı’sı dünyanın otomobiliydi!

29 Ağustos 2021

Fiat’ın Türkiye’de üretim macerasının başlamasına öncülük eden Murat 124, namıdiğer “Hacı Murat”, ülkemizin otomotiv hatıralarında yerini koruyor. 124, dünyada da birçok ülkenin sevgilisi konumundaydı

İtalyan otomotiv devi Fiat, 1960’ların başından itibaren Türkiye’de otomobil üretim yapmak için can atıyordu. Aynı şekilde Fiat traktörleri satan merhum Vehbi Koç da, özellikle Anadol projesinden sonra yeni bir fabrika daha kurmak ve sac karoserili otomobil üretmek arzusundaydı. Hatta bunu, yıllar önce Sanayi Bakanlığı’na Anadol projesiyle birlikte sunmuştu bile.

Ancak iki taraf da istekli olmasına karşın, ortadaki pürüzlerin giderilmesi ve el sıkışılması 1968’e kadar uzadı ve Türk Otomobil Fabrikası A.Ş. (TOFAŞ) kuruldu.

Başlangıçta Fiat, tıpkı Polonya ve İspanya’da olduğu gibi minik “850” modelinin üretilmesini önermişti. Buna karşılık Vehbi Bey, aracın biraz daha büyük olması gerektiğini söylemiş, ucuz fiyatlı olacağı için de bir miktar Anadol’un satışlarını baltalayabileceğini düşünmüştü. Bunun üzerine 1966’da oldukça sansasyonel bir şekilde (paraşütle bir uçaktan atılmıştı) lanse edilen, 1967 yılında da “Avrupa’da Yılın Otomobili” ünvanını kazanan Fiat 124’te karar kılındı. Oscar Montabone tarafından tasarlanan otomobil, kompakt boyutlarına karşın geniş iç mekanıyla dikkat çekiyordu.

‘O zaman denize dökeriz’

Fiat tarafı, o dönemde görüşmeleri yürüten merhum Bernar Nahum’dan, üretilecek araçların satışı konusunda garanti verilmesini ister. Yılmaz Çetiner’in kitabında yazdığına göre Nahum, sonunda bunalarak “Gerekirse Sarayburnu’ndan denize dökeriz” cevabını verir. Yurda dönünce de durumu Rahmi Koç ve Can Kıraç’a anlatır. Her ikisi de, araçların bir şekilde satılabileceğini söyler.

Bununla birlikte bazı kaynaklarda, merhum Vehbi Bey’in, bir büyük ortak arayışında olduğu, bu amaçla henüz Renault ile anlaşmayan Oyak’a Tofaş’ta ortaklık teklif ettiği, ancak bunun kabul edilmediği de yer almakta.

Dönemin Sanayi Bakanı Mehmet Turgut, Bursa milletvekili olduğundan, Renault gibi Koç’un kuracağı fabrikanın da Bursa’da olmasını istiyordu. Adapazarı, Bursa ve Orhangazi’de araziler bakılırken, aranan yer, Bursa’ya 10 km mesafede bulundu. Toprak sahibi köylülerin bir kısmının, fabrikada çalışabilecekleri söylenmişti. Nitekim öyle de olur. Murat 124’ün üretiminde zeytin işçileri de görev alıyor, zeytin zamanı da hasada gidiyorlardı.

Yazının devamı...

Filoda ticari bereketi

23 Ağustos 2021

Operasyonel kiralama sektörü, yılın ilk yarısında toparlanma çabalarını sürdürürken, filo kiralamada hafif ticari araçların payının yükseldiği belirtiliyor.

Filo kiralama sektörünün bu yılın ilk yarısındaki performansına ilişkin verileri açıklayan Tüm Oto Kiralama Kuruluşları Derneği (TOKKDER), operasyonel araç kiralama sektöründe hafif ticari araçların payının giderek arttığını behlirtti.

TOKKDER’in, bağımsız araştırma şirketi NielsenIQ iş birliğiyle hazırladığı, 2021 yılının ilk yarı sonuçlarını içeren rapora göre, operasyonel yani filo kiralama sektörü yılın ilk yarısında 8.7 milyar TL’lik yeni araç yatırımı yaparak Türkiye’de satılan yeni otomobillerin yüzde 10.8’ini yani 33 bin 400 adet aracı filosuna kattı. Yılın ilk yarısı itibariyle sektörün aktif büyüklüğü 46 milyar TL olarak gerçekleşirken, bu dönemde, sektörün kiradaki aktif araç sayısı yılın ilk çeyreğine göre yaklaşık yüzde 1 azalarak 223 bin 178 adet oldu. Sektörün toplam araç sayısı ise 2020 yılı sonuna göre yüzde 7.1 azaldı ve 244 bin adede geriledi.

Ticariler yüzde 4.6

Rapora göre, bu dönemde, sektörün araç parkının yüzde 50.9’u kompakt sınıf araçlardan oluşurken, küçük sınıf araçlar yüzde 26 ve üst-orta sınıf araçlar yüzde 18.5 pay aldı. 2018 sonunda operasyonel araç kiralama sektörünün filosundaki payı yüzde 2.9 olan hafif ticari araçların payı ise 2021 yılının ilk yarısında yüzde 4.6’ya yükseldi. Diğer yandan, sektörün araç parkında yer alan hibrit ve elektrikli araçların payının hızla artmaya devam etmesi de dikkatleri çekti. Buna göre, sektörün araç parkının büyük bölümünü yüzde 76.5 ile dizel yakıtlı araçlar oluşturmayı sürdürürken, benzinli araçların payı yüzde 18.1’e çıktı. Hibrit ve elektrikli araçların payı ise yüzde 3.6’dan yüzde 5.4’e yükseldi.

‘Daha da artacak’

TOKKDER Yönetim Kurulu Başkanı İnan Ekici, uzun yıllardır ticari araçların kiralanmasındaki engellerin ortadan kaldırılması için uğraş verdiklerine dikkat çekerek, “2018 sonunda ticari araç kiralama kısmi olarak olanaklı hale geldi. Çok yakın bir zamanda ise nihayet bu engelleri ortadan kaldırdık. Artık birçok şirket filosunda 1 tane dahi ticari araç bulundurmaksızın kiralama yapabiliyor. Şu anda ticari araca ilgi çok yüksek, daha da artacak” diye konuştu.

Yazının devamı...

Kâbuslarınızı süsleyecek otolar!

22 Ağustos 2021

İlla her otomobil, rüyalarınızı süsleyecek diye bir kural yok! Zira bazıları var ki, insanların kâbuslarına girmiş, mezarı olmuş tekerlekli birer lanet olarak hafızalara kazınmış durumda...

Tüm dünyada binlerce, milyonlarca üretilen aynı modeldeki otomobiller, birbirinin aynı gibi görünse de mutlaka biri diğerinden her zaman farklıdır. Sahip oldukları ruh, kullanıcılarının farklı zevk ve beklentileri, içlerine konulanlar, yapılan modifiyeler ve elbette o otomobille yaşananlar... İşte, o “yaşananlar” kısmı biraz sıkıntı yaratabiliyor! Zira bu otomobiller “satın almak ya da kullanmak bile istemeyeceğiniz”, “kabusları süsleyen” araçlar olarak hafızalara yerleşebiliyor!

Bu otomobillerden en ünlülerinden biri, kuşkusuz Avusturya Arşidükü Franz Ferdinand’ın “Graf & Stift” marka otomobili. O dönemin lüks otomobil üreticilerinden biri olan “Graf & Stift”, Ferdinand’ın da tercihi olmuştu. Arşidük Franz Ferdinand, eşiyle birlikte bugünkü Bosna-Hersek’in Saraybosna kentine yaptığı ziyarete, konvoyu ile birlikte caddelerde halkı selamlayarak başlamıştı. Tam bu sırada bir kişi, eşi ve kendisinin bulunduğu otomobile bomba attı, ancak Ferdinand bu patlamadan kurtularak, Vali’nin evine ulaşmayı başardı. Burada sinirli bir şekilde “Siz misafirlerinizi bombayla mı karşılıyorsunuz?” diye bağıran Ferdinand, binada bir süre dinlendi. Ancak eşiyle birlikte, saldırıda yaralananları ziyaret etmek isteyen Ferdinand, tekrar aracına bindi.

Araç tekleyince...

Başka bir yol olmadığından, Arşidük ve eşi, bombalama olayının gerçekleştiği yerden geçmek zorundaydı. Ancak buradan geçerken Ferdinand’ın otomobili teklemeye başladı ve yavaşladı.

O sırada arkadaşlarıyla birlikte çevredeki bir kafeteryada oturan 19 yaşındaki Sırp milliyetçi Gavrilo Princip, bunu fırsat bildi ve koşarak, 20. yüzyılın en büyük felaketlerinden biri kabul edilen ve 1. Dünya Savaşı’nın başlamasına neden olan suikastı gerçekleştirdi. Tekleyen 1910 model “Graf & Stift Double Phaeton”, 16 milyonun hayatını kaybettiği uluslararası bir savaşın çıkmasında “istemeden” rol oynamıştı.  

Ferdinand’ın öldürülmesinin ardından satılan otomobil, gelecek 12 yılda 15 farklı sahip gördü, çeşitli kazalara karıştı ve 13 kişinin ölümüne tanıklık etti. Sahiplerinden biri olan Avusturyalı general sürgünde hayatını kaybetti. Bir diğer sahibi, aracı aldıktan sadece 9 gün sonra kaza yaparak ağaca çarptı. Bir başka sahibi ise intihar etti. Yugoslavya Valisi, aynı araçla

Yazının devamı...

7 aylık yükseliş

16 Ağustos 2021

Bu yılın ilk 7 ayında Türkiye'de otomotiv üretimi yüzde 11, otomotiv ihracatı da yüzde 7 artış kaydetti. Otomobil ve hafif ticari araçta kapasite kullanımı yüzde 61 oldu

Otomotiv Sanayii Derneği’nin (OSD) Ocak-Temmuz verilerine göre, yılın ilk 7 ayında otomotiv üretimi bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 11 artışla 705 bin 79 adet, otomobil üretimi yüzde 2 artarak 449 bin 550 adet oldu. Aynı dönemde, otomotiv ihracatı adet bazında yüzde 7 artarak 512 bin 320 adet olurken, otomobil ihracatı ise yüzde 3 azaldı ve 332 bin 874 adet oldu.

Ocak-Temmuz döneminde toplam pazar ise, geçen yıla göre yüzde 31 artarak 461 bin 730 adet düzeyinde gerçekleşti. Bu dönemde, otomobil pazarı yüzde 27 arttı ve 346 bin 636 adet oldu. Son 10 yıllık ortalamalar dikkate alındığında Ocak-Temmuz döneminde toplam pazar yüzde 6.4 ve otomobil pazarı yüzde 10 arttı. Ağır ticari araç pazarı yaklaşık yüzde 4 azalırken, hafif ticari araç pazarı ise 10 yıllık ortalamanın paralelinde gerçekleşti ve yüzde 2 azaldı.

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre, Ocak-Temmuz döneminde toplam ihracattan yüzde 13.5 pay alan otomotiv sanayisi yılın ilk 7 ayını lider tamamladı.

Bu arada söz konusu dönemde, otomotiv endüstrisinin kapasite kullanım oranı yüzde 62 oldu. Araç grubu bazında kapasite kullanım oranları ise hafif araçlarda (otomobil + hafif ticari araç) yüzde 61, ağır ticari araçlarda yüzde 58, traktörde yüzde 76 seviyesinde gerçekleşti.

Ticari araçta artış

Ocak-Temmuz döneminde ticari araç üretimi bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 30 artış gösterdi. Bu dönemde, ağır ticari araç grubunda üretim yüzde 56 artarken, hafif ticari araç grubunda üretim yüzde 28 arttı.

Yılın ilk 7 ayında, toplam ticari araç üretimi 255 bin 529 adet olarak gerçekleşti. Pazara bakıldığında ise, Ocak-Temmuz döneminde bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla ticari araç pazarı yüzde 95, hafif ticari araç pazarı yüzde 40 ve ağır ticari araç pazarı yüzde 112 arttı. Özellikle ağır ticari araç grubunda bir önceki yıla göre artış gerçekleşmesine rağmen baz etkisi dikkate alındığında 2015 yılına göre kamyon pazarı yüzde 31, otobüs ve midibüs pazarı yüzde 31 oranında daraldı.

Yazının devamı...

Matrah değişti indirim kapıda

14 Ağustos 2021

Otomobillerde ÖTV oranlarına esas matrah limitleri Cumhurbaşkanı Kararı ile değişti. Böylelikle bazı modellerde 60 bin TL’ye varan indirimler bekleniyor

Otomotiv pazarının bir süredir konuştuğu ve beklediği karar önceki gece Resmi Gazete’de yayınlandı, binek otomobillerin Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) matrah limitlerinde değişikliğe gidildi.

ÖTV matrahındaki değişikliğin otomobil fiyatlarına indirim olarak yansıması bekleniyor. Bununla birlikte hangi modelin fiyatının nasıl değişeceği birkaç gün içinde kesinleşecek.

Buna göre, 1600 cm3 silindir hacmine kadar yüzde 45’lik ÖTV diliminde yer alan araçların matrah limiti 85 bin liradan 92 bin liraya çıkarken, yüzde 50’lik ÖTV dilimindeki araçlarda matrah limiti 130 bin TL’den 150 bin TL’ye yükseldi. Motor silindir hacmi 1600 cm3’ü geçen, 2000 cm3’ü geçmeyen binek otomobillerdeyse vergi matrahı 85 bin-135 bin TL aralığından 114 bin-170 bin TL aralığına yükseltildi. Söz konusu araçlarda uygulanan yüzde 45, yüzde 50 ve yüzde 80’lik ÖTV dilimleri korundu.

Kararda elektrikli otomobillerin ÖTV diliminde de değişiklik yapıldı. Motor gücü 50 kW’ı geçip silindir hacmi 1800 cm3’ü geçmeyen elektrikli araçlarda yüzde 45’lik ÖTV diliminin üst sınırı 114 bin lira olarak belirlendi. 114 bin lira ile 170 bin lira arasında değere sahip olan araçlar için ise yüzde 50 ÖTV uygulanacak.

İndirimler değişiyor

Söz konusu değişiklikler sonrası pek çok markanın fiyat listeleri değişirken, modellere göre fiyat düşüşlerinin 50-60 bin TL’ye ulaşabildiği dikkat çekti. Bununla birlikte indirimlerin, ikinci el piyasasında da fiyat oynamalarına neden olabileceği belirtiliyor. Çip krizi nedeniyle araç bulunurluğunun sorun olmaya devam ettiği bir dönemde yapılan bu değişikliğin, özellikle yerli üretim modelleri avantajlı kılması da bekleniyor.

Yazının devamı...

Megane ile 800 istihdam gelecek

9 Ağustos 2021

Geçtiğimiz günlerde açıklanan ve Renault Megane Sedan’ın Karsan tesislerinde üretilmesine ilişkin anlaşmanın, Karsan’a 800 dolayında ek istihdam getirmesi planlanıyor

Bursa’da yer alan fabrikasında aynı zamanda iş birliği yaptığı markalara ait modelleri de üretmeye devam eden Karsan, geçtiğimiz günlerde Renault ile de benzer bir anlaşmaya imza atmıştı.

Hatırlanacağı üzere Karsan ile Oyak Renault arasında yapılan anlaşmayla, 2022’nin sonundan itibaren güncel Megane Sedan üretimi, 5 yıl süreyle Karsan’ın tesislerinde gerçekleştirilecek. İki şirket arasındaki iş birliğiyle yıllık 55 bin adet Megane Sedan üretilmesi öngörülüyor. Karsan, Megane Sedan için Oyak Renault adına 210 milyon TL yatırım yapacak ve üretilen araç başına da bir gelir elde edecek. Bu anlaşmanın bir katkısı da, 800 civarında ilave çalışan istihdamı olacak.

Söz konusu anlaşma sayesinde, üretim yelpazelerine binek otomobili de eklediklerini ifade eden Karsan CEO’su Okan Baş, “Bu güçlü iş birliği, uluslararası otomotiv firmalarının hem ülkemize olan yatırım kararlılığını hem de Karsan’ın üretim yetkinliği ve becerisine olan güvenini açıkça bir kez daha gösteriyor. Ayrıca, bugüne kadar ticari araçta uzmanlaşmış şirketimizin Oyak Renault için bir binek otomobil üretecek olması da esnek ve çevik üretim kabiliyetimizi kanıtlıyor” diye konuştu.

Teknolojik atılım

Karsan’ın son 4 yılda yüksek teknoloji atılımı yaptığını ifade eden Karsan CEO’su Okan Baş, şöyle devam etti:

“İki ayaklı bir strateji izlemeye devam ediyoruz. Bir yandan, kendi markamıza ait toplu taşıma araçlarını yüzde 100 elektrikli ve otonom olarak geliştiriyoruz. Diğer yandan da üretim deneyim ve kabiliyetimiz sayesinde farklı markalara ait üst düzey modellerin üretim süreçlerini fabrikamızda üstlenebiliyoruz. Son olarak Oyak Renault iş birliği bu stratejimizin ne kadar sağlıklı devam ettiğini gösteriyor.”

Yazının devamı...